,

Finali Belirsiz Bir Hikâye

İlk gençlik yıllarında; masum, çocuksu hayallerle atan iki kalbin hikayesi bu. İlk kaçamak bakışların, ilk heyecanların, belki de ilk gerçek duyguların… Acemice, tökezleye tökezleye devam eden birkaç yılın hikâyesi… Kendince dolu dizgin başlayan bir hikâye aslında. Başlangıcı büyüleyici, finali belirsiz…

Bu hikâyede kahramanlar bulutların üzerindeymiş bir zamanlar. Her şey toz pembe, her şey beraberken çok kolay… Zamanla bir şekilde dış etkenlerin de sayesinde, çok sert darbelerle yaralayıvermişler birbirlerini. Onarılması güç, tarifi imkânsız yaralar bırakmışlar yüreklerinde karşılıklı armağan niyetine.

Aradan yıllar geçmiş… Hikâyenin başındaki ana kahramanlar büyümüş; yolları tamamen ayrılmış. Farklı farklı yollara dağılmışlar artık. Belki farkına bile varamadıkları travma izleriyle yeni yollar arayıp durmuşlar öylece. Belki de yeni kalpler…  Fakat öyle derinmiş ki bu izler, kabuk bağlasa da ara ara kanayıp durmuş yıllarca. Farklı kişilerde dahi hatırlatmış kendini ısrarla. Hatta belki de hiç unutturmamış.

Kader bu ya, aradan yıllar geçivermişken herkes farklı rüzgara kapılmış, kendi yolunda seyrederken bir şekilde yine kesişivermiş yolları. Hiç akıllarında yokken belki de, o eski masum anılar canlanıvermiş tekrar kalplerinde. “Neden yollarımız ayrılmıştı ki, her şey gayet güzeldi aslında?” sorusu belirmiş aniden zihinlerinde. Sahi, neydi sorun? Çocukluk mu, tecrübesizlik mi ya da sevgisizlik mi? Belki de yetersizlik?

Bir yandan geçmiş anıların özlemi, bir yandan yarım kalan hayaller ve ihtimaller kümesi, bir yandan da gelecek belirsiz günlerin hevesiyle yanıp tutuşmuş  bedenler tam da o anda. Kısa ama tutku dolu bir serüvenin içine dahil oluvermiş ana kahramanlar böylece. Oldukça tutkulu… “Doğru insan, yanlış zaman” denklemine inanmışlar böylece.

Peki ya sonrasında ne olmuş dersiniz?

Yıllar yıllar önce birbirlerinde açtıkları o yaralar tekrar kanayıvermiş aniden. Hem de ortada hiçbir sebep yokken. Ya da belki de bir sihirli değnek beklemişler her şeyin mükemmel olması için. O sihirli değneğin kendileri olduklarını unutmuşlar oysa. Böylece tekrar kapanıvermiş bu hikâye sessizce. Hatta muhtemelen eskisinden çok daha ağır hasar bırakarak… Hikâye burada final verir mi, yoksa kader yine son kozunu oynar mı bilinmez tabi. Ne diyelim, sabah ola hayrola

İçimizden birilerine ait bu kısa ve içten hikâye… Şu an için akışa teslim, finali ise belirsiz…

Editör: Cemre Kayra

2 responses to “Finali Belirsiz Bir Hikâye”

  1. srderz avatarı

    Bu hikaye bence tutku ile kendini tekrar eder. Zaman geçtikçe özlem duyulur bu ani karşılaşmalara. Hayat bu şansı verdikçe bu duyguyu yaşamak için amansızca bekler insan. Buna ne derler dersiniz?

    1. tugceturkoglluu avatarı
      tugceturkoglluu

      Maalesef ki duygusal bir bumerang bu tür hikayeler 🙂 Hiçbir şeyin değişmeyeceğine ikna olana kadar kısır döngü halinde devam ediyor. Her ne kadar üzücü olsa da final için o son hatayı görmek gerek sanırım

Bir Cevap Yazın

Bizleri takip etmeyi unutma!

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin