
Aranızda hiç ayakkabı bağcığına basıp düşmeyen ya da ceketinin kolu çanta askısı kapı koluna, turnikeye, bir yerlere takılıp savrulmayan var mı? O savrulma sırasında bedeni travmatize etmeden etkileyici bir tecrübe edinmenin şaşkınlığına odaklanmak istiyorum. İşte tüm bu sahne, bir fiziksel müdahalenin sonucu. Sıradan bir hareketin sıradışı etkisi.
Bu etkiyi kendinde tecrübe etmek bir yana, etkiyi ortaya çıkaran tarafta olmak, çatışmayı mümkün oldukça bir güç-öz algı eksenine sokmadan bertaraf etmekten geçiyor. Bu sahneyi vücudunuzu doğru zamanda en etkili şekilde -tek başına ya da birine karşı- hareket etmeye ikna ederseniz Aikido ile tanışıyorsunuz.

Bu süreçte fiziksel ve zihinsel olarak hayatınızdaki sorunlara bakışınızda yeni bir alan açığa çıkıyor. Ama öyle gömme dolabın arkasındaki ürkütücü panik odası tarzında bir alan değil. Daha göz önünde. Zira mevcut imkanlarda Aikido sizin benim gibi gerçek insanlarla, hijyenik değil de metaforik olarak görece “steril” bir ortamda çalışılıyor. Bertaraf vurgusu önemli, göz göre göre belayı çağırmaktan, kişisel hak ve özgürlüklerin sınırlarını aşıp bir de sonuçlarından yırtmaktan bahsetmiyorum. Öyle ya da böyle, fiziksel kuvvetle bir tuttuğunuz “gücün” bu yaşımıza kadar çeşitli suretlerde hayatımızda yer etmiş psikolojik karşılığıyla oynayan bir alan Aikido.
Aikido ile 14 yıl önce tanıştım. 7 yıl boyunca çocuk gruplarına eğitmenlik yaptım ve bir tür konfor alanına dönüşmek için en uygunsuz disiplinlerden biri olduğuna karar verip başka bir platformda öğrenmeye devam ettim. Bu süreçte savunma ve saldırı konusunda, bireysel olarak “gücün” sınırları, Aikido’nun doğduğu ve benim onu öğrenmeye başladığım büyük resmin farklarıyla ilgili irili ufaklı çok sayıda ipucu edindim. Daha fazla insan tarafından tanınması ve ilgi görmesiyle yalnızca Aikido’nun değil farklı disipline edilmiş fiziksel aktivitelerin savaş sanatları veya savunma sporları olarak adlandırıldığına tanıklık edecek kadar da uzun süre bir arada kaldım.

Savaş sanatları veya savunma sporları isim tamlamaları olarak aynı derecede “inşa edilmiş” sözler. İşin tatsızlaştığı alan, belirli bir disiplin çerçevesinde oluşturulan, bir mikrokültür olarak tanımlayabileceğimiz fiziksel aktivitelerle ilgilenenlerin, şiddete meyyal, kaba saba insanlar olabileceğine dair ılımlı bir ön kabulle geliyor. Bu ön kabul sınırda ofansif olmanın ötesinde yukarıda bahsettiğim sürece yanaşmaya gönüllü olmayacak, tam da aynı ortamda ortak yürüteceğimiz bir disiplin üzerine çığır açıcı radikal görüşleri olan ve bunun kendi beklentisine zaman içerisinde hizalanacağını düşünen bireyleri kendine çekebiliyor. İçinde savaş ve spor geçen isim tamlamalarının bile olabilecek en militer ve toksik maskülen şekilde yorumlandığında rutine bağlamış, hayatın doğal ritminde bulunamayıp dışarıdan takviye edilen yıkma, yok etme, had bildirme vs. potansiyeli için talihsiz bir kültürel hazine sunuyor.
Bunun karşısında gerçek bir Aikido dersi, yerçekimsiz ortamdaki deneylerle aynı kaderi paylaşıyor. Beynin ciyak ciyak “sığınaklara geç” alarmı verdiği “tehlikedeyim” modu olmadan, acelemiz ne diyerek kas hafızasına yönelik çalışıldığında dünyalar çarpışıyor. Panik, tehlike anlarında şoka giren değil her durumda aynı serinkanlılık ve işlevsellikle hareket edebileceğinizi vaat eden bir uğraş olarak yaklaşırsanız Aikido bilim kurgu kalıyor, hayatında karşılaşacağı tüm engelleri fiziksel çatışmaya indirgeyen ve Aikidoyu deux ex machina olarak görebilecek kadar hızlı sonuçlara atlayan tavırdan koşarak uzaklaşmak gerekiyor. İş karikatürize edilen tarih kadar eski bir şiddet kavramı, şiddeti yöneltenin değil, bunun mağduru olanın “kapasitesinin” tartışmaya açıldığı bir çerçeveye kaldığında ise Aikido da karikatürleşiyor.

Canını kurtarma “dürtüsüyle” değil Platonvari bir eğitilmiş ve sterilize edilmiş hedefler çerçevesinde bir öğrenim sürecinin de bir bedeli var. Kitabını güneş kremini alıp plaja inerek sıcaklayıp birkaç kulaç atmakla, batan ya da alabora olan gemiden kıyaya yüzmek arasındaki farka benziyor. Bu metafor yalnızca “sportif” uğraşlarınızın değil, etkileşim halinde olaylar ve insanlar karşısında nasıl seyir aldığınızla yakından ilişkili.







Bir Cevap Yazın