İkonik İhanet Yahuda’nın öpücüğü. 

Bir öpücük normalde sevgi, bağlılık ve şefkati kavramlarını sembolize eder. Sanat tarihi ve sinemadaki öpücüklere baktığımızda burada işler biraz değişiyor. Sanat tarihinde öyle bir öpücük vardır ki, tüm bu anlamları tersyüz ederek tarihin en ikonik ihanetine dönüşür: Yahuda’nın öpücüğü. 

İncilde anlatılana hikâyeye göre Yahuda İskoriot, Romalı askerlere İsa’yı teşhis ettirmek üzere “kimi öpersem İsa, odur” diyerek Romalı askerlerle 300 gümüş karşılığında bir anlaşma yapar. O andan beri “Yahuda’nın öpücüğü” sadece bir dini metin olmaktan çok, dost görünen düşman, maskelenmiş kötülük ve en yakınımızdan gelen darbenin evrensel sembolü haline gelir.  

İhanetin en estetik sembolizmini sanat tarihindeki fırça darbelerinden, renklerin arasından süzülüp beyaz perdenin kült karelerine nasıl ulaştığına bakalım. 

Rönesans Sanatında “The Kiss of Judas”

1303-1305 yılları arasında Giotto di Bondone’nin Scrovegni Şapeli’nin duvarına bu sahneyi resmetti. Resime bakıldığında Yahuda İskariot’u devasa sarı peleriniyle İsa’yı resmen sarar halde görüyoruz. 1300’lü yılların başında sarı renk Türk-İslam kültüründe hükümranlığı ve evrenin merkezini simgelerken, Batı Avrupa’da ihaneti ve dışlanmayı temsil ediyordu. Bu renk tam da Yahuda’yı temsil edecek bir renktir. Sarı renk, o dönemden beri sahtekarlığın ve ihanetin rengi olarak kabul ediliyor. Giotto’nun tasvirinde dikkat çekici olan, Yahuda’nın hayvansı ve kaba yüz hatları ile İsa’nın dingin, asil duruşu arasındaki zıtlıktır. Burada öpücük, iyilik ile kötülüğün fiziksel bir çarpışmasıdır. 

Caravaggio –İsa’nın Yakalanışı 

Barok döneminin büyük ustalarından biri olan Michelangelo Merisi da Caravaggio, 1602 yılına ait İsa’nın Yakalanışı tablosunda, Yahuda’nın ispiyonculuğu olayı bir gece baskını kaosu içinde aktarılır. Metal zırhların parıltısı, askerlerin itiş kakışı ve tam merkezde Yahuda’nın yine sarı pelerinle İsa’ya uzanışı tasvir edilir. Caravaggio, ışık-gölge (chiaroscuro) tekniğiyle ihanetin o “anlık” ve şoke edici doğasını vurgular. Yahuda burada sadece bir hain değil, trajik bir figür gibi karanlığın içinden çıkar. 

Beyaz Perdenin “Ölüm Öpücükleri” 

Materyaller ve tarzlar değişse de konular sanat dünyasında çok fazla değişim göstermiyor. Sinema, bu dini sembolü alıp modern dünyadaki güç savaşlarının içine yerleştirdi. Artık Yahuda’nın öpücüğü, sadece birini ele vermek değil, birinin sonunu hazırlamak anlamına da geliyordu. 

 “Kalbimi Kırdın Fredo” 

Sinema tarihindeki en klasik Yahuda göndermesi, belki de The Godfather Part II’deki Michael Corleone’a aittir. Michael, kardeşi Fredo’nun kendisine ihanet ettiğini öğrendiğinde, onu bir kutlama sırasında dudaklarından öper. Sanılanın aksine bu sevgi gösterisi değil, bir veda ve ölüm fermanıdır. “Seni seçtiğimi biliyorum Fredo, kalbimi kırdın,” repliğiyle birleşen bu sahne, Yahuda temasının modern sinemadaki zirvelerinden birisidir. 

“Öpücük” Yerine “İtiraf” 

Martin Scorsese, Silence filmindeki yakalanma sahnesinde, Yahuda’nın İsa’yı bir öpücükle ortaya çıkarmasına benzer bir “teslim etme” anı yaşanır. Ancak Scorsese burada fiziksel bir öpücüğü tercih etmez bunun yerine “ihanetin samimiyetini“ kullanır. Kichijiro, Rodrigues’i ele verdikten hemen sonra ona yaklaşmaya çalışır. Buradaki sembolik “öpücük”, Kichijiro’nun ihanet ettiği  Rodrigues’ten hâlâ ruhani bir teselli beklemesidir. Bu, Yahuda’nın öpücüğündeki o korkunç paradoksun çıkmazıdır.  

İster bir katedralin duvarındaki bir fresk olsun, ister karanlık bir mafya filminin final sahnesi; bu öpücük bize her zaman aynı uyarıyı fısıldar: Maskenin altındaki yüzü asla tam olarak bilemezsin. 

Anasayfa » İhanetin Estetiği: Sanat Tarihinden Sinemaya 

Bir yanıt yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin