
Tarihin Adı Bilinen İlk Yazarı Enheduanna Adında Bir Kadın
Dünya tarihindeki pek çok “ilk”, gerek eğitimde gerek dijital medyada geniş yer bulmuşken, hakkında çok az şey bilinen bir “ilk” daha var.
Dünya tarihinde adı bilinen ilk yazarın Mezopotamyalı bir kadın olduğunu biliyor muydunuz?
İlk destanın Gılgamış Destanı olduğunu, ilk (Batı) epik şiirin İlyada ve Odysseia olduğunu, yazarlarının ise Homeros olduğunu biliyoruz. İlk denemeyi Montaigne’in yazdığını ve modern anlamda ilk romanın Cervantes’in Don Kişot eseri olduğunu da biliyoruz.
Peki, bilinen ilk şairin aslında Homeros olmadığını, ondan bin yıl önce yaşamış bir kadın olduğunu neden bilmiyoruz?
Araştırmalara göre bilinen ilk şair de yazar da aynı kişi ve bu kişi Mezopotamyalı kadın Enheduanna’dan başkası değil.
Tarihte Bilinen İlk Yazar ve Şair Olan Enheduanna Kimdir?
Kaynaklara göre Enheduanna, MÖ 23. yüzyılda Mezopotamya’da Akad Kralı Sargon’un kızı olarak dünyaya gelmiştir. Sümerlerin Ur şehrinde, Ay Tanrısı Nanna’nın başrahibesi olarak yaşayan Enheduanna, eserlerinde kendi yaşamından kesitler anlatmış; birinci tekil şahıs anlatımıyla tanrıçalar, anneler, işçiler, rahibeler ve yöneticiler hakkında yazmıştır. Ayrıca gördüğü cinsel istismarı da eserlerine aktararak hem kendi hayatına hem de yaşadığı döneme ışık tutmuştur.
Onu tarih için önemli kılan şey yalnızca bilinen ilk yazar ve şair olması değil; aynı zamanda tarihte (bilinen) birinci tekil şahısla yazan ilk kişi olması ve eserlerinin yazarlığını açıkça üstlenmesidir. Enheduanna uzun süre araştırılmamış olsa da, yeni çalışmalarla tarih için önemi yadsınamaz bir isim olduğu ortaya çıkmıştır.
Enheduanna ve Eserleri
Enheduanna, derlemelerinin altına şu notu ekleyerek eserlerinin yazarlığını üstlenmiş ve tarihte adı bilinen ilk yazar/şair unvanını hak etmiştir:
Enheduanna, İnanna’nın Yüceltilmesi adlı eserinde Sümer Kralı tarafından sürgüne gönderildiğini anlatır. Columbia Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeolojisi profesörü Zainab Bahrani’ye göre, bu şiirde alatılan kötü muamele pekala bir cinsel istismar anlatısı olabilir.
Aynı şiirinde kaybettiği mevkisi için Tanrıça İnanna’ya yalvarır ve ona borçlu olduğunu belirtir. Tanrısı sayesinde yüksek rahibe pozisyonunu geri kazandığını ve onun için bu şiiri “doğurduğunu” ifade eder.
Enheduanna’nın bilinen diğer eserleri “İnanna’ya Bir İlahi” ve “İnanna ve Ebih“tir. Bu eserler, ölümünden sonra yapılan kopyalar sayesinde korunmuş ve günümüze ulaşmıştır.
New York’taki Morgan Kütüphanesi ve Müzesi’nde düzenlenen “She Who Wrote: Enheduanna and Women of Mesopotamia, ca. 3400–2000 B.C.” sergisinin küratörü Sidney Babcock’a göre, Enheduanna’nın İnanna’nın Yüceltilmesi eseri ölümünden binlerce yıl sonra bile okullarda okutulmuş, tarih boyunca önemini koruyan bir metin olmuştur.
Peki nasıl oldu da böylesine önemli bir kadının, tarihin bilinen ilk yazar ve şairinin adı, gölgede kaldı?
Enheduanna Neden Duyulmadı?
İlk yazar ve şair olan Enheduanna’nın eserleri 1927’de keşfedilse de, Avrupalı erkek bilginler onun önemini ortaya çıkarmak istemediler. Çünkü o dönemlerde bir kadının edebiyatla ilgilenmesi alışılmadık bir durumdu. Dolayısıyla, eserlerini farklı yorumlamayı seçtiler; eserlerine imzasını dahi atmış bu Mezopotamyalı kadının çalışmalarının gerçekten ona ait olduğuna şüpheyle yaklaştılar. Böylece Enheduanna’nın tarihte bilinen ilk yazar ve şair oluşu gölgede kaldı. Şiirleri unutuldu ve ondan bin yıl sonra yaşamış olan Homeros’a “ilk şair” unvanı verildi.
Konu, kadınların az yazması, az çalışması ya da az üretmesi değil; yaptıklarının gölgede bırakılması ve başarılarının başkalarına ithaf edilmesidir. Onları görmezden gelen tarih yazıcıları ve keşiflerini ciddiye almayan erkek bilginler yüzünden, “az” ve “yetersiz” olmakla suçlanan kadınların başarıları görünmez hale getirildi.
Mizojini, kendini beslemek için bir döngü yaratıyor ve döngünün hatalı olduğunu kabullenmek istemiyor; çünkü kabullenirse gerçekle yüzleşmek zorunda kalacak ve bu, onları “üstün” kılan olguyu yıkacak.
Oysa herkesin her şeyi yapma ve her şeyi başarma kapasitesine sahip olması, bir korku değil, bir ilham olmalı.
Enheduanna’yı ve “İlk”lerin Kadınlarını Konuşmalıyız
Gölgede kalmış pek çok “ilk”e sahip kadınları hatırlamalı, onları konuşmalıyız. Çünkü hatırlanmayı hak ediyorlar. Üstü kapatılmış; toz tutmuş köşelerden onları çekip çıkarmak bir görev. Bir sorumluluk.
“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin?
Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”— Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1925 Kastamonu Konuşması
Kaynakça:
https://www.history.com/articles/the-earliest-known-author-was-a-woman-from-mesopotamia
https://www.themorgan.org/blog/she-who-wrote-enheduanna-and-women-mesopotamia
https://www.forbes.com/sites/margiegoldsmith/2022/11/01/the-worlds-first-author-was-a-woman-not-a-man/







Bir Cevap Yazın