Herkese merhaba! Bugün çok yeni bir heyecanımı sizinle paylaşmak için geldim. Geçtiğimiz günlerde ilk kitabım olan Girift raflardaki yerini aldı. Sizinle bu kitabı yazma sürecimden, baskı sürecine kadar her şeyi paylaşacağım elbette ama bugün sadece Girift’i anlatmak istiyorum.
Girift, sizi biraz yakın geçmişe, biraz da bugünün renkli dünyasına götürecek. Hikaye, 2019 yılının İstanbul’unda başlıyor. Başkarakterimiz olan Kumru, o sıralar boğuştuğu kötü hastalığın pençesinde son günlerini yaşarken hayatı sorguluyor ve bu dünyadan gitmeden kapatması gereken hesapları düşünüyor. Kumru, zengin ve başarılı bir kadın; atmış dört yaşında ve büyük bir giyim markasının yaratıcısı.
Kansere yakalandığını oldukça geç fark ediyor ve kısa süre sonra son günlerini evinde ailesiyle geçirmek için tedavi olmayı reddediyor. Böylece hayatında, yaşamı boyunca yaptığı her şeyi sorguladığı ve kendisiyle hesaplaştığı bir dönem başlıyor. Kumru, ömrü boyunca sakladığı büyük sırla da hayatının son günlerinde yüzleşmek zorunda kalıyor.
Tek çocuğu olan Armağan, annesinin tedaviyi kabul etmeme kararından duyduğu rahatsızlığı belirtse de Kumru’yu kararından vazgeçmeye ikna edemiyor. Bu sebeple, en azından son günlerini beraber geçirebilmek için karısı ve kızıyla birlikte annesinin evine taşınıyor ve yeni bir düzenin parçası oluyor.

Kumru’nun Kendini Var Etme Yolculuğu
Kumru, hayatı boyunca bulunduğu yere gelebilmek için çok çabalamış, imkânsızlıkların içinden gelmiş, yoksul bir ailenin kızı. Doğup büyüdüğü Niğde’den yıllar sonra, yaşlı ve bakıma muhtaç anneannesine yardımcı olmak için Eskişehir’e taşınıyor ve burada çocukluk arkadaşı Nimet’le beraber hayallerine giden ilk adımları atıyor.
Kumru, Niğde’de gittiği dikiş kursundan öğrendikleriyle bir giyim mağazası açmanın rüyasını yaşayan genç bir kadın. Orada kendi diktiği kıyafetleri satmak ve hayatını en sevdiği işten kazanmak istiyor. Anneannesi ölmeden önce bu isteğini evde, yaşadığı mahalle ve çevresindeki insanlara ufak tefek şeyler dikerek gerçekleştiriyor. Hasta anneannesini kaybettiğinde ise cesaretini toplayıp arzularının peşinden gitmeye başlıyor.
Dikişten kazanıp biriktirdiği para, yeni bir hayat kurmasına yetmeyeceği için en yakın arkadaşı Nimet’i de bu hayaline dahil etmeye karar veriyor. Bu sırada Nimet, nişanlısı Haşim’den yeni ayrılmış, kötü ruh haliyle boğuştuğu bir dönemin içinde. Kumru’nun teklifini hiç düşünmeden kabul ediyor ve Eskişehir’e taşınıyor. Burada, iki genç kadının 80’lerin sonlarında hayatını sıfırdan kurma hikayesine de Girift’te beraber şahitlik ediyoruz.
Tabii, hikaye ilerledikçe Kumru’nun ve Nimet’in bazı seçimler yapması gerekiyor ve bu seçimler, herkesin hayatını değiştirecek büyük bir sırra dönüşüyor. Kısacası, öykü 80’lerde Kumru ve Nimet’in açtığı küçük giyim mağazaları, hayatlarına giren yeni insanlar ve yaşadıkları olaylar etrafında ilerlerken, günümüzde bu iki genç kadının geleceğini ve hayatın onlara neler getirdiğini anlatıyor.
Kitap, her bölümde 80’ler ve 2000’ler arasında gidip geliyor. Böylece aynı anda aslında iki farklı hikaye okuyup, karakterlerimizin geçmişini ve bugününü birbirine bağlama fırsatı buluyoruz.
2000’li yıllarda ise, hayatına bir şekilde devam eden karakterlerimizin artık aile kurup büyüdüğünü; hayatlarının içine çocuklarının, torunlarının da dahil olduğunu, bambaşka yerlere savrulup yeni dünyalar kurduklarını görüyoruz. İki kişilik sıradan bir hayatın nasıl dallanıp budaklandığını, önlerine ne çeşit tahmin edilemez yollar açıldığını geçmişleriyle beraber izliyoruz.
İnanıyorum ki, bu kitabın içinde sadece karakterler değil, kendinizden bir şeyler de bulacaksınız. Bazen merak edecek, bazen anılara dalacak, bazen yargılayacaksınız. Kumru’nun hikayesi, bir anlık kararların insanın tüm yaşamını nasıl girift bir hale getirdiğini anlatıyor ve Girift, raflarda sizlerle buluşmayı bekliyor.
Herkese sevgilerle!







Bir Cevap Yazın