Alarko Holding İçin Potansiyel Bitti mi?

2022 tüm dünya için bir dizi alanda önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Devam eden pandemi ortamının yarattığı belirsizliklerin daha yeni yeni kaybolması, küresel değer zincirindeki bozulmaların son çeyreğe kadar devam etmesi ve hala olumsuz etkilerini sürdürmesi, siyasi çalkantılar ve en önemlisi de Rusya ve Ukrayna arasında meydana gelen savaş dinamikleri özellikle finansal piyasalarda geleceğe yönelik beklentileri önemli ölçüde etkiledi.

Ülkelerin; emisyon hacmindeki artışlar, küresel değer zincirindeki bozulmalar ve navlun tarifelerinde yaşanan olumsuz gelişmeler dolayısıyla enflasyonla mücadele içerisinde olduğu bir dönemde birçok sektörün en önemli gider kalemlerinden biri olan enerji fiyatlarını yukarı tırmandıracak bir savaşın ortaya çıkması elbette enflasyona karşı alınmış önlemlerin yetersiz kalmasına ve para ve maliye politikaları tarafında ek sıkılaştırma önlemlerinin devreye sokulmasına sebebiyet verdi. Söz konusu gelişmeler enflasyonu beslerken aynı zamanda likidite sıkılaşması finansman maliyetlerini de artırıcı bir rol oynadı. Zaten enflasyon dolayısıyla net işletme sermayesine duyulan ihtiyaç artarken ek sıkılaştırma önlemlerinin devreye alınması hem dünyadaki parasal hareketin yavaşlamasına hem de firmaların ve ekonomilerin küçülmeye gitmesine yol açtı.

Savaşın sebep olduğu siyasi belirsizlik ortamı ve enerji maliyetlerindeki yükselişler makro ölçekte ekonomileri olumsuz etkilerken bazı sektörleri de durumdan oldukça olumlu etkiledi. Zira her kriz kendi fırsatını da beraberinde getirir. Olumlu etkilenen sektörlerin başında ise enerji fiyatlarındaki artıştan dolayı enerji üretimi yapan şirketler geldi. Özellikle Alarko Holding’in özelleştirme kapsamında 2009 yılında 2035 yılına kadar sürecek bir lisansla MERAM satın alımı ve CENAL ithal kömür santralinin kurulumu şirketi geçmişte bir taahhüt şirketiyken yakın bir tarihte oldukça kuvvetli bir enerji oyuncusu haline getirdi. Öyle ki şirketin 2022 yılının 4. Çeyreğine ilişkin post ettiği bilançoda şirketin hasılatının neredeyse %90’lık kısmı enerji üretim ve dağıtım iş kolundan sağlandı. Enerjinin toplam gelir içerisinde bu kadar yükselmesinin ana sebebi şirketin bu alana yapılan büyük yatırımlarının yanında enerji fiyatlarının yükselmesi ve şirketin faaliyet gösterdiği turizm harici diğer sektörlerde küresel kriz dolayısıyla yaşanan yavaşlamaydı. Dolayısıyla savaş öncesinde şirketin önemli enerji yatırımları yapması savaş döneminde şirketin karlılığına astronomik boyutlarda bir katkı sağladı. Özellikle demir-çelik gibi toplam girdi içerisinde enerji payının yüksek olduğu sektörler (enerji yoğun sektörler) HRC fiyatlarındaki düşüş ve kok kömürü fiyatlarındaki yükseliş dolayısıyla konjonktürden oldukça olumsuz etkilenirken Alarko Holding gibi enerji şirketleri belki de yıllar boyunca tekrarı yaşanmayacak altın bir yıl geçirdiler.

Esasında enerji fiyatlarının artışına paralel olarak enerji maliyetleri de yükselmişti ancak önemli birinci nokta maliyetlerin yükselmesine rağmen elde edilen hasılat da maliyetlere paralel olarak yükseldiğinden dolayı bilanço büyümesi sağlanmasıyken, hiç şüphesiz ikincisi Alarko Holding’in özellikle 2022 yılına ilişkin türev işlemler yönetiminde başarılı olmasıydı.

Savaş sonrası dönemde, Türkiye, enerji sektörünün çeşitli iş kollarında faaliyet gösteren şirketlerin bilanço yapılarında bir bozulma yaşanmaması veya yaşanan bozulmaların hafifletilmesi amacıyla AUF (Azami Uzlaştırma Mekanizması) sistemini devreye soktu. İlgili sistem sektörde faaliyet gösteren şirketlerin elektrik üretim satışlarının PTF üzerinden yapılması uygulamasını kaldırıp onun yerine enflasyon, döviz ve Rotterdam kömür seviyesi dinamiklerini baz alan bir formül geliştirildi. Formüle göre artık enerji üretim tarafında faaliyet gösteren şirketlerin sahip olacakları AUF, şirketlerin maliyet kalemlerine göre değişkenlik gösterecekti. Hesaplamalarda YEKDEM kapsamında olan şirketler YEKDEM dinamiklerine göre satış gerçekleştirmeye devam edeceklerdi. Bu bağlamda Alarko Holding özünde bir ithal kömür santrali olduğundan dolayı Rotterdam kömür fiyatları şirket için oldukça önemli bir hal almaya başladı. Zira bu fiyatlardaki oynaklık şirketin üreteceği elektriğin satış fiyatını bir sonraki ay için gerçekleştirilecek AUF hesaplamasında doğrudan etkileyecekti ancak elbette şirket için kömür fiyatları AUF öncesinde de önemliydi zira şirketin ana maliyet kalemini her zaman kömür fiyatları belirliyordu.

Şirket için 2022 yılına ilişkin en önemli gelişme türev işlemler kapsamında yapılan kömür hedging işlemi oldu. Şirket tüm yıla ilişkin maliyet kalemini ikili anlaşmalar çerçevesinde gerçekleştirilecek satın alımlar hariç tutulduğunda (ki bu alımlar toplam kömür tonajının yaklaşık %10-15’ini oluşturuyordu) 108 dolar seviyelerinden bağladı. Kömür fiyatlarındaki akıl almaz yükselişe paralel olarak enerji fiyatları da hızlı bir şekilde tırmanırken şirketin maliyetleri neredeyse sabit kaldı. Bu da bütün bir yıl boyunca şirketin inanılmaz boyutlarda nakit girdi elde etmesine yol açtı. Şöyle ki savaş öncesinde 900-1200 bandındaki PTF gerçekleşmeleri savaş sonrasında senenin 2. yarısından sonra 4800 TL’lere kadar yükseldi. Bu muazzam fiyat sıçraması şirketin hem üretim hem de dağıtım tarafını olumlu etkiledi fakat özellikle şirketin üretim tarafının en kuvvetli oyuncusu olan CENAL tarafı 2022 yılında karlılığı tek başına sırtladı demek yanlış olmayacaktır. Enerji fiyatlarındaki muazzam yükseliş elbette doğalgaz fiyatlarının tırmanmasına bağlıydı. Doğalgaz fiyatlarındaki yükseliş ise alternatif enerji kaynaklarına olan talebi artıracağı için piyasaya eşyanın tabiatı gereği kömür fiyatları da yukarı tırmanıyordu. Öyle ki savaş öncesinde 144 dolar bandında olan Rotterdam kömür fiyatları savaş sürerken 480 dolarları gördü fakat şirketin başarılı hedging yönetimi maliyetlerde önemli bir yükselişe yol açmadan sürecin inanması güç bir başarıyla atlatılmasını sağladı. Bu süreçte tüm dünyadaki kömüre bağlı elektrik üreticilerinin kömür maliyetleri dolar bazında 3.4’e katlanırken Alarko Holding tüm yıl boyunca bu üreticilerden ortalama %60 daha düşük maliyetlerle elektrik üretti. Böylece Holding 2022 yılında karlılığını yalnızca 1 yılda yaklaşık 10 kat artırmayı başardı.

Şirket 2022 yılı boyunca her çeyrekte oldukça başarılı finansallar post ettikçe şirketin hisse değeri de şirketin bilanço değerine paralel olarak yükselerek şirketin hisse fiyatı 8 liralardan 92 liralara kadar tırmandı. Bu yalnızca 1 senede neredeyse 12 katlık bir yükseliş anlamına gelmektedir. Fakat son dönemde, özellikle Avrupa’da hafif geçen kış, enflasyonla mücadele kapsamında FED önderliğinde alınan MB kararları dolayısıyla düşen küresel ekonomik aktivite, Çin’deki kapanmanın devam etmesi ve savaş boyunca Avrupa’nın alternatif doğalgaz satın alımlarıyla depoların doluluk oranlarını son derece makul seviyelere çekmesiyle (%95) doğalgaz ve ona paralel olarak da kömür fiyatlarında bir normalleşme gerçekleşti. Kömür fiyatlarındaki normalleşme de doğal olarak AUF tarafında fiyatların geri çekilmesine ve şirketin hissesinin bundan olumsuz etkilenmesine yol açtı. Unutulmamalıdır ki piyasalar çoğu zaman olumlu ve olumsuz gelişmeleri önceden fiyatlarlar. Dolayısıyla şirket bilançolarındaki beklentiler bozuldukça şirketin değerleme çarpanları he ne kadar oldukça iskontolu gözükse de hisse fiyatında da 92 liralardan bu yazının yazıldığı tarih itibariyle 58 liralara doğru bir geri çekilme gözlemlendi. Piyasalarda yaşanan sert yükselişler genelde yükseliş sonlarında sert kar realizasyonu hareketleriyle sonuçlanır. Bu da hisse fiyatlarını bir miktar geriye çeker. Bu gayet normaldir. Önemli olan fiyatlarda konsolidasyon süreci yaşanırken hisse fiyatının prospektif bilanço değerine göre iskontolu olup olmadığının tespit edilmesi, şirketin gelecek yatırımlarının bilançoya katkısının iyi analiz edilmesi, haber akışının takip edilip gerekli değerlendirmelerin yapılması ve tüm bu analiz sürecinden sonra ortaya çıkan sonuca göre hisselerde pozisyon artırıcı veya azaltıcı işlem yapılmasıdır.

Şirketin hisse fiyatındaki geri çekilmenin bir sebebi enerji fiyatlarındaki geri çekilmeyken ikincisi de seçim belirsizlikleri ve “enflasyon rallisinin” son bulmasına paralel olarak genel piyasa koşullarının bozulmasıdır. Bu süreçte piyasa rallisine katılmış olsun veya olmasın hisselerin büyük bir kısmı olumsuz piyasa koşullarından etkilenmektedir. Piyasa koşullarındaki bozulma dolayısıyla hisse fiyatlarındaki geri çekilmeler şirketin değerini yansıtmıyorsa o takdirde soğuk kanlı davranıp ters pozisyon açarak beklentisi yüksek olan şirketlerde alıcılı davranmak bazen mantıklı bir karar olabilir.

Peki şirketin hisse fiyatında artık beklenti bitti mi? Şirketin hisse fiyatının potansiyelini ulaşıp ulaşmadığı her ne kadar subjektif bir konu olabilse de bazı değerlendirmeler ipuçları verebilir.

Öncelikle şirket 2022 yılından itibaren çok önemli bir dönüşüm sürecine girmiş vaziyette. 2022 yılında, yapmış olduğu başarılı maliyet yönetimiyle ve enerji fiyatlarının yükselmesiyle tarihinde hiç olmadığı kadar ciddi bir nakit akışı sağladı, döviz borçlarını kapatır hale geldi, net nakit pozisyonuna geçildi ve belki de en önemlisi bu süreçte inanılmaz bir nakit girdisi sağlandı. Şirket başta CEO mertebesinde olmak üzere tüm önemli kademelerinde piyasa katılımcıları webinarlarında sürekli olarak yeni iş kollarına/sektörlere giriş ve 2030 vizyonundan bahsetmektedir. Bu bağlamda uzun bir zamandır yatırımcılarla paylaşılan bu vizyonun ilk somut adımları 2022 yılında yaratılan güçlü nakit akışının da etkisiyle 2023 yılının başından itibaren atılmaya başlandı. Bu bağlamda şirket 3 yeni iş kolunda önemli faaliyet gösterecek. Esasında şirket 2 yeni iş koluna gireceğini duyurmuştu fakat girişim sermayesi şirketi tarafında yapılan yatırım ve o taraftaki potansiyelin önemli olması sebebiyle her ne kadar şirket geçmişte ve hala bu işi yapmış olsa da kurulan yeni şirketle beraber yurt dışının da kapsam alanına alınması ve bu alanda artık daha profesyonel bir şekilde çalışılmaya başlanması dolayısıyla girişim sermayesi tarafı da yeni büyük bir iş kolu olarak kategorize edilebilir.

İlk olarak bir girişim sermayesi şirketi kurularak dünyanın farklı bölgelerinde büyüme potansiyeli olan şirketlere yatırım yapılacak. Burası için ilk etapta birkaç yüz milyon liralık sermaye konuldu fakat Özgür Bey’in açıklamalarında şirketin bu alana her yıl yaklaşık 40 milyon dolarlık yatırım yapılacağı vaad edilmektedir. Özellikle her yıl bu alana yapılacak yatırımların içsel ve bileşik büyümeleri de hesaba katıldığında 2030 yılına gelindiğinde bu alanda çok ciddi bir portföy büyüklüğüne ulaşılacağı aşikar. Öyle ki bu alana yapılan yatırımlar bugünkü karlılığın bile reel olarak %60’larına tekabül eden bir geliri her sene yaratabilecek potansiyele sahip.

Şirketin üzerinde en kuvvetli titrediği konu ise yüksek teknolojiye dayalı jeotermal seracılık. Şirket 2030 vizyonu kapsamında 2026 yılına kadar bu alana 650 milyon dolarlık yatırım yapmayı ve 600 milyon dolarlık bir hasılat, 175 milyon dolara yakın EBIDTA girdisi yaratmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda toplamda 5 milyon metrekare jeotermal sera, 10 milyar metrekare açık alan tarımı olmak üzere 2026 yılının sonunda şirket toplamda kabaca 15 milyon metrekarelik alanda tarımsal üretim kapasitesine ulaşacaktır. Bu kapsamda ilk şirket satın almaları sene içerisinde gerçekleşmiş olup bu kapsamda Alsera Jeotermal Tarım A.Ş ve Sera Farm Seracılık A.Ş’nin 160 milyon liralık bir bedelle satın alımı gerçekleşti. Alana yapılan yatırım peyderpey olacak olup yatırımın çıktısı 2026 yılından itibaren değil yatırım süresinin bitiminden önce alınmaya başlanacaktır. Bu yatırımdaki tarımsal çıktının sene içerisinde birkaç defa alınabilmesi nakit akışının güçlenmesine de katkı sağlayacaktır. Bu hem şirketin finansman maliyetlerini azaltacak hem de borçluluk oranına olumlu katkı sağlayarak yatırımın büyük bir kısmının özkaynaklardan finanse edilmesine katkıda bulunacaktır. Ayrıca şirket 2026 yılından sonra da bu alanı büyütmeye devam edecektir. Tüm bunların yanında şirketin jeotermal seracılığın her seviyesinde dikey entegrasyonel bir şekilde faaliyette bulunacak olması hem alandan elde edilecek çıktı verimliliğini hem de şirketin kar marjlarını olumlu etkileyecektir. Bu bağlamda üretim tarafında gübrelemeden tarımsal çıktının işlenmiş gıda haline getirilmesine kadar üretim çizgisinin her noktasında faaliyet gösterecek şekilde bir yapılanma yatırımı hedeflemektedir. Bu alana yatırım bitiminden sonra ek yatırımların devam etmesi önemli olup aynı zamanda söz konusu iş kolunda ihracat da hedeflenmektedir. Gelecekte küresel ısınmaya bağlı olarak kuraklığın artması ve sulama yetersizliğine de bağlı olarak küresel gıda krizi beklentilerine ilişkin uluslararası birçok araştırma ve raporun yayımlanması esasında seçilen yatırım alanının isabetli olduğuna dair ipuçları vermektedir.

Şirketin faaliyette bulunacağı bir diğer iş kolu ise sözleşme gizliliği nedeniyle henüz kamuya açıklanmamaktadır.

Şirketin gelecekte hisse fiyatlamasını etkileyecek önemli unsurlardan bir diğeri de şirketin kar dağıtım politikasını tekrar gözden geçirme kararlılığıdır. Yatırımlar sonucunda yaratılan değerin paydaşlara gelecekte daha yüksek ve sürdürülebilir bir şekilde dağıtımı kararlılığı piyasada şirkete olan güveni de taze tutacak ve belki de şirketin ortalama değerleme rasyolarını yukarı taşıyacaktır.

Ayrıca şirketin net döviz pozisyonuna sahip olması enflasyonist bir dönemde satın alma gücü paritesi teoremi dinamiklerinden kaynaklı olarak elini kuvvetlendirmektedir. Kurlardaki yükseliş şirketin 4. çeyrek 2022 finansalları itibariyle USD ve EUR cisninden net karlılığına toplamda olumlu etkide bulunmaktadır. Şirketin kamuya açıkladığı son dönem finansallarına göre (4. çeyrek 2022) USD kurundaki her %10’luk yükseliş şirketin karlılığını 420 milyon lira olumlu etkilerken EUR tarafındaki her %10’luk yükseliş şirket finansallarına 79 milyon liralık olumsuz etkide bulunmaktadır. Böylece net olarak yerli paradaki her %10’luk değer kaybı şirketin ner karına 340 milyon liralık katkıda bulunmaktadır. Sonuç itibariyle şirketin herhangi bir kur riski bulunmadığı gibi AUF hesaplamasında kur fiyat artırıcı bir etmen olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla şirketin ürettiği ürünün fiyat esnekliği yönünden şirketin lehine olması şirketi enerji fiyatları ne kadar yükselirse yükselsin olumlu etkileyen bir durum olarak öne çıkarken bu durumu tersine çevirecek tek etmen içinde bulunduğumuz resesyon dinamikleri olacaktır. Her ne kadar şirketin, sanayi faaliyetindeki daralmaya paralel olarak nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre elektrik üretim verilerinde ciddi bir düşüş olsa da bu durumun uzun vadede ekonomik aktivitenin de rayına oturmasıyla birlikte devam etmemesi beklenebilir. Dolayısıyla şirketin herhangi bir kur riskinin olmamasının yanı sıra uzun vadede ürünlerini satma noktasında ileride müşkül bir durumla karşı karşıya kalmayacağı öngörülebilir. Aşağıda şirketin kamuya açıkladığı son dönem mali tablolarının ilgili kısmı gösterilmiştir:

Alarko Holding İçin Potansiyel Bitti mi?
Tablo 1. Alarko Holding Kur Riski Verileri

Piyasanın enerji fiyatlarındaki geri çekilmeye bağlı olarak hisse tarafında da satıcılı olmasının yanı sıra göz ardı ettiği önemli iki unsur vardır. Bunlardan bir tanesi sene başında şirketin 2023 yılına ilişkin karlılık tahminleridir. Şirketin 2023 yılında 2022 yılına neredeyse paralel bir karlılık beklentisi içerisindedir ki hem Alarko’nun tarihsel yapısı gereği beklentilerde muhafazakar davrandığı bilinmektedir hem de sene içerisinde birçok gelişmeye bağlı olarak bu karlılık aşağı yönlü de yukarı yönlü de revize edilebilir fakat özellikle kurlarda meydana gelecek yukarı yönlü bir sıçrama hisse fiyatını da olumlu etkileyecektir. İkinci bir husus da AUF mekanizmasının bu sene içerisinde son bulma ihtimalidir. Geçici olan bu mekanizma gelecek 6 aylık dönemde bir 6 ay daha uzatılmazsa şirket üretilen elektriği PTF gerçekleşmeleri üzerinden satacaktır. Bu da şirketin elektrik satım fiyatlarını kur bu seviyelerde kalsa dahi krizin zirveyi gördüğü TL bazlı seviyelere taşıyabilir.

Gelecekte MERAM dağıtım tarafına yönelik planlanan önemli varlık değer yatırımları şirketin karlılığına destek olacaktır. Bunun yanı sıra şirketin finansal giderlerinin de oldukça düşük seviyelerde konsolide olması ve döviz riskinin bulunmaması, 2023 yılına ilişkin kömür tarafında esnek denilebilecek hibrit bir hedge modelinin geliştirilmesi ve azalan finansal giderlerin yanı sıra 2022 yılında yaratılan nakit sayesinde artan yatırım harcamaları karlılığı destekleyici bir faktör olacaktır. Ayrıca AUF formülünde enflasyon faktörünün de hesaplamaya dahil edilmesi, kurlardaki yükselişin enerji fiyatlarına doğrudan yansıması da net döviz açığının kapandığı 2023 yılı itibariyle enflasyona paralel bir biçimde bilanço büyüklüğüne yansıyacaktır. Dolayısıyla şirkette pozisyon artırıcı/koruyucu işlemlerin yapılması uzun vadede herhangi bir enflasyon riski teşkil etmemektedir.

Yeni sektörlerin yanı sıra yatırım harcamalarına ayrılan kaynağın önemli bir bölümü de enerji tarafının büyümesine katkıda bulunacak şekilde dizayn edilmiş olması hisseye yönelik potansiyeli artırmaktadır. Bu bağlamda şirket halihazırda ve gelecekte önüne çıkan RES ve GES potansiyellerini değerlendirmekte ve enerji depolama alanına çok önemli yatırım planlamaları yapmaktadır. Bu bağlamda EPDK’dan talep edilen RES, GES ve enerji depolama kurulum lisansı talepleri 1000 MW seviyelerini dahi önemli bir farkla aşmış durumdadır. Dünyanın yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldiği ve elektrikli araçlardaki yaygınlaşmaya paralel olarak depolama ihtiyacının ayyuka çıktığı bir dönemde şirketin enerji depolama faaliyetine yönelik yeni yatırım hedeflerine girişmesinin oldukça isabetli ve önemli bir gelişme olduğu söylenebilir.

Şirketin 2023 yılı itibariyle elektrikte kurulu gücünün yaklaşık 1650 MW olduğu göz önünde bulundurulduğunda enerji dağıtım tarafının yanı sıra üretim iş kolunun da büyümeye devam edeceğini öngörmek yanlış olmayacaktır. Mevcutta enerji iş kolu şirketin toplam gelirlerinin %85-90’lık bölümünü oluşturmaktadır. Enerji iş kolunda yatırım fırsatlarının değerlendirildiği ve bu alanda büyümeye devam edileceği şirketin en yetkili organları tarafından garanti edilmektedir. Bu alanda büyümeye rağmen şirket 2030 vizyonu kapsamında portföy çeşitliliğini artırma hedefinde olup bilanço üzerindeki sektörel riski hafifletme gayreti içerisindedir. Risk dağıtımının hedge ve sektörel çeşitlilik riskine ek olarak ülke riskini de hafifletme gayreti kapsamında yeni faaliyet gösterilecek henüz kamuya açıklanmamış iş kolunun yurt dışında olacağının sinyalleri verilmekte, taahhüt iş kolunda ek yurt dışı iş sözleşmeleri hedeflenmekte, yurt dışında faaliyet gösteren uzman kadrolarca incelenmiş binlerce şirket içerisinden büyüme potansiyeli yüksek borsada payları işlem gören şirketlere yatırım planları yapılmakta ve tarımsal üretim tarafında ihracat potansiyeli değerlendirilmektedir. Dolayısıyla karar alıcılarca şirketin sadece büyüme tarafına değil kırılganlıkların giderilmesi tarafına da odaklanılmaktadır. Bu amaca hizmet olarak 2030 hedefleri dahilinde enerjinin devam eden yatırım harcamalarına rağmen toplam gelirler içerisindeki payının %40’lara düşürülmesi yönetimce hedeflenmektedir ve bu hedefe yönelik önemli adımlar atılmaktadır. Şayet şirketin bu hedefi başarıyla gerçekleşirse şirkette 7 yılda 6 katlık bir reel büyüme mümkün. Hisse fiyatındaki iskontolu fiyatlama, Türkiye piyasasının değerleme rasyolarının tarihi dip seviyelerde olması durum tersine çevrildiğinde hissedeki momentum rüzgarını da arkasına katabilir.

Ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen unutulmamalıdır ki hisse senedi piyasaları en riskli piyasalardan biridir. Şirket hisseleri satın alınırken yönetiminde meydana gelecek herhangi bir değişiklik, küresel veya ülkesel riskler ve gelecekte ortaya çıkabilecek veya şu anda görülemeyen/öngörülemeyen birçok içsel ve dışsal risk faktörü de satın alınmaktadır. Bir şirkette pay sahibi olmak o şirketin başına gelebilecek her türlü olumsuz koşula yönelik de koyulan sermaye oranında bedel ödemeye razı olmak anlamına gelir. Dolayısıyla bu yazıda belirtilenler bir yatırım tavsiyesinden ziyade ileriye yönelik şirket hakkında bilgi sahibi olmaya dönük olmalıdır. Aksi halde öngörülemeyen olumsuz bir koşulun doğması, bir daha telafisi mümkün olmayan sonuçlar/kayıplar doğurabilir.

Kaynakça:

  1. EPDK, Elektrik Piyasaları GÖP PTF Fiyatları, https://seffaflik.epias.com.tr/transparency/piyasalar/gop/ptf.xhtml, E.T: 26.04.2023
  2. Alarko Holding 4. Çeyrek Finansal Tabloları, 31.12.2022, https://www.alarko.com.tr/download/9340, E.T: 20.03.2023
  3. Alarko Holding’i Yatkında Tanıyalım 2. Bölüm, İnfo Yatırım, 13.04.2023, https://www.youtube.com/watch?v=qBybjKlD0dA, E.T: 20.04.2023
  4. 31 Aralık 2022 Tarihi İtibariyle Hazırlanan Konsolide Finansal Tablolar ve Bağımsız Ddenetçi Raporu, 31.12.2022, https://www.alarko.com.tr/download/9340, E.T: 03.04.2022

Bir Cevap Yazın

Bizleri takip etmeyi unutma!

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin