
Her ne kadar internet sitenizde kendinizi tanıttığınız bir kısım olsa da kendi cümlelerinizle hayatınızdan bizlere bahsedebilir misiniz?
Selamlar herkese. 25 yaşındayım. Geçen sene Marmara Üniversitesi GSF Film Tasarım bölümünden mezun oldum. Hazırlık sınıfından beri medya ve sinema alanında işlerle ilgileniyorum. Çocukken, şimdiki gençlerin “tost makinesi” diye tabir edebileceği, babamın eski bir telefonunu kaçırıp fotoğraf ve video çekerdim. Hâlâ da onlar durur anı olarak izleriz. Yaş ilerledikçe de kendimi görsel olarak daha iyi anlattığımı fark ettim ve bu alana doğal olarak yöneldim. Şimdi de freelancer olarak görüntü yönetmenliği, yönetmenlik ve yapımcılık yapıyorum.
Bildiğimiz kadarıyla hem fotoğraf hem de video çekimleriyle ilgileniyorsunuz. Özellikle video çekimleri konusunda müzik klipleri, kısa filmler, kurumsal tanıtım filmleri gibi çeşitliliğe sahipsiniz. Çekmekten en zevk aldığınız kareler hangi türe ait? Örneğin bir müzik klibi mi çekerken zevk alıyorsunuz yoksa bir kısa film veya kurumsal tanıtım filmleri mi daha çok ilginizi çekiyor?
Açıkçası hepsinin ruhu farklı. Fakat Güzel Sanatlar mezunu olmanın şöyle bir yanı var. Her işinizde sinematografik bir bakış açısı katabiliyorsunuz. Müzik kliplerimde genel olarak bir hikaye vermeye ve göze hitap etmeye çalışıyorum. Ekibimle birlikte bir uyum içerisindeyiz bu konuda. Zaten müzisyen sanatçılara hayranım yaptıkları işlerle kitleleri harekete geçirip duyguya sokabiliyorlar. Bu sebepten ötürü müzik klipleri üretmek daha anlamlı ve verimli oluyor diyebilirim.
Film tasarımı okumak nasıl bir his? Alanınızdan memnun musunuz yoksa şunu okusaydım daha iyi olurdu dediğiniz bir bölüm var mı?
Net olarak memnunum diyebilirim. İlk başta İletişim Fakültesi RTS bölümünü kazanmıştım fakat hazırlıkta kalınca yatay geçiş yaparak bu bölüme geçtim. Hazırlık terkim yani 🙂 İyi ki geçiş yapmışım çünkü ileride hedeflediğim dünyaya daha uygun bir öğretim gördüm. Bu alanda iş yapmak isteyen insanlar tanımam da ve sanatsal bakış açımın şekillenmesinde büyük rol oynadı. Marmara Üniversitesi öğrencilerinin ruhu cidden bir başka.
Bu zamana kadar birçok çekim gerçekleştirmişsiniz. Size en keyif veren işiniz/ projeniz hangisiydi?
Daha da keyif veren çekimlerim olacaktır ama ilk aklıma gelenlerden biri Hepsini Vur isimli arkadaşlarımın bir şarkısına bir gecede toparlanıp klip çekmemiz oldu. Onlar da 2 saat içerisinde şarkıyı ürettiler ve hadi klip çekelim oldu. Mahalleden arkadaşlar, araba, motor vs. derken tatlı bir iş ortaya çıktı.
Bunun haricinde -2 adında bir kısa filmimiz var. Okul projesi için çekmiştik ama festivallerde kıta kıta dolaştı. İlk projemizdi.
Geçenlerde en son Gezegen Bizi Salmıyor adlı yine arkadaşımın şarkısına bir klip çektik. Tamamen kendi dostlarımız ile beraber çekimini yaptık ve sosyal mesaj içerdiği için çok anlamlıydı bizim için.
Sizin için mükemmel bir çekim neleri barındırmalıdır? Bir sanatçı gözüyle bakmanız gerekse bir çekimde olmazsa olmaz dediğiniz noktalar var mı? Varsa neler?
Öncelikle şunu söylemeliyim her ne kadar mükemmeliyetçi biri olsam da hiçbir zaman “işte bu mükemmel bir çekimdir” diyebileceğim bir iş sunamam. Daha çok geliştirmem lazım kendimi. Çünkü asıl mükemmel işler tecrübeyle edinilmiş durumlardan sonra ortaya çıkabileceğini düşünüyorum. Işık iyidir, kamera kalitelidir, güzel de bir mekanımız vardır ama bunları doğru ve verimli kullanabilmek deneyim ve gözlemle alakalıdır. Ki gerilla tarzı kısıtlı imkanlarla çektiğimiz işlerde daha yaratıcı olduğumuzu fark ettim. İnsan içindeki amatör ruhu kaybetmemeli sanırım 😊
Kariyerinize bundan sonra nasıl yön vermeyi planlıyorsunuz? 2023’de belirlediğiniz hedefleriniz var mı?
Şu ana kadar ürün de çektim, yemek çekimi de. Afiş tasarımları da yaptım sosyal medya yönetimi de. Influencer marketing ajansında da çalıştım YouTube kanalında da. Bunlar beni çok yönlü olarak geliştirdi diyebilirim. Ama her zaman çocukluğumdan beri aklımda yapımcı olmak vardı. Bilinenin aksine sahada olan çekim de yapan gerekirse yazan çizen ve dünya çapında kaliteli işler çıkaran bir yapımcı olmak hedefim. Arkadaşlarımla birlikte de bu tarz bir ajans oluşumu içerisindeyiz. Yakın zamanda kafakafaya.co adresinde bizi görebilirsiniz 🙂
Türkiye’de birlikte çalışmak istiyorum dediğiniz biri var mı?
Sinema konusunda Nuri Bilge, Zeki Demirkubuz ve Çağan Irmak ile çalışmak isterdim. Görüntü alanında Uğur İçbak, Hayk Kirakosyan, Feza Çaldıran. Müzik klibinde Nihat Odabaşı ve Gülşen Aybaba olabilir. Bizim jenerasyonda ise çeşitlilik çok fazla ama kafa yapımızın aynı olduğu insanlarla çalışmayı tanışmayı da isterim tabiki.
En sevdiğiniz yönetmen kim ve bu yönetmenin en sevdiğiniz işi hangisidir?
Yıllardır düşündüğüm ama düzgün cevap veremediğim sorulardan 😊 Michelangelo Antonioni’yi severim. Blow up filmini önerebilirim. Luc Besson ve en sevdiğim filmlerden Leon The Professional. Jean-Pierre Jeunet’in Amelie ve Şarküteri filmleri. Sanırım İtalyan ve Fransız akımlarına daha meraklıyım. 90’ların sonu ve 2000ler Türk sinemasını da es geçmemek lazım.
Şu ana kadar izleyip de etkilendiğiniz bir kısa film oldu mu?
Açıkçası bazen festivallerde ön jürilik yaptığım için çok fazla kısa film izledim bu sebeple isimleri aklıma gelmiyor 🙂 Festivallerde birçok kısa filme denk geliyorum ve inanılmaz başarılı işler var. İzleyicimize kısa film kültürünü de aşılamak gerekiyor bu arada. Vizyondaki filmler haricinde de bir dünya var çünkü.
Mesleğinize yurt dışında devam etmeyi düşünür müsünüz, yoksa Türkiye’de kalmayı mı tercih edersiniz?
Yurt dışındaki isimlerle çalışıp orada kendimi geliştirmeyi çok isterim. Bir süre orada kalabilirim ama hep bir ayağım Türkiye’de olur yani. Buradaki kültürden insanlardan uzaklaşarak yaptığım mesleğin keyif vereceğini düşünmüyorum.
Kariyerine sizin gibi devam etmek isteyen okuyucularımız olabilir. Think&Glow okuyucularına nereden başlamalarını önerirsiniz? Önerilerinizi alabilir miyiz?
Başlamak için bir nokta gösteremem ama nerden olursa olsun başlasınlar. Yoldayken şekillenir her şey zaten. Ben henüz bilgisayarım yokken ve kurgu programları kullanmayı dahi bilmiyorken risk alarak ilk kurgu işimi aldım 🎉







Bir Cevap Yazın