Dünya kadın hakları günü, her yıl 5 Aralık’ta kutlanan; kadınların, erkeklerle eşit haklara sahip olduğunun öneminin vurgulandığı dayanışma günüdür. Zaman ilerledikçe, kadın hakları teorik olarak artırılsa da, uygulama alanında kısıtlar yaşanıyor. Birçok kadın, eşlerinden ve ailesinden korktuğu için hukuki alanda hakkını arayamıyor, birçok kadın gençliğini yaşayamadan erken yaşta evlendiriliyor, birçok kadın yakınları tarafından öldürülüyor, dünyada her 60 dakikada 5 kadın ölüyor…

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü Ne Zaman Ortaya Çıktı?

5 Aralık Kadın Hakları Günü Tarihçesi

Kadın hakları kavramı, rönesans dönemine kadar uzanır ancak 19. yüzyılda büyük önem kazanmıştır. Fransız devriminden sonra ortaya çıkan ekonomik ve sosyal baskı nedeniyle, insan haklarının güvence altına alınması adına 1789 yılında Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi yayınlanmıştır. Bu bildirgenin, kadın haklarını yeterince güvence altına almadığını düşünen Olympe de Gouges insan hakları bildirgesinden ilham alarak Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni yayınlamaya karar vermiştir. Bu bildirge, kadınların politikaya atılmasının ilk ve önemli bir adımı sayılmıştır. Gouges, toplumun ve iktidarın ahlaki yönden yozlaşmasının nedeni; kadınlara gereken hakların yeteri kadar tanınmadığından kaynaklandığını açılış konuşmasında bildirmiştir.

5 Aralık dünya kadın hakları günü

Ülkemizde ise; Cumhuriyetimizin kurucusu, Ulu Önder Atatürk, tüm vatandaşların ve kadınların haklarını özgürce kullanabilmesi adına, siyasi ve sosyal alanda devrimler yapmıştır. 1926 yılında çıkarılan Medeni Kanun, 1934 yılında kadınlara getirilen Seçme ve Seçilme Hakkı, 1937 yılında getirilen laiklik ilkesiyle egemenliğin millete ait olduğu, her alanda kadının ve erkeğin eşit olduğunun altının çizilmesi ile kadın haklarının önemi şahlanmış, eğitim ve siyasi alanda başarılarıyla tarihe adını yazdıran kadınlar ortaya çıkmıştır.

Dünyada Kadın Olmak!

Hak eşitliği demek, kadınların ve erkeklerin kamusal ve özel alanda eşit olması demektir. Yıllardır kadınların verdiği mücadele bu eşitliğin yeteri kadar sağlanamadığı yönündedir.

Anayasamızın 10.maddesinin ‘’Kanun Önünde Eşitlik’’ ilkesi kapsamında kadınlar, eşit haklara sahiptir. Devlet ise bu hakları, ayrımcılık gözetmeksizin korumak yükümlülüğündedir.

Ülkemizdeki ataerkil yapı nedeniyle kadınların ne siyasi alanda ne de özel alanda haklarına saygı duyulmuyor. Özel alanda kadınlar, yakınları tarafından psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalıyor. Dünyaya baktığımızda Doğu Türkistan’daki Uygur Türkü kadınları Çinliler tarafından zorla evlendirilip sırf Türk oldukları için işkenceye maruz kalmaktadır. İran’da ise kadın hakları ihlali gittikçe artıyor; Mahsa Amani’nin öldürülmesi, İran’daki kadın direnişinin artmasına sebep oldu. İran yönetimimin olayları bastırmak için verdiği emirle yine birçok kadın öldürüldü.

Türkiye’de ise 2022 yılında 356 kadın, boşanmak istediği eşleri, sevgilileri ve yakınları tarafından canice öldürüldü. Kadın hakları ihlaline yönelik atılım olarak Türkiye öncülüğünde hazırlanan İstanbul Sözleşmesi, 2014 yılında yürürlüğe girmiş, kadın hakları konusunda birçok atılıma vesile olmuştur. Fakat daha sonra sözleşmenin feshedilmesiyle ilerlemelerin önüne geçilmiştir.

Özgürlük Mücadelesi Veremeden Hayatını Kaybeden Kadınlar Var!

Bu özgürlük mücadelesi; sosyal haklarının peşine düşen, özgürlük meşalesini sabırla yakmak isteyen, eşi ile boşanıp kendine yeni hayat kurmaya çalışan, sevmediği insana hayır dediği için can veren, eve dönerken tanımadığı tarafından bıçaklanan ve daha bilmediğimiz birçok canice canına kast edilmiş kadınların mücadelesi..

5 Aralık dünya kadın hakları günü

Kadın Hakları İhlalinin, Şiddet Eylemlerinin Nasıl Önüne Geçebiliriz?

İnsan hakkı ihlali olan şiddet eylemlerinin meşru olarak kabul edilmesi, şiddet eylemlerini artırdı. Zaman geçtikçe kadın haklarının ihlal edilmesi toplumda normal bir durum gibi karşılanmaya başlandı. Cinsiyet eşitsizliğinin, tacizin, tecavüzün, şiddet eylemlerinin önüne geçmek için yargıya düşen görev; ceza ve cebir işlemlerinin arttırılması, hakkını aramaktan korkan kadınlara maddi ve manevi anlamda gerçekten destek olunması, haklarının nasıl kullanacağını bilmeyen kadınlara gerekli eğitimler verilmesi, kadın cinayeti ve şiddet suçlarının önlenmesi yönünde yeni stratejiler ve güvenlik önlemlerinin gerçekleşmesi gerekmektedir.

Toplum olarak bize düşen görev ise; kadınlar üzerinde oluşturulmaya çalışılan yersiz algılara karşı mücadele etmektir. Toplumsal olarak bilinçlenmeli ve zor durumda olan kadınlara gerekli destekte bulunmalıyız. Bugün, ölmesine göz yumduğumuz her kadının yerinde yarın biz olabiliriz.

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin