Pardon, Yalnızlıkla Oldu…

yalnızlık korkusu

Yalnız kaldığımız için beklediğimiz yanlış duraklar, sığındığımız yanlış limanlar… Yanlış olduğunu bile bile yürümeye devam ettiğimiz karanlık ve köhne sokaklar… Yanlış yola saptığımızın farkındayızdır fakat yine de dönmeye cesaret edemeyiz çoğu zaman. Cesaret edemeyiz çünkü bu sokakların bizleri aydınlık bahçelere, masmavi denizlere çıkarabileceği ihtimaline tutunmak; yalnızlıkla baş etmeye çalışmaktan daha kolay gelir. Oysa ki vazgeçmek de bir olgunluktur. Yolun yanlış olduğunu farkedebilmek, kendine itiraf edebilmek, bu gerçekle yüzleşebilmek…

yalnızlık korkusu

Peki neden yalnızlıktan bu denli korkar insan? Kendiyle baş başa kalmaktan, kendi sesiyle şarkılar mırıldanmaktan? Bu yazıyı yazarken aynı soruları kendime sorma fırsatı da yakaladım aynı zamanda. Mesela neden ilk günden itibaren yanlış kişi olduğunu her defasında haykıran insanlarla aynı yolda yürümeye devam ettim? Neden bu kişilerin değişebileceği, dönüşebileceği ihtimaline tutunarak aylarımı ve kimi zaman yıllarımı heba ettim? Hatta en trajiği, neden bu insanların hatalarına kılıflar uydurarak içten içe iyi ve doğru insan olduklarına kendimi inandırmaya çalıştım? Konunun yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı tutulmasını da istemem. Aile ilişkileri dahil, tüm ikili ilişkiler ağından bahsediyorum.

yalnızlık korkusu

Geriye dönüp baktığımda çoğumuzun büyüdüğü evlerde, izlediği dizilerde ve okuduğu kitaplarda “Her ne olursa olsun karşı koltuğunuz boş kalmasın. Zira yalnızlık, karanlık ve dipsiz bir kuyu.” fikrinin fazlaca empoze edilmiş olduğunu görüyorum. Belki de bundandır yalnızlıktan kaçınma çabamız. Yalnızlıktan öyle çok korkuyoruz ki, hayatımızdaki insanlar bir adım dahi uzaklaşsın istemiyoruz bizlerden. Bu sebeple hatalarını görmezden geliyor, yok sayıyoruz. Ve bu sebeptendir ki her hatalarının altında iyi niyetler arıyoruz. “Kötü koşullar altında iyi niyetli insanlar” onlar, bizlere göre…
Bu noktada ana fikri: “Karşı koltuğumuz boş kalmasın ama yanlış insanla da dolmasın.” olarak güncellemek lazım kanımca. Yalnızlıktan kaçmaya çalışırken yanlış kalplerde yer edinme mücadelesiyle yıllarımızı heba etmeyelim mesela. Gerekirse o koltuk bir süre daha boş kalsın, çünkü elbet bir gün dolacak. Yapbozumuza uymayan parçaları kesip biçerek boş kalan yerleri doldurmaya çalışmak oldukça beyhude bir çaba. Zira yapbozumuzun yanlış tamamlanması, boş kalmasından daha eğreti durur şüphesiz.

Geriye dönüp baktığımızda “Pardon, yalnızlıkla oldu.” dediğimiz anların azalması dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

Bizleri takip etmeyi unutma!

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin