
Zaman içerisinde artan rekabet ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte stres kavramı, gerek iş hayatımızda gerekse sosyal hayatımızda adından fazlaca söz ettirmeye başladı. Tükenmişlik sendromu, kişilerin artan iş yükü ve sorumluluklarıyla baş edememe sonucunda artan stres, ilişki kurdukları kişilerle işlerin kötü gitmesi sonucunda sorunların ortaya çıkması, aile ve özel hayata yeterli zaman ayıramama sonucu yetersizlik, başarısızlık duyguları ve çalışma hayatında doyumsuzluk hissi sonucunda işlerine karşı isteksizlik ve duyarsızlaşma ile ilgili bir rahatsızlıktır. Tam anlamıyla hastalık değildir. Daha çok bir sendromdur. İlk olarak 1974 yılında Herbert Freudenberger tarafından ‘başarısızlık, yıpranmışlık, güç ve enerji düzeyinde azalma, isteklerin tatmin edilememesi sonucunda içsel kaynakların tükenmesi’ olarak literatüre girmiştir.
Tükenmişlik sendromu insanlarla iç içe olma hali gerektiren mesleklerde daha yaygın görülmektedir. Buna örnek olarak doktorlar, hemşireler, hasta bakıcıları, öğretmenler, yönetici pozisyonunda çalışanlar ve müşteri hizmetleri çalışanları gibi meslek grupları gösterilebilir. Günümüzde tükenmişliğin en kabul gören tanımını, kendi ismiyle anılan bir ölçek geliştiren, “Christina Maslach” yapmıştır. Maslach, tükenmişlik kavramının ‘İş yaşantısı gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalan ve devamlı olarak insanlarla yüz yüze olan bireylerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süren yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumlarla yansıması ile oluşan bir sendrom’ olduğunu ifade etmiştir (Maslach ve Jackson,1981).
Özellikle yapabileceğinden fazla iş yükü ve tempoyla çalışanlar ve yoğun stres altındaki kişilerde görülür ve belli bir evreden sonra çöküş başlar. Günümüzde ünlülerde görülmesiyle farkındalığı artmaya başlayan bir sendromdur.

Tükenmişlik Sendromunun Nedenleri Nelerdir? Kimlerde Görülür?
Tükenmişlik sendromu daha çok iş stresiyle ilgilidir. Yoğun iş temposu ve stres temel nedenleri arasındadır. İş yerinde mutsuz ve keyifsiz olan birey, sosyal hayatında keyifli ve mutlu olabilir ama olumsuz duygular bireyin tüm hayatını etkiler. Bu kişiler depresyona da yatkın olabilirler. Depresyonla benzer belirtilere sahip olsalar da depresyondaki bir kişiye göre sadece işle ilgili keyifsizlik, isteksizlik görüldüğü söylenebilir. Sürekli olarak strese maruz kalan bireylerde, doktorlar gibi başkalarının hayatlarına müdahale gerektiren işlerde çalışanlarda, A tipi kişilik özellikleri gösteren bireylerde (aceleci, aynı anda birden çok iş yapmaya çalışan, mükemmeliyetçi, zamanını boşa harcamayan, kendi işini kendi yapan asla başkalarına iş emanet etmeyen, iş odaklı, katı, kuralcı kimseler), yüksek beklentiye sahip kişilerde, fedakârlık göstermeye yatkın ve ‘hayır’ diyemeyen bireylerde tükenmişlik sendromu yüksek oranda görülebilir. Ancak tüm bunların dışında herkeste görülebilecek bir sendromdur.
Tükenmişlik Sendromunun Belirtileri Nelerdir?
Tükenmişlik sendromu birdenbire ortaya çıkan bir durum değildir. Zaman içerisinde bitkinlik, mesleki tatminsizlik ve isteksizlik gibi bireye yaşam standartları içerisinde normal gelen belirtilerle boy gösterir. Tüm bunlardan dolayı bu sendromun anlaşılması epey güçtür. Çünkü bireyler, bunları zaman zaman herkesin başına gelebilen normal durumlar olarak görürler. Bu sendromun belirtileri kişiden kişiye değişse de, genel anlamda 3 ana başlık altında toplanır. Bunlar fiziksel, davranışsal ve psikolojik belirtilerdir.
Fiziksel Belirtiler
Hafif belirtilerle başlar. Başlangıçta yorgunluk, bitkinlik, hafif baş ağrısı, enerjide azalma, uyku sorunları şeklindedir. Belirtiler anlaşılmaz ise devamında, geçmeyen enfeksiyonlar, soğuk algınlıkları, vücut direncinin azalması, kilo artışı veya kaybı, kolesterol, solunum güçlüğü, mide sorunları, kalp damar hastalıkları gibi ciddi hastalıklara yol açabilir.
Davranışsal Belirtiler
Bu belirtiler dışardan kolaylıkla gözlemlenebilir. Bunlar, unutkanlık, başarısızlık düşüncesi, konsantrasyon eksikliği, çabuk öfkelenme, işe geç gitme veya hiç gitmeme, yalnız kalma isteği, alınganlık, ani gelen ağlama krizleri, sinir patlamaları, iş ilişkilerinde bozulma, evrakta sahtecilik, dolandırıcılık, eve iş götürme, işi yavaşlatma, iş arkadaşlarına karşı suçlayıcı tutumlar olarak sıralanabilir. Tüm bu belirtiler sebebiyle huzursuz olan birey yaşadığı sorunlardan kaçmak için alkol ve uyuşturucuya sığınabilir. Çok fazla kahve ve sigara tüketebilir ya da daha masumu fazla yemek yeme eğilimi gösterebilir.

Psikolojik Belirtiler
Bu belirtiler diğerlerine göre daha az belirgindir. Bunlar hayal kırıklığı, engellenmişlik hissi, özgüven eksikliği, artan psikolojik sorunlar, boşluk hissi, kızgınlık, ilgi beklentisi, değersizlik, yetersizlik duyguları, ümitsizlik, intihar düşüncesi, çevreye düşmanlık besleme, tatminsizlik, olumsuz düşüncelere kapılma, enerji kaybı, güçsüzlük, unutkanlık, karar vermede güçlük, işi bırakma düşüncesi ve işe gitme motivasyonunu kaybetme, depresyon, suçlu hissetme ve çaresiz hissetme şeklindeki belirtilerdir. Bu belirtiler bireyde başarma duygusunu zedelediği için kendine olan inancını giderek kaybeder ve bu durumdan kurtulmak çok daha zor bir hal alır.
Tükenmişlik Sendromunun Evreleri
Bu sendromun 4 evresi vardır.
İlk Evre
İdealistlik evresidir. Birey bu evrede sorumluluk almaya heveslidir. Çok fazla sorumluluk altında kalır ve bu, bireye hem fiziksel hem psikolojik açıdan zorlayıcı etkiler yaşatır. Bu aşamada birey iyimserdir ve sorumlulukları için çok çaba harcar. Bireyin yaşamı sorumlulukları üzerine şekil almaya başlar. Bu evrenin sonunda bireyde bitkinlik hissetme ve enerji kaybı yaşanmaya başlar. Bu belirtiler ikinci evreye hazırlıktır.
İkinci Evre
Birey yaptığı işlerden memnuniyet duymaz. Sorumlulukları için çabalarının sonuç vermediğine inanır. Duygusal bunalıma girebilir.
Üçüncü Evre
Sendromun bu evresinde birey olumsuz inançlara kendini fazlasıyla kaptırmıştır. Diğer evrelerde yaşanan olumsuzlukların hep devam edeceğini düşünür. Hissettiği mutsuzluk, yorgunluk, bitkinlik duygudurumlarından kurtulamaz. Birey iyice içine kapanık biri haline gelerek umutsuzluğa kapılır. Kendini her şeyden uzaklaştırır. Tüm bunlara ek olarak uykusuzluk, öfke nöbetleri, sinir patlamaları gibi fizyolojik durumlar da yaşar.
Dördüncü Evre
Bu evreye “apati” ismi verilir ve sendromun son evresidir. Birey, bu evrede yaşadığı olaylara ve çevresine karşı duyarsızlaşır. Yani tepkisiz kalır. Geçmişteki olumsuz deneyimleri sebebiyle geleceğe dair de umut beslemez. Her şeyin kötü gittiğine ve hiçbir şeyin düzelmeyeceğine inanır. İş ve sosyal yaşamında sorunlar yaşar. İçinde bulunduğu durumlarla sorunlar yaşadığı için, sorumluluklarıyla da başa çıkamaz hale gelir, iş yaşamında pasif kalabilir ve işten ayrılma durumları yaşanabilir.
Tükenmişlik Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?
Tükenmişlik sendromu birey üzerinde ne kadar zorlayıcı etkilere sahip olsa da tedavisi kolay ve etkilidir. Sendromun ilerleme düzeyine göre tedavi süreci de değişkenlik gösterir. Henüz başında fark edilirse birey kendi kendine yardım edebilir. Öncelikle stres faktörünü minimuma indirgemek gerekir. İş saatleri gibi müdahale edemeyeceği konuları dışarıda bırakarak eve iş götürmemeyi seçebilir veya gereğinden fazla sorumluluk almayı reddedebilir. Kısa molalar vermek, stresi azaltmak ve mutluluk hormonlarında artış için egzersiz yapmaya yönelmek, hobilere zaman ayırmak, bol sebze meyve ağırlıklı beslenme düzenine geçmek ve yeterli uyku alınması gibi basit ama etkili yöntemlerle rahatsızlığın önüne geçilebilir.
Çevrenizde bu sendromu yaşayan yakınlarınız veya arkadaşlarınız varsa onları anladığınızı ifade ederek ve işlerini hafifleterek yardımcı olabilirsiniz. ‘Bütün bunlar geçecek’ demek yerine ‘Çok çalışıyorsun, ne hissettiğini anlayabiliyorum, senin için ne yapabilirim?’ diye sorarak başlayabilirsiniz. Kendisine çiçek gönderebilir, evdeki bir işine yardımcı olabilirsiniz. Bu tarz minik jestlerle kendilerini değerli hissettirebilirsiniz. Bu sendromu yaşayan kişilerin en temelde streslerini paylaşacak, dertlerini dinleyecek insanlara ihtiyacı vardır. Bazen sadece dinlenmek bile bireye kendini rahatlamış hissettirebilir.
Ancak tükenmişlik sendromu daha ileri bir seviyede ise ve bireyin yaşamını olumsuz biçimde etkiliyorsa birey tek başına bu durumun altından kalkamaz. Bu noktada mutlaka uzman bir psikologdan yardım alması gerekir. Psikolog, kişiye uygun terapi yaklaşımıyla tükenmişliğe sebep olan ve altında yatan sebeplerin ortaya çıkmasında ve tedavi sürecinde yardımcı olur. Genellikle tedavisi psikoterapidir ama çok ileri bir boyuttaysa ve fiziksel yakınmalar artmışsa ilaç tedavisine başlanabilir.
Kaynakça:
https://npistanbul.com/tukenmislik-sendromu-nedir-belirtileri-ve-tedavisi
-Ayşegül Arslan Tonguç







Bir yanıt yazın