
Şu sıralar sizce etrafta çok fazla haklı yok mu? Haklısınız lafını o kadar çok sık duyuyorum ki! Kulağımda sürekli bir haklısınız şarkısı cereyan ediyor sanki. Bunu bir kaçış yolu ilan etmiş olabilir miyiz? Bence çoğu zaman evet. Cevaplar yetersiz kaldığında, karşıdakiyle mücadele edecek gücü kendimizde bulamayınca ya da gerçekten kendimizi haksızlığa ittiğimizde. Dilimize pelesenk ettiğimiz, özürlerle süslediğimiz haklı kaçışımız gibi. Oysa özrün de bir adabı vardır. Erdem barındıran. Eskiden ne güçtü bir özür işitmek. Şimdilerde dilimize dolanan bir şarkının nakaratı gibi. Cümlenin sonuna serpiştirdiğimiz bir nokta misali. Öyle olağan ve maalesef sıradan. Yanlış anlaşılmasın hak vermekte, özür dileyebilmek de çok mühim. Ama işte karmaşık olmayan bir sözcüğü bile üst üste tekrarladığınızda, o sözcük giderek anlamsızlaşır. Psikolojide buna “semantik doygunluk” diyoruz. Bir nevi uyuşma gibi. Anlamını kaybetmiş. Etkisini yitirmiş. Değeri kalmamış yani. Dünyanın en güzel şeyini her gün duysanız. O artık sizin için en güzeli olmaz. Bunu bazen en sevdiğimiz bir şarkıyı bütün gün dinleyerek, en sevdiğimiz yemeği birkaç gün üst üste yiyerek, bazen de en sevdiklerimize aynı yerden haksızlık ederek ve onları hep haklı kılarak yapıyoruz. Her şey eskilerde güzeldi diyoruz ya hep. Güzel olan birçok şey eskide kaldı. Çünkü eskiler kıymetini bilirdi. Sözcüklerin bile. Keşke kelimelerin de canı olsa. Öyle alelade tüketemesek onları. Biz şimdi o kadar çabuk tüketiyoruz ki her şeyi. Kıymetsiz kalıyor en değerliler bile. Bundan sebep kimse haklı da olmak istemiyor artık. Mutlu olmak istiyor. Haklı olmak mutlu etmiyor çünkü. Ama artık yaşama zamanı. Vakit mutluluk vakti. Ne diye hep haklı olalım ki. Bırakalım haklı olmayı mutlu olmaya bakalım.
Hoş kalın.
– Cazya







Bir Cevap Yazın