Hayatımızın her alanında iletişim gereklidir; gerek kendimiz ile gerekse diğer insanlarla…

Transaksiyonel analiz, çocukluk deneyimlerimizin hayatımızı nasıl etkilediğini ve diğer insanlarla nasıl iletişim kurduğumuzu üç ego durumu üzerinden anlatan psikolojik bir iletişim kuramıdır. Hem kendimizle hem de insanlarla yaptığımız uyaran ve tepki iletişiminden, yani transaksiyonlardan oluşur. Kendimizi analiz etmek, kendimizi tanımamıza yardımcı olur; aynı zamanda diğer insanları da daha iyi anlayabiliriz.
Eric Berne’nin geliştirdiği transaksiyonel analiz kuramı, içimizdeki üç ego durumumuzdan bahseder. Peki bunlar nelerdir ve ne şekilde hayatımızda kullanabiliriz?
Ebeveyn Ego Durumu

Yaşamımızdaki ebeveynlerimizden veya ebeveyn figürlerinden öğrendiğimiz davranışsal kalıplardır. Gördüğümüz, duyduğumuz ifadeler ebeveyn kayıtlarımıza yerleşir ve ebeveyn benliğimizi oluşturur.
- Eleştirel Ebeveyn: İletişimde eleştiren, yargılayan katı kurallar koyan yanımızdır. Örneğin, karşımızdakinin en ufak hatasında onu yargılayarak suçlayıcı konuşmamız.
- Koruyucu Ebeveyn: Kişiyi kollayan, destekleyen yanımızdır. Endişe nedeni ile fazla koruyucu olabiliriz ve bu durum karşı tarafın gelişimini etkileyebilir. Örneğin, ödevinde zorlanan çocuğunun ödevini öğretmek yerine üstlenen ebeveyn.
Yetişkin Ego Durumu

Çocuk ve ebeveyn ego durumumuz arasındaki mantıklı iletişimi sağlayıp düzenleyici olarak görev alır. İki ego durumunun verilerini toplar. Akılcı ve mantıklı davranıp sorumluluk alır. “Şimdi ve burada”ya, sorun çözmeye ve karar almaya odaklıdır.
Bir kişinin yetişkin benlik durumunda olması en mantıklı yoldur.
Çocuk Ego Durumu

İçimizdeki hisseden çocuk yanımızdır. Yaratıcılığımız, merakımız, duygularımız, isteklerimiz ve ihtiyaçlarımız çocuk kayıtlarımızın içerisindedir.
- Doğal Çocuk: İçinden geldiği gibi, mantık aramadan davranır. Örneğin, istediği oyuncağı alamamış bir çocuğun kendini yere atması.
- Uyumlu/Uygulu çocuk: Otorite figürüne uyum sağlayan çocuktur. Karşı çıkanlar “asi çocuk”, boyun eğenler ise “uslu çocuk”tur.
- Küçük Profesör: Meraklı, sürekli yeni bir şeyler keşfetmek isteyen araştırandır ve bu yüzden bize yeni yollar açmış olur.
Bu üç ego durumunu günlük hayatta nasıl uyguluyoruz?
Bir vaka örneği ile kolayca açıklayabiliriz.
- Ebeveyn benlik durumu: “Biri sana karşı bağırdığında aynı ses tonu ile cevap vermemelisin.”
- Çocuk benlik durumu: “Ama öfkeleniyorum ve ona çok kızıyorum, konuşmak istemiyorum.”
- Yetişkin benlik durumu: “Yapılabilecek en doğru karar, hem onun hem benim sinirimin dinmesi için konuşmayı başka bir zamana bırakmaktır. Bu süreçte konu üzerine detaylı düşünebilirim.”
Transaksiyonlar
İletişim içerisinde temas, iletisi vermek ve almaktır.
Uyarıcı + Tepki = Transaksiyon
- Paralel Transaksiyon (Tamamlayıcı): İki bireyin, karşı taraftan beklenen ego durumu ile iletişim kurmasıdır. Bu transaksiyonda iletişim kesilmeden devam eder. Örneğin, ebeveyn ego durumundaki anne tarafından çocuğa odasını toplaması istenir. Çocuk ego durumundaki çocuk ise şimdi toplayacağını söyler. Bu cevap ebeveyn ego durumunun beklediği cevap olduğu için tamamlayıcıdır.
- Çapraz Transaksiyon (Kapalı): Karşı taraftan beklenen ego durumu ile yanıt verilmemesidir. Eğer ego durumu değişmezse iletişim kesilir. Bir önceki örnekte olduğu gibi ebeveyn ego durumundaki anne, çocuğundan odasını toplamasını ister. Çocuk ise odasını böyle daha iyi kullandığını ve kendine göre düzenlediğini söyleyip yetişkin ego durumundan konuşur. Bu cevap ebeveyn ego durumunun beklediği cevap değildir.
- Gizil Transaksiyon (Çift): İletişim, başka bir ego durumunun altından verilen gizli bir mesaj içerir. Mesaj söylenir ama bireyin beden dili bize gizli mesajı verir. Örneğin, yönetici çalışanına bu işi çok güzel yaptın derken aynı zamanda beden dili (dudak bükme veya göz devirme) ile de eleştirir. Bu alttan verilen gizli mesajdır.
Bazen basit bir konu olduğu halde karşı tarafın neden kızdığını anlayamayız; bunun sebebi transaksiyonlarımızın kesişmesi olabilir. Berne’e göre kesişen transaksiyonlar evlilikte, sosyal ve mesleki yaşamda yanlış anlaşılmalara sebep olur.
Temas İletileri

Transaksiyonel analizde temas iletileri, bir kişinin orada olduğunu fark etmesini sağlayan herhangi bir davranıştır. Mesela sabah birine “Günaydın” diyerek ona temas iletisi vermiş olursunuz. Sözlü veya beden dili ile olabilir.
Her insan fark edilmeye ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaçlara Berne tarafından temas açlıkları denmiştir.
- Uyarılma Açlığı: Fiziksel veya zihinsel bir temas gerektirir.
- Tanınma Açlığı: Başkalarının bizim varlığımızı hissettiklerini bize iletmeleri, yani varlığımızın onaylanmasını gerektirir.
- Yapılandırma Açlığı: Kendimizin veya başka birinin hayatında etki yaratmamızdır.
Sıcak yumoşlar ve soğuk dikenler adında iki temas iletisi türü vardır.
- Sıcak Yumoşlar: Birine verilen olumlu içerikli mesajlardır. Örneğin; o gün çok stresli bir olay yaşıyorsanız ve arkadaşınız size “Bugün çok iyi görünüyorsun.” der ise bu destekleyici bir mesajdır. Sizi iyi hissettir.
- Soğuk Dikenler: Kişiyi değersiz hissettiren mesajlardır. Örneğin; çok utanarak yaptığınız bir sunumda sesiniz kısık şekilde konuştuysanız ve geri bildirim olarak “Kısık sesle konuşursan seni kimse dinlemez.” denseydi bu sizi incitirdi.
Temas iletileri gerçekten bir ihtiyaç mıdır?
Bebekler üzerinde yapılan deneyler bunu kanıtlar niteliktedir. Besin açısından iyi beslenen ama hiç temas iletisine maruz kalmamış bebekler zayıflayıp ölmüştür. Az besin ve yeterli temas ile büyüyen bebekler daha sağlıklı gelişmişlerdir. Bu, 2. Dünya Savaşı sonrasında yapılan deney bize temas iletisinin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Bu konu ile ilgili makaleler yazmış olan René A. Spitz’i inceleyebilirsin. 😇
Yaşam Pozisyonları

Harris’e göre transaksiyonel analizde çocukluk deneyimlerimiz sonucunda şekillenen dört yaşam pozisyonu vardır. Bu pozisyonlar kendimiz hakkında nasıl hissettiğimizi ve başkaları ile nasıl iletişim kurduğumuzu belirler:
- Ben OKEY değilim, Sen OKEY’sin: Bebeklikte kendini bakıma muhtaç hissetmenin getirdiği durumdur. Kişi kendini diğerlerinden daha az değerli ve yetenekli hisseder. Diğer insanları her zaman kendinden üstün görür. Kişilerden sürekli bir onaylanma bekler. “Ben yetersizim, sen benden daha iyisin.”
- Ben OKEY değilim, Sen OKEY değilsin: Çocukların temastan yoksun olduğu pozisyondur. Çocukken verilen cezalandırmalar yüzünden kendisinin iyi olmadığını düşünen çocuk, diğerlerini de iyi görmez. Kişiler hayata karşı umutsuzdurlar. İnsanlara karşı güvensiz hissederler. “Ben bir şey yapamıyorum, sen de yapamazsın.”
- Ben OKEY’im, Sen OKEY değilsin: Çocukluğunda kötü muamele görmüş çocuklar bu pozisyondadır. Çoğu travmanın bu pozisyonda olduğu tahmin edilebilir. Tek başlarına daha iyi olduklarını düşünürler. Kendilerini diğer insanlardan üstün görür ve küçümserler. “Bensiz hiçbir şey yapamazsın.”
- Ben OKEY’im, Sen OKEY’sin: Tüm pozisyonlar arasındaki tek bilinçli olan pozisyondur. Kişiler hayata ve insanlara güvenmeyi seçer. Çevreye değer ve sevgi verirler. Sorumluluktan kaçmazlar ve çözüm ararlar. Hayata karşı iyidirler. “Ben değerliysem, sen de değerlisin.”
Not: Yaşam pozisyonları hakkında daha fazla bilgi edinmek istersen Thomas Harris tarafından yazılmış Ben Okey’im, Sen Okeysin kitabını okuyabilirsin. 😇
Transaksiyonel analiz özünde bize ne söyler?
- Her insan OKEY’dir. Her insan tam, yeterli ve değerlidir.
- Herkesin düşünme kapasitesi vardır. Herkes çevresinde ne olup bittiğini fark edebilir. Sorunların çözümüne dair fikir üretebilir.
- Yaşamda herkes kendi kararını belirleyebilir. İnsanlar hayatlarında neler yapacaklarına karar verebilir ve isterse onları değiştirebilir.
Her insan kendi hayat kararlarıyla tam ve yeterlidir. Unutma, ben okeysem sen de okeysin! 🙌
Sevgiyle ve Dengeyle Kalın…😇
Kaynakça:
- https://dergipark.org.tr/en/pub/aujef/issue/60309/769576
- https://en.wikipedia.org/wiki/Ren%C3%A9_Spitz
- Alvyn F. & Margaret F. (2015). The New TA for Kids and Grown-Ups Too: Powerful Techniques for Developing Self-Esteem. (O. S. Dalkılıç, Çev.) Ankara: Serbest Kitaplar
- Bediz K. (2023). Transaksiyonel Analiz ile Liderlik Öyküleri. İstanbul: Pozitif Yayınevi







Bir Cevap Yazın