
Bilinmezlik… Çoğu zaman dipsiz kuyularda sancılar içinde kıvrandırır, gözyaşları içinde haykırtır, inim inim inletir bilinmezlik. Bir adım sonrasını öngörememek, bir işkencedir çoğu zaman. Evet, bir şeyler olacak ama ne? Ne zaman? Nasıl? Beni mutlu edecek mi mesela bu olacak olan şey? Önden bir fragmanını görebilsek keşke… İşte o zaman yaşadığımız tüm bu zorluklara göğüs gerebilmek çok daha kolay olurdu şüphesiz. “Az kaldı, hayatının en parlak evresine geçiyorsun. Hayallerinin de ötesinde bir hayat yaşıyorsun, az daha sabır.” diyebilmek en kuvvetli antidepresan olurdu zorlu dönemeçlerde. Peki sizlere günümüzde bunun mümkün olabileceğini söylesem? Böylesine ütopik bir düşünceyi hayata geçirmeyi ifade eden popüler bir terim: “çekim yasası”.
Çekim Yasası Nedir?

Çekim yasası temelde “inandığın, hayal edebildiğin her şey; gelecekte bir şekilde gerçekliğin olmuş olacak.” fikrini savunur. Gerçekleşeceğine kuvvetli bir şekilde inandığınız ve gerçekliğini hayal edebildiğiniz düşünceler bir enerji oluşturur. Bu enerji evrene yayılarak hayal ettiğiniz şeyi elde edebilmeniz için sayısız ihtimallerle yollarınızı kesiştirir.
Örnekler ile Çekim Yasası Nedir?
Ev mi almak istiyorsunuz? “Hangi muhitte oturmak istiyorsunuz? Kaç katlı bir bina, eviniz kaçıncı katta? Kaç odalı? Deniz manzarası ya da balkonu var mı? Evinizin dekorasyonu nasıl?” Bu gibi soruları detaylıca gözünüzde resmedebilmenizi ister çekim yasası. Çünkü evren netlik sever. Ne istediğiniz konusunda net değilseniz, o şeyi elde edemeyeceğinize dair içinizde ufacık da olsa bir şüphe barındırıyorsanız bu olumsuz frekansınız evren tarafından isteğinizin yanıtsız kalmasıyla sonuçlanır.
Bu noktada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Çaba harcamadan, emek vermeden, sadece hayal gücüyle istediklerinizi elde edebileceğinizi düşünüyorsanız, bu durum hala ütopik.🙂
Çekim yasası, emek, çaba ve inanç frekanslarının birleşimininden meydana gelir. Siz emek verirsiniz, hayal edersiniz, doğru frekansa geçersiniz ve evren niyetinizi gerçekleştirir. Binevi tevekkülün popülerleşmiş hali 😊
Çekim yasası, bilinçaltımızın kandırılabilir olduğunu savunur. Israrlı bir şekilde tekrarladığımız düşünceler, önce bilinçaltımız sonrasında da bilincimiz tarafından kabul edilir ve böylelikle gerçeğimiz haline gelir. Kendimiz hakkında dile getirdiğimiz olumlu ya da olumsuz düşünceler bilinç süzgecinden geçmeden kabul edilir. “Çok şanslıyım.” cümlesini defalarca tekrarlarsanız bir süre sonra bilinciniz bu fikri kabul eder ve gerçekten şanslı olursunuz. “Çok şanssızım, tüm kötü şeyler benim başıma geliyor.” diye yakındığınız takdirde de ne yazık ki tüm olumsuzlukları bir mıknatıs gibi kendinize çekmiş olacaksınız.
Uzun süredir çekim yasasını hayatıma dahil eden biri olarak söylemem gerekir ki, çekim yasası şehir efsanesi değil, gerçek 🙂
“Eğer evrenin gizemini anlamak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim yasalarıyla düşünün.” diyen Nikola Tesla ve “Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan oluşur.” sözleriyle Albert Einstein de benimle aynı fikirde 🙂







Bir Cevap Yazın