Kedi Gibi İyileşmek
Hani çok kötü bir gün veya hafta geçirirsiniz ve sizi motive edecek, iyi hissettirecek bir şeyler ararsınız ya; benim için genel anlamda hayvanlar —özellikle hayatımın son dönemlerinde— böyle bir yere sahip hale geldi.
Bu yazıda, popüler kültürde sıkça yer alan “hayvanların fiziksel ve mental sağlığa iyi geldiği” yönündeki araştırmalara yer vermek yerine, hayvanların benim üzerimdeki etkilerine, kişisel deneyimlerime ve hislerime odaklanacağım. Zira bu tür araştırmalara artık her yerde ulaşılabiliyor. Öyle ki şu anki yüksek lisans tezimi de bu konuyla ilgili yazıyorum: Evcil hayvanlar gerçekten hayatımızdaki stresi, yaşam doyumunu ve sorumluluk bilincimizi etkiliyor mu? Bazı araştırmalar olumlu etkiler gösterirken, bazıları etkisiz ya da olumsuz sonuçlar ortaya koyuyor. Fakat belirttiğim gibi, bu yazının konusu bu değil. Yine de tezim yayınlandığında buraya link bırakacağım.
Farkındalığın Yükü
Kötü bir hafta geçirdim. Ölümle ilgili fazlasıyla farkındalık kazandığım, bu farkındalığı kazanmamış olmayı dilediğim günlerdeyim. Farkındalık genelde “iyi bir şey” olarak anlatılır; ama bazen iyi hissettirmeyebilir.
Yaşanan olayları olduğu gibi ele almak en güzeli. Ama bazen insan, olanı olduğu gibi kabul etmek yerine daha kapsamlı düşünmeye başlar:
“Eğer ölüm varsa bu dünyada, neden bu kadar düşünüyorum ki bir şeyleri?”
“Neden bu kadar kafa yoruyorum, hırs yapıyorum? Gerek var mı gerçekten?”
“Yaşayıp gideceğiz işte…”
İşte bu farkındalığın iyi mi, kötü mü olduğuna karar veremiyorum.
Kalp Kırıklıkları ve Ruhsal Sığınaklar
Yaşanan kalp ve hayal kırıklıkları, ölüm, beklentilerin boşa çıkması, başarısızlıklar… Ardından insanın kendini iyi hissetmek için bir şeyler yapması gerekiyor çoğu zaman. Yapmazsan —hele de benim gibi depresif bir kişiliğe sahipsen— işler genelde kötüye gidiyor. 🙂
Kendini iyi hissettiren şeyleri bulmalısın. Müzik, dizi/film izlemek, yeni içerikler keşfetmek gibi şeyler… Bunlardan biri benim için, özellikle birkaç senedir, kuşlar ve kediler oldu.
Kuşlarımı kaybetmek kalbimi çok kırsa da, onlarla geçirdiğimiz zamanlar çok keyifliydi. Şimdi bir kuş ve iki kediyle olan etkileşimim de aynı şekilde. Gidişleri çok kırıcı olacak, daha şimdiden belli… Ama elden ne gelir ki? Var olan zamanı dolu dolu geçirmek ve güzel anılar biriktirmek gerek.
Kedilerle İyileşen Bir Ruh



Kendimi her kötü hissettiğimde ve eve geldiğimde kedilerime sarılacağımı bilmek, kuş seslerini duymak, onları sadece görmek bile beni iyi hissettiriyor.
Hatta öyle ki, bir tarafta ağlarken bir kedi gördüğümde modum hemen değişiveriyor. Gülerim bile. İlla kendi kedim olmasına gerek yok; herhangi bir kedi de olabilir. Enerjileri insanı iyileştiriyor gibi geliyor.
Tabii kedilerin insanların bazı ağrılarını iyileştirdiği, bazı hayvanların kişinin üzüntüsünü algılayabildiği gibi bilgiler de mevcut. Ama bu, bu yazının konusu değil.
Önemli olan, bizi olduğumuz yerden çekip çıkarabilmeleri. Hem de hiçbir özel şey yapmadan. Sadece varoluşlarıyla. Bazı şeyler, yalnızca “var” oldukları için bile yeterlidir.
Kitapçıda Karşıma Çıkan Kedi
Tam bu noktada —madem bu kadar kedilerden bahsetmişken— bir kitap önerisinde bulunayım. Yine bir gün kendimi kötü hissederken (sebebini hatırlamıyorum), kitapçıda dolanıyordum. Kitapçılar beni sakinleştirir, hele ki kendime bir şey alıyorsam daha da mutlu olurum.
O gün, kapağında yalnızca bir kedi olduğu için “Kedi Gibi Düşünmek ve Davranmak” isminde bir kitabı satın aldım. Stéphane Garnier tarafından yazılmış ve kapağında yazdığına göre uluslararası çok satanlar listesine de girmiş. Tabii bunu gören ben, hemen kitabı aldım ve okumaya başladım.

Kitap, “kedi gibi” olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor. Kediler şöyledir, böyledir diyerek onların özelliklerine yer veriyor. İnsanlarda olsa hoşlanmayacağımız bazı özellikleri, kedilerde görünce oldukça mizahi bir durum ortaya çıkıyor ister istemez. Kitabın sonunda bir test de var: “Kedi zekanızı” ölçüyorsunuz. 🐈⬛🤗 Sonuca göre ben henüz yavru bir kediymişim! Yapılacak hâlâ çok iş varmış ama doğru yoldaymışım. 🙂 Kitabın içindeki sözler ve kedi çizimleri de ayrıca çok hoş. Kitabı Garnier’in kedisinden ilham alarak yazdığını biliyoruz. Kediler bir yazarın ilham kaynağı olup çok satan bir kitabı doğurabiliyorsa, modumuzu yükseltmeleri ve bizi iyi hissettirmeleri de gayet olağan bence.
Kedi severlerin mutlaka edinmesi gereken bir kitap. Ama eğer kaygılı, bağımlı, çatışmacı ya da uyumsuz bir karaktere sahipseniz; kedi zekasına sahip olmak için biraz zaman ve çaba harcamanız gerekebilir.💫
🐾 Not:
Bu yazıyı okurken aklınıza gelen bir hayvan dostunuz olduysa, belki ona bir teşekkür borçlusunuzdur.
Sadece varlığıyla sizi iyi hissettiren her şey için bugün minik bir “iyi ki” demeyi unutmayın. 💛







Bir Cevap Yazın