
Hayatta olmak; göğüs kafesinde kan pompalayan bir kalbin ritmik çalışmasından ya da akciğerlerine dolan havayı dışarı vermekten çok daha fazlasıdır. Tüm bunlar canlı bir beden olmak için kâfi belki; ama yaşamak için nâfi değil. Zira hayatta olan herkese yaşıyor, yaşayan herkese de hayatta diyemeyiz. Yaşamak, tüm bu ritimlerin ötesine uzanır; insanın içindeki sessiz fırtınalara, kimsenin görmediği kırılmalara, kendine bile itiraf edemediği ağırlıklara dokunur. Hayatta olmak bedeni taşır; yaşamak ise ruhu. Hayatta olmak nefes aldırır; yaşamak ise aldığın nefesi sana sorgulatır. Çünkü yaşamış olmak nefesi göğsünde değil, kalbinde hissetmek demek.
Yaşamda olmak; tutunduğun tek dalın çiçekleneceği günü, her gün sabırla beklemek; günün sonunda kırılacağını bildiği bir dala tutunmuş olsa da, yeşilleneceği günü görmek istemek demek. Yeşermek için kırılmak, kırılmak için yeşermek demek belki de. Sıkıya sıkıya tutunsanda bazen, bir rüzgara yitip gidebileceğini bilmek demek.
Didem Madak’ın dediği gibi:
“Hayat bazen yaralayıcı bir çiçek gibi açar içimizde.”
İnsan hem o çiçeğin açmasına izin verir, hem de acısını taşır içinde. Yaşamak, yaşadıklarına ve yaşatılanlara rağmen yaşama tutunmak demek. Bazen sadece parmağının ucuyla bile olsa..

Yaşamak, seni yaşamda tutanlarla, yaşamayı mecbur kılanlar arasında nefes almak demek. Boğulurken çırpınmanın daha çok dibe çektiğini anlamak, akışa bırakmayı öğrenmen demek. En dipteyken, gün yüzüne olan inancını kaybetmek ancak; insanın en çok o anlarda kendiyle karşılaştığını bilmek, en çok o anlarda kendini bulması demek. Yaşamak, devam etmeye gücünün yetmediği yerde sürünerek yürümeyi öğrenmek demek. Yaşamak biraz da tekrar tekrar yenilmek demek. Bazen bir insana, çoğu zaman kendine.
Yaşamak demek, en çok da beklemek demek: Bir düşü, bir geleceği, bir insanı..
Her şeye ve herkese rağmen, her gün yeniden doğan güneşi kıskanmak demek. Her gün kendini yeniden doğurmak, doğan her yeni günde de canlı kalmaya devam etmek demek. Ve yaşamak tüm bunların içinde, tekrar tekrar doğan güneşle; yeni ve yeniden doğrulan insan demek.
Yaşam sen, sense tüm çatlaklarından ışık sızdıran bir varoluş demek.
Editör: İrem Aktay







Bir Cevap Yazın