Evrensel Bir Hak: Ruh Sağlığı

Dünya Ruh Sağlığı Günü her yıl 10 Ekim’de dünyada birçok ülkede kutlanmaktadır. 1992 yılında Dünya Ruh Sağlığı Federasyonunun bir projesi olarak ortaya çıkmıştır. Toplumda ruhsal hastalıklarla ilgili bir farkındalık oluşturmak ve ruh sağlığını iyileştirmek gibi amaçları vardır. 1948 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sağlığı tanımlarken sadece bedensel değil ruhsal ve sosyal olarak da tam bir iyilik hali ifadelerine yer vermiştir. Ancak geçmişte ruh sağlığı ayrı bir kategoride ele alınmak yerine bedensel sağlık içerisinde yer almıştır.

Her yıl farklı bir temayla kutlanan Dünya Ruh Sağlığı gününün bu yılki teması: ‘Ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır.’ olarak belirlenmiştir. Yaşadığımız bu çağda dili, dini, rengi, ırkı ne olursa olsun herkesin en iyi seviyede ruh sağlığına erişme hakkına sahip olduğu vurgulanmakta ve bu konuda farkındalık sağlanması amaçlanmaktadır.

Günümüzde ruh sağlığı problemleri her on kişiden ikisini etkilemektedir. Dünya üzerinde 1 milyara yakın kişi psikolojik sorunlara sahiptir. En sık karşılaşılan ruh sağlığı problemleri depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları, bipolar bozukluk olarak sıralanabilir. Dünyada ruh sağlığı sorunları arttıkça ruh sağlığı daha çok değer görmeye başlamıştır ancak bugün hala çok az insan bu konuda yardım alabilmektedir. Bunun temel sebebini ise maddi yetersizlikler ile tedavilerin ulaşılabilir olmamasından kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.

Dünya genelinde 3 temel ruh sağlığı modelinden söz etmek mümkün. Kısaca bahsedecek olursak hastane temelli model ruh sağlığı bozuk olan hastaların hastanelerde yatarak tedavi edildiği modeldir. Toplum temelli model hastaların hastaneler yerine yaşadıkları çevre içerisinde takip edilerek tedavi edildiği model ve son olarak toplum hastane denge modeli de isminden de anlaşıldığı üzere her iki modelin olumlu yönleri birleştirilerek oluşturulmuştur. Burada en önemli hususlar; verilen hizmetlerin kişinin yaşadığı çevreye yakınlığı, yatış sürelerinin olabildiğince kısa tutulması ve ayrılan bütçenin toplum temelli hizmetlere aktarılmasıdır. Ülkemizde şu anda toplum hastane denge modeli uygulansa da toplum temelli modele bir kayma söz konusudur. Ülkemizdeki kurumlar göz önüne alındığında ruh sağlığı hizmetlerini 3 grupta sınıflayabiliriz. Bunlardan ilki; poliklinik hizmetleri, bakım evleri ve yataklı hizmetlerdir. İkincisi; hasta olmayan kişilere verilen hizmetlerdir. Örnek verecek olursak şiddete uğramış kadınlar, ebeveynlikle ilgili konular. Üçüncü grupta ise ruh sağlığı ile ilgili genel faaliyetleri gösterebiliriz. Türkiye’de son yıllarda ruh sağlığı alanında yaşanan önemli gelişmelerden biri toplum temelli modelin resmî kurumlarca kabul edilmesi olmuştur. 2011 yılında Sağlık Bakanlığı bir Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı oluşturmuştur. Bu planda 2023 yılına kadar ağır ruhsal problem yaşayan bireylerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bütüncül bir sistemin kurulması, yeterli sayıda personel alımı ve kadınların ve çocukların ruh sağlığını koruyabilmek için hizmetlerin arttırılması, bu alanda yasal düzenlemelerin yapılması amaçlanmıştır.

Günümüzde Türkiye’de hala bir ruh sağlığı yasası bulunmamaktadır. Bunun çok büyük bir eksiklik olduğunu söylemek mümkün. Ruh sağlığı yasası ile sadece bu alanda çalışanların değil toplumdaki tüm bireylerin refah içinde sağlıklı yaşamaları ve herkesin önleyici, koruyucu, özgürlükçü insana yakışır şekilde ruh sağlığı hizmeti alması için de bir an önce çıkması gerekmektedir.

Günümüzde ekonomik krizler, afetler, iklim krizleri, savaşlar, göçler ve gündelik hayatlarımızda stresin artması sebebiyle ruh sağlığımızı korumamız da bir hayli güçleşti. Pandemi ile beraber toplum olarak ruh sağlığımızı korumakta da epey zorlandığımızı söyleyebiliriz. Tüm bu saydıklarıma ek olarak nefret söylemleri, damgalama, ayrımcılık gibi etkenler de ruh sağlığı ve iyilik halini olumsuz etkilemiştir. Ruh sağlığının önem kazanabilmesi için toplumun ve bireylerin birlikte hareket etmesi ve bu alanda yeni politikaların belirlenip hayata geçirilmesi gerekmektedir. Böylelikle ruh sağlığının erişilebilir, karşılanabilir ve toplumu baz alan bir sisteme oturtulması sağlanacaktır.

Ruh sağlığına verilen önemin arttığı, erişimin daha kolay olduğu ve ruh sağlığı çalışanlarına da gereken saygının verildiği daha güzel günlere…

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Gününüz kutlu olsun!

-Ayşegül Arslan Tonguç

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin