
Bugün büyük büyük tavsiyeler vermeye de umutlu hoşçakallar vadetmeye de gelmedim size, dertleşmeye geldim. O yüzdendir ki anlaşılmazsam şayet bilin ki siz bir yerlerde anlaşıldığınız içindir.
Yer demişken; Duygusal ve zihinsel inşası hiç bitmeyen bir yere, ev demiş yazar. Bir çatısı bir kapısı olan her yere ev diyoruz. İçindeki hikayelere bakmaksızın. Yalnızca yanan lambalarda yaşanıldığını düşünerek. Yahut sönen her lambada terk edilmiş sanılarak. Her evin ışığı da karanlığı da başkadır. Her evin hikayesi de kendine özel. Bütün iyi hikayeler eve dönmekle başlar derler. Bir gün herkes evine döner. Ve hikayesi başlar. Öyle mi?
Evde olmak iyi, eve dönmek de öyle. Henüz evine varamamış sılalar içinse aynı şeyi söylemek güç. Yolda olmak ancak varacağını bildiğinde güzel. Meçhul bir yol kimseyi umutlu da mutlu da etmez. Hoş, varılan her yol da bahçesinde çiçekler açmış bir evi vâdetmez ama insan yinede varmak ister. İnsan ne yaşarsa yaşasın nereye giderse gitsin yönünü hep önünde sonunda evine çevirir. Çünkü bence çiçekten bahçesi olmasa da eve varmak gerekir. Güven duyduğu, ait hissettiği, huzur bildiği ve tüm varlığıyla kabul edildiği o yerde olma arzusunu diler her zaman. Bilmiyorum, belkide koşulsuz şartsız sevildiğine inandığı tek yer evindir diye. Yoksa hep yoldasındır bir göçkün misali. Uyandığın her sabahı evine varmak için terk edersin. Ha bugün vardım dersin ha yarın varacağım dersin; bakmışsın yine varamamışsın. Sonra yolda olmaya alışırsın. Ya da öyle sanırsın. Öylesi daha kolay gelir ama akşam çöktüğünde ve evine vardığında herkes, bir yolcu olduğunu hatırlatır karanlık. Bazıları evine hiçbir zaman varamaz. Ya da henüz varamamıştır. Ben evime vardım mı diye düşünenleriniz olabilir. Böyle düşünüyorsanız da varamamışsınızdır. Çünkü insan evini nerede olsa tanır.
Hayatta bazen hiçbir yere varamamış, hiç ait hissetmemiş, hiçbir şeyi başaramamış ya da hiç zafer elde edememiş gibi hissedebilirsiniz; bu sizi çok üzmesin çünkü yalnız değilsiniz.
Sevgilerimle,
Cazya…







Bir Cevap Yazın