Kazdağları’nın eteklerine saklanmış, doğallığını koruyan küçük bir Ege köyü Adatepe. Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, zeytin ağaçlarının gölgesinde yükselen bu yerleşim yeri, ziyaretçilerini modern dünyanın karmaşasından bir kalkan gibi koruyor. Günümüzde pek çok turistik mekânın çoğu fazlaca parlatılırken, Adatepe hâlâ kendi hâlinde, kendi ritminde. Bu dokunulmamışlık, köyü sadece bir gezi noktası değil, aynı zamanda bir ruh dinlendirme durağı haline getiriyor.
Adatepe’ye girdiğinizde taş evlerin sade ama etkileyici varlığı sizi karşılıyor. Rum ve Türk mimarisinin sentezi olan bu yapılar, asırlık yorgunluklarını zarafetle taşıyor. Sokaklar biraz dağınık, biraz sürprizli… Ama köyün karakteri de tam olarak burada. Her köşede karşınıza çıkan asırlık çınarlar ve tarihi çeşmeler, sizi geçmişe doğru kısa bir yolculuğa çıkarıyor. Huzuru sadece görsellikte değil, Kaz Dağları’ndan gelen esintide de hissediyorsunuz. Köyün girişinde, taş evlerin arasında hafif bir rüzgâr dolaşıyor. Sanki “Hoş geldin, yavaşla.” diyor gibi. Burada zaman ağır çekim akar. Saat kaç diye düşünmüyorsun bile; düşünsen de bir anlamı olmuyor. Artık zamanı sadece güneşin konumu ve kuşların sesi belirliyor…
Adatepe’nin Lezzet Durakları ve Meşhur Dondurması

Adatepe’nin restoran ve kafeleri, taş mimarinin doğal bir uzantısı gibi sizi karşılıyor. Yemyeşil bahçeleri, sade masaları ve huzur dolu atmosferiyle bu mekânlar, her köşesinde ayrı bir dinginlik sunuyor. Adatepe’nin dondurma tezgâhları ise başlı başına ayrı bir keşif yolculuğu. Gerçek malzemelerle hazırlanan dondurmalar arasından özellikle kozalaklı ve kakuleli dondurma, mutlaka denemeniz gereken tatlar arasında yer alıyor. Bu özgün lezzetleri Zeus Dondurma‘da keşfedebilirsiniz.
Adatepe Neden Bu Kadar Huzurlu?

Adatepe’nin en büyük sırrı, aslında sadece “köy gibi kalmayı başarması”. Burada ne turistik kalabalıkların yorucu baskısı var ne de şehir düzeninin o bildiğimiz yapaylığı… Hiçbir şeyin zorla güzelleştirilmemiş olması, insan ruhunu hemen içine çekiyor. Çünkü burada taş evler hâlâ taş ev; sokaklar ise hâlâ gerçek birer köy sokağı.
Pencerelerdeki tüller, kapı önündeki iki saksı çiçek, köşede unutulmuş bir sandalye… Adatepe’de her şey tam da olması gerektiği gibi; ne fazla, ne de eksik. Bir sokaktan diğerine geçerken bazen “Aa, burası nereden çıktı?” diye kendi kendine gülüyorsun. Bu tatlı şaşkınlıklara ise her sokakta karşınıza çıkan o meşhur kediler eşlik ediyor; sakin, özgüvenli ve köyün atmosferine ruh katan sevimlilikte.
Adatepe’ye Ne Zaman Gidilmeli?

Adatepe’yi ziyaret etmek için en ideal zamanlar ilkbahar ve sonbahardır. Özellikle bu mevsimlerde hava hafif serinler. Yazın o yoğun kalabalığı ise yerini derin bir sessizliğe bırakır. Böylece köyün kendine has sesini çok daha net duyarsınız. Kaz Dağları’ndan gelen taze hava, her adımda size eşlik eder.
Ayrıca burası, modern insanın o bitmek bilmeyen acelesinden sizi hızla uzaklaştıran nadir duraklardan biri. Tatil planlarınızı yaparken gezilecek yerler listenize Adatepe’yi eklediğinizde, kendinize aslında büyük bir yavaşlama alanı açmış oluyorsunuz. Çünkü bazen sadece bir köşeye oturup rüzgârı dinlemek, binlerce sayfa kitap okumaktan çok daha fazla şey anlatıyor insana. Bu sakinlikte kaybolmak, ruhunuzu dinlendirmek için yeterli bir sebep…
Editör: Cemre Kayra







Bir Cevap Yazın