Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal’in hem en kısa hem de en az değer gören eserlerinden biri. Yalnızca 76 sayfada Yaşar Kemal, korku kültürüne dair en iyi örneklerden birini vermeyi başarıyor.

Tek Kanatlı Bir Kuş’ta Kasabaya Yolculuk
Eser, posta müdürü olan Remzi Bey’in ıssız bir kasabaya atanmasıyla başlar. Remzi Bey ve eşi Melek Hanım, Trabzon’un kasabası Yokuşlu’ya doğru yola çıkarlar. Yolculukları başlı başına bir tuhaftır. Kasabanın yakınlarındaki bir tren istasyonuna vardıklarında etrafta Sadrettin Bey adında bir subaydan başkası yoktur. Onlara çay ve sohbet ikram eden bu subay, derhal geri dönmelerini söyler. Ona göre Yokuşlu kasabasında yolunda olmayan şeyler vardır; kimse oraya gitmiyor, cesaret dahi edemiyordur. Derhal geldikleri Ankara’ya dönmeleri en iyisidir. Peki, neden?
Söylentiler ve Belirsizlik, Tek Kanatlı Bir Kuş’un Merkezinde
Sadrettin Subay oldukça iyi niyetli, aklı başında bir karakter olarak karşımıza çıkar. Fakat “Neden?” sorusuna verecek düzgün bir cevabı yoktur. “Kimse bilmiyor.” der ve bunun yeterli bir sebep olduğu konusunda emindir. Bu gizemli söylentiler, Remzi Bey ve Melek Hanım’ın kasabayı en azından görmek istemesinin önüne geçemez. Çift, minibüsle kasabaya gitmeyi amaçlar ama minibüs şoförü kasabaya girmeyi reddeder. Çünkü gizemli söylentiler bu terk edilmiş kasabanın ürkünçlüğünü herkese yaymıştır. Kimse tam olarak ne olduğunu bilmez ama kasabadan uzak durmanın en iyisi olduğuna hemfikirdirler.
Karşılaşmalar ve Diyaloglar
Remzi Bey ve Melek Hanım huzursuz ve rahatsız, bir ağacın altında dinlenmeye karar verirler. Nasıl olsa mutlaka birileri ile karşılaşacaklardır. Bir şekilde neler olduğunu öğrenmeyi umarlar. Kısa bir süre sonra iki erkek ve iki kadın, dört yolcu ile karşılaşırlar. Bunlardan ikisi Hüsam ve Zeliha’dır. Çift, Zeliha’nın annesini ziyaret etmek için Almanya’dan Trabzon’a yolculuk etmiştir. Yeni tanıştıkları diğer yolcuların da ne olup bittiğinden haberleri olmadığını öğrenen Remzi Bey ve Melek Hanım onlarla sohbete girişirler. Bu sohbetlerde bir şey açıktır: Ne olursa olsun, Zeliha o kasabaya gidip annesini bulacaktır.
Korku Kültürü ve Toplumsal Eleştiri: Yaşar Kemal Kitapları İçinde Bir Örnek
Bu herkeste benzer duygular uyandırır. Neden Zeliha bu kadar kararlıdır, neden kendini tehlikeye atmaya heveslidir? Zeliha, Melek Hanım’ın iç konuşmalarında bir yabancıya, bir patavatsıza, bir budalaya dönüşür. Melek Hanım onu içten içe eleştirir, hissettiği memnuniyetsizlik gittikçe büyür. Zeliha ise sonunda ayağa kalkıp kasabaya gideceğini söylediğinde, bu eleştirme herkesin katıldığı sesli bir ayine dönüşür. Zeliha kararlı, cesur biridir ama eleştiriler ile aptal ve laf dinlemez birine dönüşür. Çünkü Zeliha, herkesi esiri altında alan bilinmez korkunun ötesine geçmeye karar vermiştir. Bilinmeyeni, farklı olanı öğrenmek istemektir bu. Onu aşağılayan, başına gelecekleri hak edeceğini söyleyen, eleştiren kişilerden en yakını ise kendi kocasıdır. Korku kültürünün bu şekilde, kişilerin en yakınlarına dahi kendi düşüncelerini ve değerlerini zorlaması; farklı olandan doğan histerinin toplumun en küçük biriminde başladığını anlatır.
Kimsenin ne olduğunu bilmemesine rağmen herkesin bu paranoyaya katılması ise korku kültürünün bir örneğidir. Korku kültürünün hızlı yayıldığı toplumlar, farklı olanı dışlama eğilimindedir. Cesur, aptal olur; kararlı, laf dinlemez olur. Bu kitap, farklılıklardan korkan ve korkuyu yayan toplumların, norm dışında kalanları cezalandırmasını anlatır ve korku kültürünün tehlikelerini göz önüne serer.
Bu yüzden Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal’in en kısa ama en etkili kurgularından biridir. Çünkü kurgu değil, gerçektir.







Bir Cevap Yazın