
Tarihteki en eski kaynaklarda tesadüf; “buluşmak, rast gelmek, aramaksızın bulmak”tır.
‘Aramaksızın bulmak’ tam olarak işin büyüsünü tanımlar. Büyü diyorum çünkü tesadüf biraz da büyüdür. Denk gelişlerin büyüsü. Ya da zaten oluşların büyüsü. Suyun akışı gibi. Yaşamımızdaki denk gelişlerimizde, rastlaştıklarımızda karşı konulmaz ve durdurulamaz. Su akar ve yolundadır. Biz de o yolda aslında zaten olması gerekenleri görür, yaşar ve yola devam ederiz.
Yaşamımdaki belki de en keyifli anların tümü başıma gelen tatlı tesadüflerdir. Son birkaç saat kalmış bir konsere rastgele bilet bulmak gibi bazen. Bazen öylesine gittiğiniz bir restoranın etkinlik gününde bi’ stand-up gösterisine denk gelmek gibi. En yakın arkadaşınız olacağını bilmeden yan yana ilk iş gününe yaptığınız yolculuk gibi bazen de. Tarihteki kıymetli aşıkların karşılaşmaları gibi. Düşman iki ailenin çocukları olan Romeo’nun Juliet’i bulması gibi. Hesapsız, plansız ve büyülü.

“Tesadüf diye bir şey yoktur. Her yol önceden belirlenmiş. Her şey, olması gerektiği zamandadır. Dünya sanki, sayısız iplikle dokunmuş bir halıymış gibi.” (Dark)
Derler ki tesadüf Tanrı’nın gizli kalma şeklidir. Kadere inananlar, tesadüflere inanmazlar. Ben de onlardanım. Tesadüf dediğimiz şey zaten olması gerekenlerdir. Denk düştüklerimizde hep bir anlam vardır. İnsanlar öylesine girip çıkmaz mesela hayatınıza. Hepsinden almanız gerekenler vardır. Acı tatlı rast gelişler. Her şey insan için. Her şey bizi takipte. O yüzden pişmanlıklarınızı büyütmeyin olur mu? Çünkü hepsinin size bir hayrı var. İyi şeyler unutulabilir ama kötü şeyler hep hatırlanır. İyi ki’leriniz hep çok olsun. Ama bazen pişman da olun. Keşke demek için pişmanlık duymak gerekir çünkü. Peki keşke demek doğru mudur? Evet! Keşkelerimiz olmasını dilediklerimizdir çünkü.
Ne istediğinizi bilmek için istemediklerinizi de bilmeniz gerekmez mi? Tatmadığınız bir yemeği sevip sevmediğinizi bilemezsiniz. Bi’ ısırık almak şarttır. Şans vermek gerekir. Bunu sevmiyorum demek için de yaşayıp görmek gerekir. Biraz tersten düze bakınca veyahut çok az geriden büyük resme bakınca nasıl da değişip dönüşüyor her şey. Bazen her şey karanlık göründüğünde gözünüze, yüzünüzü ışığa dönün.
Ve sona varmışken, fikrimce kader tesadüflerden ibarettir. Umarım ömrünüzde hep kıymettar tesadüflere denk düşersiniz.







Bir Cevap Yazın