Dövüş sporları dışarıdan bakıldığında yumruk, tekme ve fiziksel mücadele gibi görünür. Oysa ringin içinde verilen asıl savaş çoğu zaman rakiple değil, kişinin kendi zihniyledir.

Epiktetos bir düşüncesinde şunu söyler: “İnsanı rahatsız eden olaylar değil, olaylar hakkındaki düşünceleridir.” Bu öğreti, yüzlerce yıl sonra bile ringde karşılığını bulmaya devam ediyor. Çünkü dövüş sporlarında her şey senin kontrolünde değildir. Rakibin senden güçlü olabilir. Hakem hatalı karar verebilir. Antrenmanda sakatlanabilirsin. Yorulabilirsin, düşebilirsin, kaybedebilirsin. Ama bir şey hala senin elindedir: verdiğin tepki. Yediğin darbeye nasıl cevap verdiğin. Yorulduğunda zihninin hangi cümleyi kurduğu. Kaybettiğinde ayağa kalkıp kalkmadığın.

İrade disiplini tam burada başlar.

Bir dövüşçü her antrenmanda yalnızca kas geliştirmez; dürtülerini yönetmeyi öğrenir. Yorulunca bırakma isteğine direnç gösterir. Korkuyla hareket etmek yerine bilinçle hareket etmeyi öğrenir. Çünkü dayanıklılık yalnızca bedenin değil, karakterin de kapasitesidir. Ring bize şunu öğretir: Acı geçicidir. Zorluk geçicidir. Kontrol edemediğin şeyler de geçicidir. Fakat verdiğin tepki, karakterini inşa eder. Belki de bu yüzden dövüş sporları sadece savaşmayı öğretmez. Sabretmeyi öğretir. Beklemeyi öğretir. Kendine hakim olmayı öğretir. Ve insan bazen rakibini değil, eski kendisini yendiğinde kazanır.

Dövüş sporları çoğu insan için güç, hız ve fiziksel üstünlükle ilişkilendirilir. Dışarıdan bakıldığında görünen budur: yumruklar, darbeler, ter, kazanılan ve kaybedilen maçlar.

Fakat bir dövüşçü bilir ki ringde verilen asıl mücadele çoğu zaman fiziksel değildir. Asıl savaş; yorulduğunda devam etmekle bırakmak arasındadır. Korkuyla cesaret arasındadır. Kontrol edemediğin olaylarla, kontrol edebildiğin tepkiler arasındadır. Bu yüzden dövüş sporları yalnızca bir spor değil; karakter, irade ve erdem okuludur. Ve ilginçtir ki bunu yalnızca antrenörler değil, yüzyıllar önce yaşamış filozoflar da anlatıyordu.

Epictetos köle olarak doğdu. Hayatı boyunca özgür değildi. Güç sahibi değildi. Hatta anlatılanlara göre efendisi tarafından bacağı sakat bırakıldı. Onun hayatında kontrol edebileceği çok az şey vardı. Fakat o şunu fark etti: İnsanın özgürlüğü dış koşullarda değil, tepkilerindedir. Bir dövüşçü bunu çok iyi bilir. Rakibini seçemezsin. Maç gününü seçemezsin. Bazen sakatlığı seçemezsin. Ama hepsine nasıl cevap vereceğini seçebilirsin. Bu yüzden stoacılar için erdem, dışarıdaki dünyayı kontrol etmek değildi; iç dünyayı yönetmekti. Ring de aynı şeyi öğretir. Çünkü öfkeyle dövüşen sporcu hata yapar. Egosuyla dövüşen dağılır. Korkusundan kaçan çözülür. Kendini yöneten ise kalır.

Marcus Aurelius Roma İmparatoruydu. İnsanların gözünde dünyanın en güçlü adamlarından biriydi. Ama hayatı zaferlerden oluşmadı. Savaşlar, salgınlar, ihanetler ve kayıplarla doluydu. Geceleri kendisine notlar yazıyordu. Bugün Meditations olarak bildiğimiz eser aslında başkaları için değil, kendisi içindi. Kendine sürekli şunu hatırlatıyordu: “Dış olaylar seni incitmez. Onlar hakkında oluşturduğun düşünceler incitir.” Bir dövüşçü de antrenmanda bunu yaşar. Bazen yumruk değil, anlam yorar. Bir mağlubiyet değil, “Ben yetersizim” düşüncesi yıkar. Bir sakatlık değil, “Her şey bitti” düşüncesi ağır gelir. Oysa aynı olay iki insanı farklı etkiler. Biri kırılır. Diğeri güçlenir. Çünkü olay aynı olsa da anlam farklıdır. Ve insan çoğu zaman darbelerden değil, onlara yüklediği anlamlardan yorulur.

Friedrich Nietzsche genç yaşta yalnızlıkla, hastalıklarla ve dışlanmayla mücadele etti. Hayatının büyük kısmını fiziksel acılar içinde geçirdi. Ama yine de şu cümleyi yazdı: “Beni öldürmeyen şey güçlendirir.” Bu söz yıllar içinde sloganlaştı. Fakat çoğu insan eksik anladı. Nietzsche acıyı romantikleştirmiyordu. Şunu anlatıyordu: Acı tek başına insanı güçlendirmez; insanı güçlendiren, acıya verdiği tepkidir. Bir dövüşçü ilk darbede güçlü olmaz. İlk yenilgide de olmaz. Defalarca düşüp yeniden kalktığında olur. Çünkü direnç, darbeye maruz kalmak değildir. Darbeye rağmen yönünü korumaktır. Bugün birçok insan konforu mutluluk sanıyor. Zorluktan kaçıyor. Acıyı hata gibi görüyor. Fakat demir ateşte şekillenir. Kas dirençle büyür. Karakter de mücadeleyle oluşur. Ring bunu her gün hatırlatır.

Sokrates savaşçı değildi. Ama cesareti dövüşçülerinkine benziyordu. Atina onu yargıladı. Ölüm cezasına çarptırıldı. Kaçma şansı vardı. Kaçmadı. Çünkü kendi ilkelerine ihanet etmek istemedi. Ona göre erdem, rahat olanı değil doğru olanı seçmekti. Bugün dövüş sporlarında da gerçek disiplin budur. Sabah alarm çaldığında kalkmak. Kimse izlemezken çalışmak. Sonuç görünmezken devam etmek. İlke, motivasyondan güçlü olduğunda disiplin doğar. Çünkü motivasyon gelir gider. İrade kalır.

Doğu tarafında ise Miyamoto Musashi vardı. Hayatını düellolarda geçirdi. Sadece kılıç ustası değildi. Aynı zamanda filozof ve stratejistti. Yazdığı The Book of Five Rings eserinde şunu anlatıyordu: “Kendini tanısan yüz savaşta da kaybetmezsin.” Modern insan çoğu zaman dünyayı anlamaya çalışıyor.

Para. İlişkiler. Başarı. Statü.

Ama kendini tanımayı unutuyor. Ring buna izin vermez. Çünkü ring maskeleri düşürür. Orada bahanen yoktur. Gerçek kondisyonun çıkar. Gerçek cesaretin çıkar. Gerçek karakterin çıkar. Ring sana kim olmak istediğini değil, kim olduğunu gösterir. Ve belki de bu yüzden dövüş sporları insanı değiştirir. Çünkü insan önce kendisiyle karşılaşır. Sonra kendisini inşa eder. Bir dövüşçü için en büyük zafer kemer olmayabilir. Madalya olmayabilir. Para olmayabilir. En büyük zafer; öfkesini yönetebilmek, zor zamanlarda da devam edebilmek, başarısızlıkla karşılaştığında da yönünü kaybetmemek olabilir. Çünkü dış dünyayı kazanmak büyük başarıdır. Ama insanın kendisini kazanması daha büyüktür. Ve belki de ringin en büyük öğretisi budur: Rakibin karşında duran kişi değil; korkuların, dürtülerin, sabırsızlığın ve eski benliğindir. İnsan bazen maçı kaybeder.

Ama kendisini kazanır.

İşte o gün gerçekten galip gelir.

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin