Gece Yarısı Kütüphanesi Kitap Görseli

Matt Haig‘in Gece Yarısı Kütüphanesi; her yıl yapılan Good Reads kitap ödüllerinde 2022 yılının en iyi kurgu kitabı seçilmiştir. Yazar, kitabın ana karakteri olan Nora’nın, iç dünyasını; felsefe, çoklu evren teorisi, kuantum fiziği serpiştirerek okuyucuya sunmaktadır.

Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını birlikte analiz edelim!

Her şey, kitabın ana karakteri Nora Seed’in berbat giden yaşantısını bir gün sonlandırma kararı vermesi ile başlıyor. Nora kök yaşamında, kasvetlerle dolu yalnızlık çekmektedir; anne babası hayatta değildir, abisi kendisiyle konuşmuyor, sevmediği işi yaparken üstelik işten kovuluyor, bu da yetmiyormuş gibi, en sevdiği kedisinin ölmesi ile depresyon atakları artıyor. Resmen hayatı bir pişmanlıklar girdabına dönüşüyor, saat 00:00’da hayata veda etmeye hazırlanıyor ve ölümle yaşam arasında arafta bir yerde, kendini uçsuz bucaksız bir kütüphanede buluyor.

Kütüphaneyi keşfederken, çocukluğunda gittiği okuldaki kütüphane görevlisi olan Bayan Elm ile karşılaşıyor. Nora, Bayan Elm ile muhabbet ederken yaşayamadığı için pişman olduğu hayatları, yaşama şansı olduğunu öğreniyor. Kütüphaneye girdiği an ölme isteği hala baskındır. Ancak Bayan Elm’e göre her şey daha bitmemiştir, yaşamadığı için pişman olduğu her hayatı deneyimlemenin mümkün olduğunu kendisine anlatmaktadır.

Nora çocukluğundan erişkinliğine kadar geçen sürede, yaşadığı pişmanlıkları içeren bir kitap alır eline: ‘’Pişmanlıklar Kitabı’’… Nora kitabın içine bakıp sayısız pişmanlığının var olduğunu görür. İlk spiritüel yolculuğu, Dan ile evlendiği ve sahil kenarında açtıkları bir barda vakit geçirdikleri hayattır. Kök yaşamında Dan’den evlenmeye çok az kala bir zamanda ayrılmış, annesinin ölümü kendisinde travma yarattığı için evlenebilecek gücü kendinde bulamamıştır. Fakat, bu hayatta Dan ile yaşadığı diyaloglar ve Dan’in umursamazlığı ashabını bozmuştur. Bu hayattan kütüphaneye geçtiğinde Dan’le evlenmekten vazgeçmesinin pişmanlık değil doğru bir karar olduğunun farkına varmıştır.

Nora’nın en büyük pişmanlıklarından biri, yüzmeyi bırakmış olmasıdır. Bir diğer hayatında yüzme olimpiyatlarına katılmayı başarmış; sayısız madalya ve dünya rekorlarıyla dolu bir hayat geçirmiştir. Yirmi sekiz yaşına kadar yüzme alanında birçok başarı yakalamış ve yirmi sekiz yaşında emekli olmuştur. Daha sonraları ise, insanları sporla ilgilenmeye teşvik etmek adına televizyon programlarına çıkmış ve TED konuşmaları yapmıştır. Yüzmek Nora’ya ilham vermese de, müthiş bir deneyim olmuştur.

Bir diğer hayatında ise buzul bilimci olmuştur. Kitabı açtığında, kendisini Svalbard açıklarında bir gemide bulur. Bu hayatta yalnızlık ona huzur veriyordur, buz kütlelerinin sessizliği onun zihnindeki sesleri bastırıyordu. İlk önce, kalmak istediği hayatın bu olduğunu düşündü, ta ki bir kutup ayısıyla burun buruna gelene kadar. Nora bu olayda, hem korkularıyla hem de gerçeklerle yüzleşti. O an anladığı tek bir şey vardı: Ölmek istemiyordu!

Nora’nın son durağı; Ash ile evlendiği, Cambridge Üniversitesinde felsefe hocalığı yaptığı, dört – beş yaşlarında bir kız çocuğu annesi olduğu ve antidepresan kullanmadığı anlara ışınlandığı hayattır. Nora, kendini gerçekten mutlu hissediyordu. Bu hayatta da farkına vardığı bir şeyler vardı; mutlu olabilmesi için ne çok zengin ne de çok ünlü olmasına gerek yoktu.

Kütüphaneye dönme vakti gelmişti, kendini birden Gece Yarısı Kütüphanesinde buldu. Nora son gittiği hayata tekrar dönmek istiyordu. Bayan Elm’e başka hayata gitmek istemediğini söylediği anda, kütüphane sarsıldı; kitaplar sis bulutu içinde alev almaya başladı. Bayan Elm, Nora’ya kök yaşamına dönmesi gerektiğini söyledi ve ona bir kalem verdi. Bundan sonraki yaşamının kitabını kendisi yazacaktı…Nora çıkış kapısına yöneldiğinde üst katlardan bir parça üstüne düştü. O an pes etmemesi gerektiğini anlamıştı. Raflardan bulduğu boş deftere, ‘’yaşıyorum’’ yazdığı an da kendi kök yaşamına döndü. Hayatı, intihar etmeden önceki hayatıydı ama farkına vardığı bir şey vardı; onu umutsuzluğa sürükleyen olumsuzlukları kabullenecek, kendine güzel yollar açacaktı.

Nora’nın hayattan beklentisi neydi?

Nora’nın çocukluğunda ve gençliğinde yaşadığı travmalar, yaşamında onu ne istediğini bilmeyen bir insana dönüştürmüştür. Diğer yandan, yaşadığı zincirleme kötü olaylar, karakter olarak güçlü bir birey olmasını engellemiş, onu boşluğa düşürmüştür. Nora’nın yaşamak istediği hayat; kargaşadan uzak, maddi ve manevi rahat, başarı dolu, kimsenin ona sırt çevirmediği bir hayattır. Ama gözlemlerime dayanarak Nora’nın tek istediği hayat; sevgiyle, cesaretle ve mutlulukla harmanlanmış bir hayattır.

Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir; yaşadığımız her olay bizi daha güçlü bir insana dönüştürür. Üstesinden gelinmeyecek hiçbir sorun yoktur, sadece ‘’ben bunu halledemiyorum’’ yerine ‘’ben bunu nasıl hallederim?’’ diye düşünmemiz gerekir. Belirsizliğe ya da boşluğa düştüğümüz zaman her şey imkansız gibi görünür, aslında imkansız diye bir şey yoktur, önemli olan bizi girdabına çeken şeyden nasıl kurtulacağımıza odaklanmaktır. Yüzeysel çözümler yerine gerçekçi çözümler üretmemiz gerekir. Başarısızlıklarımız bizi daha vasıfsız bir insana dönüştürsün diye var olmaz; aksine başarılı bir insana dönüşebilmemiz için bize basamak olurlar.

Diğer yandan, bizim için hazırlanmış mutlu bir hayat yoktur, yaşanılan her hayat içinde bir takım zorlukları barındırır. Bu zorluklar istemezsek bizi mutsuz ve zayıf bir insana dönüştürmez. Mutsuz insan gittiği her yerde mutsuz olacaktır, sadece aklının bavulundan engelleri ve olumsuzlukları atmalıdır. Yaşadığımız hayatı yalnız kendimiz güzelleştirebiliriz. Yapmamız gereken tek şey; zorluklara, başarısızlıklara ve engellere rağmen ilerleyebilmektir. Peki siz Nora’nın yerinde olsaydınız nasıl bir yol izlerdiniz?

Kütüphanede Kitap Okuyan Kadın

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin