
Kıymet, dilimize Arapçadan gelmiş olup “değer, nicelik” anlamlarına gelir. Nice yani çok fazla. Değer ise Fransızca’dan alıntıdır. Değer taşımak “kadir olmak” sözcüğünden türemiştir. Kadir kıymet bilmek burdan gelir. Peki ya; Kıymet bilmek nedir?
Kıymet bilmek; değer bilmek, nicelendirmek; birçok yapmak.
Önemli kılmak.
Sakınmak ve saklamak.
Şimdi buraya neden geldik? Nereden geldik?
Son zamanlarda kıymetini bilmediğimiz, kaybettiğimiz o kadar çok şey var ki hatırlanması gereken! Şimdilerde hepimizin elinde küçük ekranlar, anı kovalamaca peşindeyiz. Kızamıyorum bize çünkü bazen geri dönüp bakmak istediğimizde o anlardan hatıralar görmek çok iyi geliyor. Sadece denge. Yine denge evet. Çünkü bazılarımız gerçekten anı yakalamak değil kovalamak peşinde gibiler. Bir yarış hali içinde. Günlük rutinde bile sahip olduğumuz değerleri öyle sıradanlaştırıyoruz ki şükran duymak şöyle dursun varlıklarını unutuyoruz. Alışıyoruz çünkü orda olmalarına.

Kişiler, mekanlar, olaylar. Hepsi birer silik siluetten ibaret. Çok isteyerek aldığımız bir eşyayı sahip olduktan sonra kaçımız üstündeki varlığını hatırladı? Ya da ilk kez gitmediğiniz bir yerin manzarasına kaçınız tekrar tekrar hayran kaldı? Kaçınız aynı dikkatle baktı uzun uzun tadını çıkararak? Halbuki bir manzara hiçbir zaman aynı değildir. Bazen bulut değişir, yeşilin tonu açılır. Gökyüzü griye çalar. Yağmurun kokusu değişir. Belki bize eşlik eden bir çift göz değişir. Değişir yani. Anda kalmak ya da anı yaşamak hep. Bütün mesele bu. Sonmuş gibi yaşamak her anı.

Kıymet vermek, kıymet bilmek. Değer vermek, değerini bilmek yanındakinin, üstündekinin veyahut yediğinin. Aldığın nefesin, zamanın. Yitip gidenin, gelecek olanın. Yukardakinin bazen sahip olduklarımızı bize kaybettirip geri vermesinin yegane sebebi budur. Kıymet bilmek. Öyle de olur. İkinci bahar misali. O zaman nasıl da sakınıp saklarız bir güzel pamuklara sarıp. Unuttuğumuz bir şey var ama; her zaman aynı kalmaz, bazı şeyler geç kalırız. İş işten geçmiş olur. Zamanında kıymet bilmediklerimiz alınır bizden acı acı geri verilmemek üzere. Doğru zaman geçmiş olur ya da doğru kişi hayatınızdan. Hayat hepimize ikinci bir şans tanımaz.
Siz size verilenin kıymetini kaybedince anlayanlardan olmayın. Kıymetini bilin sağlıklı bir bedende yapabileceklerinizin ve aşabileceklerinizin gücünü kendinizde. Kolay şeylerden bahsetmedim hiç bugüne kadar. Güzel olan, kıymetli olan ne varsa zordur zaten.
O yüzden yalnızca koparıldıktan sonra kokan papatyaları değil, dalındakileri de sevin ve değerleri öldükten sonra anlaşılan yazarlara hayattayken de kıymet verin.







Bir Cevap Yazın