
Her gün kimilerinin nişan, düğün videolarına; kimilerinin yurtdışı seyahatlerine, kimilerinin yükselen kariyer adımlarına şahit oluyoruz sosyal medya hesaplarımızda ve akabinde çoğu zaman “Bu da mı başarmış?” derken buluyoruz kendimizi. Ardından bir kıyas terazisi kuruyoruz bilinçsizce. “Diğerleri kaç adım attı acaba hayatta, ben toplamda kaç adım attım? Şu an yolun tam olarak neresindeyim?” Tabii hemen ardından tiklenmeyi bekleyen upuzun bir liste beliriyor gözümüzün önünde. “Kariyer, ilişkiler, eğlenceli seyahatler, evlilik, çocuk, ev ya da araba sahibi olmak…..” Liste uzuyor da uzuyor. Tik attıkça da yeni yeni adımlar eklemiş oluyoruz listelerimize.

Hayallerimizdeki kişi olabilmek adına tikleme yarışı içerisinde bulunmamız, bizleri ileriye taşıyacak en temel adım şüphesiz ki. Fakat bu esnada farketmemiz gereken en mühim nokta, yarışa kiminle dahil olduğumuz. Küçüklükten beri yurtdışı seyahatleri yapan biriyle, ülke sınırlarına çıkamamış birinin İngilizce aksanını kıyaslamak ne kadar adil olur sizce? Ya da mezun olur olmaz aile şirketinde işe başlayan bir kişi ile, “yeni mezun ve tecrübesiz” olduğu gerekçesiyle kendi alanında iş bulamayan ve bu nedenle vasıfsız işlerde çalışmak zorunda kalan akranının kariyer kıyaslamasını yapmak ne kadar doğru yanıt verir bizlere? Soruların yanıtları söz konusu rakip bizler olmadıkça, aynıdır da aslında. Bu kıyaslamaların ne kadar yersiz olduğunu biliriz fakat kendimize karşı hep acımasız olmayı tercih ederiz. Her zaman bir “ama” ile çürütmeyi deneriz gözle görünen gerçekleri. “Ama belki de daha fazla İngilizce pratik yapabilirdim.” “Ama belki de daha kolay iş bulabileceğim bir bölüm okuyabilirdim.” “Ama belki de şu kişiye bir şans verseydim ben de evlenebilirdim…”

Bu “ama”lar arasında haklı olanlar elbet ki var. Önemli olan, haklı “ama”lar ile haksız olanları ayırt edebilmekte. Kıyaslamayı objektif bir dış göz olarak yapabildiğimiz takdirde hayatımıza anlamlı değişiklikler katabiliriz yalnızca. Aksi takdirde tüm “ama”lar bizi hedefimizden uzaklaştıracak irili ufaklı taşlar olarak var olur yaşamlarımızda.

Unutmayalım ki, her birimiz kendi zamanımızın yolcusuyuz. Bu noktada dönüm noktalarımız, başarılarımız ve hatta başarısızlıklarımız yalnızca dünkü halimizle kıyasladığımız takdirde anlamlı olur. En büyük rakibimiz; dünkü bizleriz.

Yazar Notu // Yaşıtlarının kariyer sahibi olması, güzel bir evlilik yapması, senin çıkamadığın seyahatlere çıkması canını fazlasıyla sıkıyor, biliyorum. Bu konuda asla yalnız değilsin, ara ara ben de bu bataklığa düşüyorum. Böyle anlarda yukarıya çıkmamı sağlayacak en büyük adım ise eski Tuğçe’ye bakıp katettiğim yolu gözümün önünden geçirmek oluyor. Çünkü biliyorum ki, geçmiş başarılarım, gelecekteki başarılarımın da teminatı aslında. Yeter ki kendimle olan yarışım bitmesin…







Bir Cevap Yazın