
Zaman zaman günlerce etkisinden kurtulamadığımız, bizi içine çeken, izlediğimizde kendimizle içselleştirdiğimiz filmler olmuştur. Bu etkilendiğimiz filmler bizde terapi etkisi yapabilmektedir. Kimi zaman kendimizi filmdeki karakterle özdeşleştirirken bunun bir çeşit içsel konuşmaya ve muhakemeye dönüşerek bize fayda sağladığını fark ederiz.
Filmlerde kullanılan ses efektleri, ışıklar, görüntüler, kamera açıları bize büyüleyici ve etkileyici bir dünyanın kapılarını aralar ve izlediklerimizden etkilenmemizi sağlarlar. Filmlerin bireylerin psikolojisine etki etmesi ve fayda sağlaması sinema terapiyi ortaya çıkartmıştır. Sinema terapi, bibliyografiden esinlenerek geliştirilen yardımcı bir terapi unsurudur. Bibliyografi yani kitapların terapötik etkisi yadsınamaz ancak kitap okumak daha fazla efor ve çaba harcanmasını gerektirir ve bu gibi sebepler nedeni ile kitap okuma oranı, film izleme oranına göre daha düşük kalmıştır. Oysaki hemen hemen her gün film izleme oranımız çok daha yüksektir. Sinema terapi çocuklar üzerinde de terapötik etkiye sahiptir. Çünkü her gün televizyonda yayınlanan çizgi film ya da filmlerle haşır neşir olan çocuklar farkında olmadan izlediklerinin etkisinde kalmaktadır. Bu bağlamda sinemanın psikolojiye etkisi çoktur.
Sinema ve psikoloji temelde insana yarar sağlamayı amaçlar. Her ikisi de insan dürtülerini, duygularını, davranışlarını odak noktası yaparlar. Sinema terapi ilk olarak Psikoloji profesörü Gary Solomon’un yayımladığı eseri “The Motion Picture Prescription” ‘dan sonra terapi odalarında sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Tek başına bir terapi yöntemi değildir. Daha çok duyguların ifade edilmesi için yardımcı bir terapötik yöntem olarak kullanılmaktadır.
Sinema terapi tanım olarak danışanın iç görü kazanmasında ve üst düzey iyileşmenin gerçekleşmesinde filmlerin metafor olarak kullanılmasıdır. Bu metaforlar sayesinde davranış değişiklikleri ve iç görü artışı ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda sinema terapi birey üzerinde önemli olmaktadır. Birey bu terapi sürecinde dört aşamadan geçer.

- Özdeşleşme (Identification)
Bu aşamada danışanlar izlediği filmdeki karakterlerle kendileri arasında bir benzerlik yakalarlar. Bu karakterlerle kişilikleri veya yaşanan problemleriyle ilgili özdeşleştiklerini düşünürler. İzledikleri karakterle benzerliklerinin olduğu düşüncesi bireyde kendi problemlerini, davranışlarını ve düşüncelerini fark edip sorgulamasına olanak verir. Böylelikle danışan kendisinin olumlu ve olumsuz yönlerini de keşfetmeye başlar. Bu içselleştirme süreci zaman zaman bireyde özgüven artışına da neden olabilmektedir.
- İç Boşaltma (Catharsis)
Danışanlar bu aşamada izlediği karakterin duygularıyla da özdeşim kurarlar ve bu sayede bastırdıkları veya görmezden geldikleri duyguları fark edip bilinç düzeyine taşırlar. Duygunun hissedilmesi de kişide bir rahatlama sağlar böylece sorunun kabulü de kolaylaşır.
- İç görü (İnsight)
Danışanlar izledikleri karakterlerin davranışlarına, duygularına ve karşılaştıkları problemlere ve çözüm süreçlerine bakarak kendi problemlerini nasıl çözecekleriyle ilgili içgörü kazanabilmektedirler. Özdeşleştikleri karakter problemlerini filmde başarıyla çözüyorsa danışanda kendi problemlerini başarıyla çözüme kavuşturmayı deneyimleyebilir. Yani izlenen karakter bireye rol model olmaktadır.
- Bütünleşme (Universalization)
Bu aşamada danışan yaşadığı problemin kendine özgü olmadığını fark eder. Bu sayede hissettiği yalnızlık duygusu azalır.

Sinema Terapinin Uygulanması
7-9 kişilik gruplarla veya bireysel terapi şeklinde uygulanabilir. Terapist filmi ev ödevi olarak verebileceği gibi grupla beraber de izleyebilirler. Daha sonra film hakkında sorular üzerinden tartışılır.
Filmde karakterle ilgili sorular şu şekilde olabilir:
- İzlediğiniz filmde karakter ne düşünüyordu/ne hissediyordu?
- Karakterin ana problemi neydi?
- Karakter problemini nasıl çözmüştür?
- Başka ne şekilde çözülebilirdi?
- Hangi karakteri sevdin?
- Hangi karakteri sevmedin?
Film hakkında genel olarak şu konular üzerine konuşulabilir:
- Düşünceler,
- Nelerin sevildiği,
- Nelerin sevilmediği,
- Kimlerin sevilip sevilmediği,
- Filmin nasıl bitmesi istendiği.
Sinema terapide seçilen filmin danışanların problemine yönelik olması en önemli parçadır. Terapist önerdiği filmi önceden iki kez izlemeli ve iyice analiz etmelidir. İçerdiği şiddet seviyesine dikkat edilmelidir. Sinema terapi psikotik bozukluklar dışında hemen hemen her terapi sürecinde destek sağlamaktadır. Kullanıldığı alanların bazıları; obsesif-kompulsif bozukluklar, alkol bağımlılığı, kayıp ve yas süreci, depresyon, yeme bozuklukları, evlat edinme, boşanma durumları, şizofreni, cinsel istismar olayları gibi.

Sinema terapi doğru bir şekilde kullanıldığında psikoterapi sürecinde etkili bir yöntemdir. Bu alanda henüz yeterli literatür çalışması olmasa da yapılmış çalışmalar sanatın bu dalının psikolojiye etkisinin olumlu olduğunu göstermektedir. Uzman bir terapist ile doğru bir terapi süreci bireye fayda sağlayacaktır.
Kaynakça:
- Gavas Aslan, A. (2020). Duygu Odaklı Terapi: Duyguların Dili ve Sinematerapi. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi Cilt 3, Sayı 5, 1-16.
- https://erenlerram.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/54/01/967816/dosyalar/2020_05/28205322_SIYNEMA_TERAPIY_EL_KIYTAPCYIGYI.pdf
- https://www.sanatpsikoterapileridernegi.org/sinema-terapi.html
-Ayşegül Arslan Tonguç







Bir Cevap Yazın