
Nasıl yetişkinler olacağımız, nasıl hayatlar süreceğimiz hatta çevremizdeki insanlarla nasıl ilişkiler kuracağımızın bebeklik döneminde bize bakım verenlerin tutumları doğrultusunda oluştuğu Bowlby tarafından kapsamlı şekilde açıklanmıştır. Bowlby içsel çalışan modeller olarak adlandırdığı bilişsel temsillerden bahsetmektedir. Yani Bowlby çocuğun kendisine ve çevresindekilere karşı oluşturduğu bilişin bakım verenin tutumu doğrultusunda oluştuğunu belirtmiş ve üç önemli öneride bulunmuştur.

- Çocuğa en başından itibaren bakım verenin sürekli çocuğun ulaşabileceği yerde bulunması; çocuğa bakım verenin her an ulaşılabilir olmayana göre korku yaşama ihtimalinin daha düşük olduğunu,
- Bu güvenin, kritik olarak nitelendirilen bebeklik, çocukluk ve ergenlik döneminde şekillendiğini hatta bu durumun kişinin yaşamının ilerleyen dönemlerde değişmeden kalma eğiliminde olduğunu belirtmiştir.
- Meydana gelen bu beklentilerin deneyim sonucunda oluştuğunu belirtmiştir. Yani çocukta oluşan bu beklentiler bakım verenin tutumu sonucunda oluşmuştur.
Bartholomew ve Horowitz, Bowlby’nin bu modelinden yola çıkarak bağlanma davranışını daha kapsamlı açıklamak için Dörtlü Bağlanma Modelini geliştirerek insanların tutumlarının bu doğrultuda olduğunu ileri sürmüştür.
Peki bu dörtlü bağlanma kuramı ne? Gelin birlikte göz atalım.
- Güvenli Bağlanma
- Saplantılı Bağlanma
- Kayıtsız Bağlanma
- Korkulu Bağlanma
Güvenli Bağlanma Modeli

Bakım verenin çocuğun ihtiyaçlarını zamanında ve tutarlı bir şekilde yerine getirmesi sonucu çocuk tarafından bakım veren güvenli bir üs olarak algılanır. Çocuk bakım verenin ondan uzaklaşsa bile tekrar yanına geleceğini ve ilgisinin tekrar ona yöneleceğini hissetmektedir. Güvenli bağlanan çocuklar romantik ilişkilerinde de partnerleri tarafından sevilmeye değer bireyler olduklarını hisseder. Hem kendilerini hem partnerlerini serbest bırakırlar yani kontrol altında tutmaya çalışmazlar çünkü temelde güven duygusu oluşmuştur böyle bir kontrole gerek yoktur.
Saplantılı Bağlanma

Çocukluk döneminde bakım verenin davranışlarında tutarlı olmaması ve bazen sevgi dolu bazen de reddedici olması sonucu kendine güven eksikliğinin oluşmasına, sevilmeye ve değerli olmaya layık olmadığı düşünmekte, reddedilmekten ve terk edilmekten korkmaktadırlar. Ancak çevresindekilere karşı algıları olumludur. Romantik ilişkilerinde kendilerini kanıtlama eğilimi içerisinde olup gerçekçi olmayan beklentiler içerisindedirler. Partnerlerine karşı kıskançlık ve öfke besleme eğiliminde de olabiliyorlar. Çünkü çocuklukta onlara verilen bakımın tam olarak ne olduğunu algılayamadıkları için aileleriyle de ilişkileri sağlıklı değildir.
Kayıtsız Bağlanma

Bakım veren tarafından reddedilen ve cezalandırıcı şekilde büyütülen çocukların sahip olduğu bağlanma modelidir. Bu bağlanma modeline sahip çocukların benlik algıları olumludur ancak başkalarına karşı algıları olumsuzdur. Yüksek özgüvene sahiptirler ama acı çekmekten korktukları için başkalarına güvenme ve romantik ilişki noktasında isteksizlerdir. Bağımsızlığa daha fazla düşkünlerdir, ilişki onlar için çokta önemli değildir. Bu durum onların işkolik hale gelmesine neden olur. Çünkü temelde karşılıklı bir iletişime sahip olmanın yanı sıra reddedici bir ilişki içinde olması, onları bireysel olarak var olmaları gerektiğine inandırmıştır.
Korkulu Bağlanma

Bakım verenin cezalandırıcı kötü niyetli ve çocuğun birey olmasını istemeyen tavırları sonucu oluşan, çocuğun benlik algısının ve çevresine karşı oluşan algısının olumsuz olmasına neden olmaktadır. Çocuklar yakın temas kurmak isterler ama kurmazlar çünkü güvenleri yoktur ve reddedilmekten korkarlar. Bu tutum da onları yolunda gitmeyen ve onaya ihtiyaç duyulan ilişkiler yaşamalarına neden olur. Reddedilme olasılığı kabul edilme olasılığından daha yüksek algılandığı için ilişki yaşamamayı tercih ederler. Sosyal ortamlardan ve aktivitelerden kaçarlar.
Çocuğa verilen bakım şeklinin aslında çok önemli olduğu hatta kurmak isteyeceği yeni hayatının nasıl şekilleneceğinin temelini oluşturduğunu göz önüne alarak çocuklara bu doğrultuda bakım vermeliyiz.
Zamanı geri almayacağımıza göre olumsuz bakım verilen bireylersek ve ilişkilerimizi düzeltmek istiyorsak nasıl davranmalıyız?
- Bağlanma stilinizin hangisi olduğunu belirleyip sizin stiliniz ile ters olan bağlanma modeline sahip olan insanlarla romantik ilişki kurmaktan kaçınmalısınız.
- Bağlanma stiliniz kaygılı bağlanma ise ihtiyaçlarınız net bir şekilde ifade etmeli ve olumsuz inanç ve düşüncelerinizin farkında olup onları değiştirmeye çalışmalısınız. Eğer tek başınıza bunu halledemiyorsanız bir uzmandan destek alabilirsiniz.
- İlişkilerinin mükemmel olmasını isteyen bireyler ilişkilerindeki olumsuzluklara daha fazla odaklanırlar çünkü onların gözünde düzeni bozan olumsuzluklardır. Ama unutulmaması gereken bir şey vardır; mükemmel diye bir şey yoktur ve oluşturulması imkansızdır çünkü insan değişken bir yapıya sahip olduğu için her an mükemmel algısı farklılaşır. Bu yüzden mükemmeli bulmayı ya da mükemmeli oluşturmayı bırakmalı ve gerektiği kadar davranış sergilenmeli.
Toplumun yarısını annelerin diğer yarısını da annelerin yetiştirdiği bireylerin oluşturduğu unutmamalı ve bu bilinçte bireyler yetiştirilmelidir.
Kaynakça:
- Çelik, Ç. B. (2018). Bağlanma Stilleri, Psikolojik İyi Olma ve Sosyal Güvende Hissetme: Aralarındaki İlişki Ne?. Bayburt Eğitim Fakültesi Dergisi, 13(25), 27-40.
- MAJİDOVA, F., & Melek, İ. P. E. K. (2019). Bağlanma stili ile evliliğe yönelik tutum arasındaki ilişkinin incelenmesi. Aydın Sağlık Dergisi, 6(1), 57-78.
- ARSLANGİRAY.N,Bağlanma stilleri,Büyük kolej k12
- https://www.buyukkolej.k12.tr/public/uploads/images/Rehberlik-bulten_ve_yazilar/BAGLANMA_STILLERI.pdf







Bir Cevap Yazın