Göz Görmeyince

Göz Görmeyince

Gözlerimiz 3 km mesafeye kadarki gördüğü nesneleri çözebilir. Bu yüksekliği aşan bir yerden aşağıdaki üstü açık arabaları da görebilir, ancak arabanın içinde kaç kişi olduğunu göremeyiz. Tabii ki bu veriler sağlıklı bir gözden bahseder. Bilimsel veriler şöyle dursun 3 km uzağı gören gözler bazen gözünün önündekini bazen aynadaki yansımasından bihaberdir. Anlayacağınız üzere manevi bir görmekten, görülmekten bahsediyorum. Derler ki; bakmak gözlerin, görmek kalbin işidir. Siz hangisisiniz? Sadece öylece bakan ya da gözlerden kalbin yansımasını gören? Belki de aynadaki kendini bile göremeyen? Tıpkı 3 km aşağısına bakar gibi bakarız kendimize. Bazılarımız hala sadece etten kemikten ibaret canlılar olarak görüyorlar kendilerini. Buna kim sebeptir peki; karşınızdaki? Veyahut şahsınız? Kendinizi dövün, suçlayın diye demiyorum ama siz kendinizi görmezken sizi birinin görmesi mümkün müdür?

Göz Görmeyince

‘’Gören gözlere karanlık perde olamaz. Görmek istemeyen gözlere ışık ne yapsın.’’ der Hz. Ali.

Göz Görmeyince

Görünmez olduğunuzu düşündüğünüz zamanlar olmuştur. Özellikle popülaritenin moda olduğuna inanılan şu zamanda. Sessizce köşenizde insanları gözlerken ve konfor alanınızı bozmak istemezken keşke benim içinde uyum sağlamak, iletişimde olmak kolay olsaydı dediğiniz anlar. Kabul edilir olmak, takdir edilmek ve hatta sevilmek için her şeye boyun eğdiniz zamanlar da olmuştur. Üzülerek söylüyorum ki bunun defosu sizlersiniz. Çünkü hayatta birçok şey yansımadan ibarettir. Karşınızdaki insanlar da öyle. Siz kendiniz de neyi görürseniz karşınızdaki sizde onu görmeye başlar. Ve hatta size onu geri yansıtır. Siz kendi kendinize bile çok sıkıcıyım derseniz, kimse sizinle eğlenemez. Anlattıklarım dinlemeye değer bile değil diye düşünmeye başladığınızda, karşınızdakinin susmasınızı beklediğini fark edersiniz. Siz kendinizde neyi eksiltirseniz karşınızda o eksikliği görürsünüz. Sizin kendinize hak görmediğinizi yaradan bile hak görmez. Siz kendinizi nimetten saymazsanız, yaradanın nimetlerinden de mahrum kalırsınız.

Göz Görmeyince

Hep çok sevilmek ve çok kıymet görmek isteriz. Ama biz kendimizi sevmezsek ve kıymetimizi bilmezsek karşımızdakinden nasıl bekleriz? Kendinizi sevmeye başladığınızda sevilmeye başlarsınız ve kendinizi tanımaya, keşfetmeye başlarsanız. Sizi keşfettikleri için keyif alan insanlarla dolar çevreniz. Neticede de görmeye ve görülmeye başlarsınız. İşe kendinizi sevmekle başlayın demiştim. Ekliyorum; kendinize kıymet verin ve kendinizi layık görün. Güzel olan her şeye. O zaman kıymetiniz ve layığınız artar. Bu bir kibir değil. Popüler olursunuzun cevabı da değil, yanlış anlaşılmasın. Aksine etrafınız size benzeyen ve sizinle olmaktan keyif alan seçici ve seçtiğiniz insanlarla çevrilir. Çabasız bir keyif bu. Her cevabın evet olmadığı hayırların anlamlı olduğu keyifli bir çember. Sizin oluşturduğunuz kıymettar bir çember.

Aydınlık için bir mum ışığına imkan vermeyenler, henüz kendindeki ışığı göremeyenlerdir. Işığı görmeyenler ise kendine sadece karanlığı hak görenlerdir.

Görmek isteyenler için bir mum ışığı kafiyken, istemeyenler için karanlık; mumun sönünüşünde bir son.

Unutmayın ki her sönüşün yanışı vardır.

Daima sevgiyle ve kıymetle kalın.

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin