Öfkeyi Doğurmak

Öfkeyi Doğurmak

Hepimiz aynı ormanın farklı ağaçlarıyız. Toprağımız aynı belki ama bambaşkayız. Kimimiz baharda açar, kimimiz karda. Kimimiz meyve verir, kimimiz yeşerir yalnızca. Kimimiz güneşi bekler, kimimiz gölgede büyürüz. Belki bambaşkayız ama hepimiz de bir tohumdan yetişiriz. Toprağı sever, suya ihtiyaç duyarız. Köklerimiz derin, gövdemiz kalın olmalı ki dallarımızda meyve verelim, yeşerelim.

“İnsan dediğin bir ağaç olmalı der şiir,

Sırtını dayacağın bir baba

Seni sarıp sarmalayacak bir ana

Emzirip suladığın evlat icabında

İnsan dediğin bir ağaç olmalı”

İnsan dediğin bir ağaç zaten. Topraktan gelen toprağa giden. Köklerinden beslenen. Ağaçlar gibi. Bizi de besleyen köklerimizdir. Atalarımızdır köklerimiz. Ne gelirse ordan, ne gitse bizden. Toprak da olsa bedenlerimiz, köklerimizdir ruhlarımızı besleyen. Öğrenilmiş acılar, ezberlenmiş kaderler. Ve doğurulmuş öfkeler. Öfkeler! Eski Türkçe’de akciğere ‘öpke’ denirdi. Öfke kelimesi de burdan gelir. Nedeni ise öfkenin akciğerden yükselmesiyle açıklanır. Çok öfkeliyken nefesimizin sıklaşması ve hatta kesilmesi de bundan sebeptir. Peki hiç öfkeyi doğurduğunuzu düşündünüz mü? Birden mi olur bu yoksa biriktirir miyiz? Büyütür müsünüz? Yoksa besler misiniz? Öfkenin bastırılmış duygularımızın ifade ediş biçimi olduğuna inanıyorum. Ve bunu da doğurduğumuza inanıyorum. Acının ve korkuların sıkışmış serzenişi. Sadece bizlerden değil köklerimizden gelenlerin de bizde yarattığı bir tahribat olduğunu düşünüyorum. Bunu yansıtma biçimlerimiz tabii ki bizlerin eseri. Ve ne yazık ki kendimize, sadece kendimize yansıttığımız kadarı bile haksız bir serzeniş. Etrafımızdaki yıkımdan bahsetmiyorum bile.

Yıkıcı olan öfke duymak değil öfkeden beslenmek.

Bütün bir ormanı yok etmeye sebep olan, küçük bir kozalak misali. Bir tohumun ağaç olması ne denli zahmetli, ne denli mühimse, bize emanet edilen kıymetli bedenlerimizde öfkeyi doğurmak, beslemek ya da büyütmek de o denli manasız.

Pusulam, yani Annem hep der ki; “büyütmeyin küçültün en büyükleri bile.”

‘’Dağları bile küçültün yeri geldiğinde sanat eserine dönüşen bir kaya parçasına.’’

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin