Çağının çok ötesinde yaşayan, iğneleyici kalemiyle biz okurları etkisi altına alan İngiliz yazar: Jane Austen.

1775’te Hampshire’da doğan Austen, daha 12 yaşındayken çeşitli hikâyeler yazmaya başlamıştır. Sanatla iç içe büyümüş, gerekli eğitimini almış ve çağının ötesinde bir donanıma sahip olmuştur. İsmine aşk ve evlilik üzerine yazdığı eserlerde ya da bu eserlerin uyarlamalarında rastlamış olabilirsiniz. Ancak eserlerini yüzeysel bir bakışla okumayı bırakıp ardındaki anlamları irdelemeye başladığımızda, kadınlara dayatılan evlilik kavramına karşı sergilediği alaycı yaklaşımı görmek mümkündür. Kadınların “iyi bir eş” olmaktan başka bir sıfatla anılmadığı ve yalnızca iyi bir koca bulmak için eğitildiği bir dönemde oldukça cesur romanlar kaleme almıştır. Eğitim hakkı, liberal feminizm ve yasal haklar gibi konulara ise kinayeli bir üslupla değinmiştir. Bunların yanı sıra, yazdığı eserlerin basılabilmesi için de oldukça büyük mücadeleler vermiştir.

Gurur ve Önyargı

Yazarın en çok öne çıkan eserlerinden biri Gurur ve Önyargı’dır. Kadınların ekonomik açıdan kendini güvence altına almak için çeşitli evliliklere başvurduğu bir dönem düşünün. Böyle bir çevrenin içinde çağının çok ilerisinde bir karakter olan Elizabeth Bennet ile karşılaşırız. Bu romanda çevresinden ayrışan düşünceleriyle ön plana çıkan Elizabeth karakterinin yuva kurmak üzerine düşüncelerini okuruz. Keskin gözlem yeteneği, kendinden emin halleri ve bağımsız ruhuyla önce çıkan Elizabeth samimi düşünceleriyle okurlar için hoş bir ortam yaratır. Bunun yanı sıra kibir ve gurur kavramlarını merkezine alan eser, birçok kurgusal karaktere ilham kaynağı olmuş Mr. Darcy‘yi de içermektedir. İlk bakışta sıradan bir aşk romanı gibi görünse de dönem eleştirileri ve kavramsal incelemelerinin etkisiyle “sadece bir aşk romanı” diyemeyeceğimiz bir hal almıştır. Ayrıca, başarılı film ve dizi uyarlamalarıyla farklı kitlelere de ulaşmayı başarmıştır.

Emma

Emma isimli romanı ise son yıllarda çıkan film ile daha da popüler hâle gelmiş ve sıkça karşımıza çıkmaya başlamıştır. Emma Woodhouse karakterini ve onun kişisel gelişimini merkezine alan bu eser, dönemin sosyete hayatının gizli kapılarını bizlere açar. Bu eserde Emma’nın hafif kibirli, yargılayıcı hallerinin yanı sıra zekasını ve neşeli benliğini okuyoruz. Kitabın ilk sayfaları basit bir çöpçatanlık hikâyesi izlenimi verse de ilerledikçe toplumun sınıf farkına olan takıntısı, sosyal statü ve bağımsızlık gibi konularla harmanlanmış; keyifli ve beklenenden daha komik bir eser olduğu anlaşılmaktadır.

Mansfield Park

Mansfield Park eseri Jane Austin’in diğer romanlarından biraz daha farklı bir işleyişe sahip. İçine kapanık, sessiz bir karakter olan Fanny Price’ın Bertram ailesinin yanındaki yaşantısının anlatıldığı bu eserde, ikili ilişkilerde sosyal statünün önemini, ahlak anlayışı ile eğitim arasındaki bağı; iç ısıtan bir aşk hikâyesinin gölgesinde okuruz. Klasik bir zengin-fakir ilişkisi değildir. Dönemin şartlarını ve bir kadın yazar olarak var olmanın zorluklarını göz önünde bulundurduğumuzda, Austen’in cümlelerinin arkasına gizlediği düşüncelerini daha iyi kavrayabiliriz.

Jane Austen sadece aşk romanı yazmıyor

Günümüzde Jane Austen hâlâ “aşk romanı yazarı” olarak anılsa da, eserlerindeki tatlı ironiler ve toplumsal eleştiriler onun çağının ötesinde bir kadın olduğunun kanıtıdır. Güzel ve akıcı dilinin yanı sıra, karakterlerinin tutarlı iç dünyalarını hoş betimlemelerle sunması eserlerini okumayı oldukça keyifli hâle getirir. İngiliz edebiyatına adım atmak için Jane Austen oldukça doğru bir tercih olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Bizleri takip etmeyi unutma!

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin