Sonbahar: Hazan ve Hüzün mü?

Sonbahar resmi olarak Eylül’de başlar yani yeni dönem, yeni sezon derken bir şehre dönüş yaşanır ve hava ısınsa da ısınmasa da bir bitiş, hazırlık ve geçiş dönemi gibi hissedilir. Divan şairleri sonbahar yani “hazan” kelimesini sevgiliye duyulan özlem ve ayrılık benzetmesiyle kullanırmış. Zaman değişse de sonbaharın çağrışımı değişmemiş; hüznün mevsimi olmuş, gelişiyle yüzler asılmış.

Kış, soğuk hava ve kısalan günlere geçişin mevsimi olan sonbahar umudun ve canlılığın mevsimi olan ilkbahar ya da yaz mevsimi gibi coşkuyla karşılanmadığı için bir yas havası ve hüzün sarar insanları. İlkbaharın getirdiği heyecan ve coşku ya da yazın getirdiği hayatı kutlama, hayattan zevk alma hisleri sonbaharda yerini tekrar işe, okula, sorumluluklara dönme çağrısı halini alır.

Sonbahar ya da güz ile birlikte ağustos böceği halimizden karıncaya dönüşürken her şey de kötü değildir. Yani önce rüzgar ve yağmur, sonra da kar, buz ve soğuk yoldadır ama sıcak bitince terlemeye de veda ederiz. İklim değişikliği ya da küresel ısınmaya lanet okuyup serinliği bekleme zamanı geçmiştir artık. Aylardır görüşmediğimiz bir gardrop bizi bekler, çoraplara ve kapalı ayakkabılara, hatta botlara aylar sonra “merhaba” deriz. Ceketler, yağmurluklar hatta şapka ve şemsiyeler de yavaş yavaş radarımıza girer. Sonbahar modası bizi genelde koyu renklerle ve daha kapalı modellerle yoklarken kitap, film ve televizyon dünyası da yeni sezonla atağa geçer. Yaz sezonunu bitiren kültür dünyası her cepheden daha az neşeli ve vurdumduymaz hatta ciddi ve az şekerli ürünlerle saldırıya geçer.

Yeni mevsimle birlikte etrafımızda gördüğümüz her değişiklikle birlikte fazla akla gelmeyen ise her şeyin kendi döngüsü olduğu ve bir döngünün parçası olduğudur. Nasıl sonbahar ve sonra kış mevsimi yazın devamı ise önce ilkbahar ve sonra yaz da kışın devamı olarak girer hayatımıza. Notting Hill ve You’ve got mail gibi sonbahar filmi kabul edilen filmlerde de mevsimlerin ve olayların birbirini takip etmesi ve hayat döngüsü izlemesine yer verilir. Karakterler mutlu ve umutlu olma halinden mutsuz ve karamsar haline evrilirken bir sonraki mevsimde umut geri gelir, kahkahalar atılır, hayatta olduğu gibi filmde de devinim bitmez. Karanlık ya da sıkıntı neşe ve aydınlığı takip etse de bir sonu vardır, her şey gibi o da “geçer ya hu”. Umutsuzluğa kapılmama dersi vardır yaşananların içinde; herşey geçiciyse ve karanlığın ardından her gün güneş doğuyorsa umut da her zaman vardır. Çok sevdiğimiz sıcak aylarla genelde pek sevilmeyen soğuk aylar birbirini takip ederken bahar ve yaza duyduğumuz özlem biraz da bize sevdiğimizin değerini öğretir. Hayat geçer ve mevsimler değişip birbirini takip ederken bir yandan da bizi olgunlaştırır ve elimizdekileri kaybettikçe onun değerini bilmeyi ve sıkı sıkı sarılıp her anın tadını çıkarmayı öğretir bize. Yani Cemal Süreya’nın dediği gibi ‘sonbahar sanattır, diğerleri mevsim’.

Sonbahar: Hazan ve Hüzün mü?

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin