Aşk denildiğinde aklımıza ne gelir? Düşünüldüğünde akla birçok şey gelebilir ama eğer edebiyatçıysanız veya edebiyata özellikle divan edebiyatına ilginiz varsa aklınıza direkt Fuzûlî gelir. Aşk insanoğlu için o kadar önemli bir olgudur ki bu temayı yüzyıllar boyunca birçok şair eserinde barındırmıştır. Hatta Ömer Faruk Akün’ün; (divan şiiri için) “Aşk teması kaldırılacak olsa hemen hemen bütün divanlar boşalır.” (Akün 1999: 9/414) tespiti aşk temasının işlenme fazlalığını ve aşkın önemini anlatmaya kâfidir.

Peki edebiyat dünyasında o kadar başarılı şair varken aşk konusu neden Fuzûlî’de ağır basar ? Çünkü Fuzûlî yazdığı şiirlerde aşk temasını öyle ilmek ilmek işler ki o duyguyu iliklerinize kadar hissedersiniz. Bu yüzdendir ki 16. yüzyıl denildiğinde, Divân edebiyatı denildiğinde Fuzûlî en baş sırada kendini gösterir.

fuzuli

Fuzûlî’nin Şiirinde Aşk Anlayışı

Onun kendine özgü aşk anlayışı vardır. Sevgiliye duyduğu her türlü duyguyu kendine has üslubuyla (Bu üslubunun başarısı ve etkileyiciliği de onu böyle başarılı bir sanatçı yapmıştır.) dizelerine okuyucuyu derin bir rüyadaymış gibi hissettirerek yerleştirmiştir. Yalın ve içten söyleyiş tarzı onun samimiliğini ortaya koyar. Tabi sadece aşk konularını işlemiştir diyemeyiz. Rindlik özelliklerine de rastlarız şiirlerinde. Yani dünya malına önem vermeyip dünyevilikten uzaklaşıp maneviyata yönelme durumu. Bununla beraber ölüm, ayrılık, ilahi aşk gibi konular şiirlerinde yerini almıştır.

Doğu’nun en büyük aşk efsanelerinden biri olan “Leyla ile Mecnun”un hikayesini mesnevi olarak kaleme almıştır ve edebiyat tarihçileri tarafından divan şiirinin edasını dönüştüren şair olarak nitelendiriliyor. onun sayesinde bu büyük aşk hikayesi nesillerce okunup edebiyat hafızasında iz bırakmıştır.

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil

“Aşk ve ıstırap şairi” Fuzûlî, şiirlerinde lirizmin esasını, aşkın elemlerini ve yalnızlığın acılarını dile getirdi. Onun yaşadığı aşk ve yaşattığı aşk duygusu şiirleriyle ve mesnevileriyle bize ulaşmayı başardı. Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre, şiiri sadece kalbe ait bir macera sayan şair, “Menim tek hiç kim zar u perişan olmasın ya Rab/Esir-i derd-i aşk ü dağ-i hicran olmasın ya Rab” (Ya Rab, benim gibi hiç kimse perişan olmasın. Aşkın derdine ve ayrılık acısına esir olmasın kimse ya Rab.) dizelerinde aşkı ve aşkın ıstırabını yansıtır.

Şair sevgiliye duyduğu aşkın yanında Hz. Muhammed’e duyduğu aşkı, sevgiyi de yazdığı Su Kasidesi’nde işlemiştir.

Bazı araştırmacılar için Fuzûlî’nin aşkı; Ali Nihat Tarlan’ın (Tarlan 2013: 13) nitelemesiyle
ilâhî aşk, İskender Pala’nın (1995: 88) ifadesiyle platonik aşk veya Hasibe Mazığolu’nun (1956: 103) tespitiiyle ulvî aşk‘tır.

fuzuli 1

Aşkı Anlatmak İçin Kullanılan İmgeler

Edebiyatta aşk duygusunu anlatmak için birbirinden özgü tamlamalar, imgeler kullanılmıştır. Bunlara örnek olarak; Âşık Veysel için aşk” susuzluk”, Erzurumlu Emrah için “hiç gelmeyecek yolcu”, Nev’i için “hastalık”, Cemal Süreya için “Aşk bir yanlışlıktır bazen”, Turgut Uyar için “Bir bozuk saattir yüreğim.”, Ece Ayhan için aşk “kara kayıt” ve sevgili “yasadışı figür”, Haydar Ergülen için “yorgunluk”, Birhan Keskin için “kendine bakamama”, Pessoa için “başka biri olma hatası”, Bukowski için “sarhoşken verilen yanlış karar”, Sylvia Plath için “boğulma deneyimi” gibi tabirleri verebiliriz.

Fuzûlî için ise aşk şöyledir:

  • Aşk, çare aranan bir hastalık değil, özellikle istenen bir derttir. “Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabîb”
  • Aşk, akılla değil acıyla öğrenilir. “İlim bir kîl ü kâl imiş ancak /Aşk imiş her ne var âlemde”
  • Âşık, sevgilide erimek ister. “Mende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti‘dâdı var”

Şair; ateş-i aşk, sûz-ı derûn (iç yangını), şu‘le-i cân, odlar içinde cân (ateşler içinde kalmış can), derd-i aşk, belâ-yı aşk, mihnet-i aşk, maraz-ı aşk gibi imgelemeler de kullanmıştır şiirlerinde.

Fuzûlî aynı zamanda söze de çok önem vermiştir. Farsça Divanı’nın önsözünde söz ve anlamın şiirdeki önemini vurgulamış ve şöyle belirtmiştir: “Söz ve anlam, can ile ten gibidir; söz anlamdan anlam sözden ayrı olamaz.” Şairin söze ve anlama verdiği önem şiirlerini okuyunca kendini gösteriyor zaten. Hem kelimeleri kullanışı hem de anlamın zenginliğiyle okuyucuyu kendi dünyasına götürüyor ve bu sayede yaşadığı aşk duygusunu okurlarına da hissettirip okurların bu duyguyu yaşamış gibi etkilenmelerini sağlıyor.

Beni candan usandırdı

Fuzûlî Şiirlerinden Örnekler

1. Menüm tek hiç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab
Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasın yâ Rab

Dem-â-dem cevrlerdir çekdiğim bi-rahm bütlerden
Bu kâfirler esîri bir müselmân olmasın yâ Rab (…)

“Ya Rabbi, hiç kimse benim gibi inlemesin, perişan olmasın. Ya Rabbi, aşk derdine ve ayrılık yarasına esir olmasın.Her an, merhametsiz putlardan, güzellerden çektiğim cevr ve cefâdır. Yâ Rabbi, hiçbir müslüman bu kâfirlere esir olmasın.” (Ali Nihad Tarlan çevirisidir.)

Şiirde de gördüğümüz gibi şair aşk acısı içinde çırpınırken başkalarının da kendi gibi bu aşk derdine düşmemesini istiyor. Aşkın verdiği derde, kedere esir düşmüş, sevgili güzelliğiyle onu esir almıştır. Burada ne kadar büyük bir aşk içerisinde olduğunu anlıyoruz ama bu aşkın içinde kaybolmuş. Kelimeleri kullanışıyla hissettiği acıyı biz okurlara da çok başarılı bir şekilde yansıtmayı başarmıştır.

2. (…)Ne müşkil derd olursa bulunur âlemde dermânı
Ne müşkil derd imiş aşkın ki dermân eylemek olmaz (…)

“Her türlü derdin dermanı âlemde bulunur. Aşkın ne müşkil dertmiş ki onun dermanı yoktur.” (Ali Nihad Tarlan çevirisi.)

3. (…) Eyler gönülde eşk hatun şevkini füzûn Oddan çıkar buhâr saçıldukca âb ana

Çeşmün marîzi oldu gönül lâ’lüne yetür Renc-i humâra düşdü devâdur şarâp ana

Teklîf-i cennet eyleme kûyunda gönlüme Çün cennet ehlidür ne verirsen azâb ana (…)

“Gönülde gözyaşı yüzündeki ayva tüylerine karşı duyduğum harareti arttırır. Nasıl ki ateşin üzerine su döküldükçe buhar çıkar. Buhar sıcak ve yakıcıdır./ Gönül gözünün hastası oldu. Onu dudağına ulaştır. Humar baş ağrısına tutuldu. Ona ilaç şaraptır./ Ben senin diyarında iken bana cenneti teklif etme. Mademki senin diyarındadır, senin diyarın ise cennettir. Gönlüm o cennet içindedir, niye bu teklifi ederek ona eziyet veriyorsun.” (Ali Nihad Tarlan çevirisidir.)

4. Aşk etvârın müssellem eyledi gerdûn bana
Bunca kim yeldi yügürdi yetmedi Mecnûn bana

Kıldı benden ref’ teklif-i namâzı mestlik
Saldı Hak bir neş’e-i câm-i mey-i gül-gûn bana

Bâğ-ban ger meyl kılmam servine ma’zûr tut
Servden yiğrek gelir ol kâmet-i mevzûn bana (…)

“Felek aşkın tavırlarını yalnız bana tahsis eyledi. Mecnun o kadar çok koştu, çabaladı benim mertebeme erişemedi./ Sarhoşluk benim üzerimden namaz mecburiyetini kaldırdı. Çünkü Hak bana gül renkli şarap kadehi neşesi verdi./ Ey bahçıvan, eğer senin servine meyl etmezsem beni mazur tut. O mevzun, ahenkli endam bana serviden daha iyi gelir.” (Ali Nihad Tarlan çevirisidir.)

fuzuli .

Sonuç

Fuzûlî’nin şiirlerindeki örneklerde de gördüğümüz gibi aşkı o kadar muntazam işlemiştir ki okuyup geçmek mümkün değildir. Şiirleri okunduğunda uzun uzun düşündürüp şairin alemine bizi sürüklüyor. Onun şairaneliğine ulaşmak imkansız derecesindedir. Şair bunu kendi de farkındadır ki yukarıda verdiğimiz örneklerin birinde aşık ruhuyla bilinen Mecnun’un bile onun mertebesine erişemediğini söylemiştir. Fuzûlî her yönüyle başarılı bir sanatçı olmuştur ve onun eserlerini okudukça bu farkındalığımız artar.

Kaynakça

https://www.fikriyat.com/edebiyat/2019/01/10/ask-ve-istirap-sairi-fuzuli

https://luzumlufuzuliarsiv.appspot.com/gazeller/13.html

https://islamansiklopedisi.org.tr/fuzuli

https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/1579/Fuzuli

ARI Ramazan, Klasik Türk Şiiri Gazel Geleneğinde Duygularla İlişkisi İtibariyle Aşk -Fuzûlî Örneği- , 2018

DOĞAN Muhammed Nur, Fuzûlî’nin Poetikası, 1996

Editör: İrem Aktay

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin