
Hiç çaresiz hissettiğiniz anlar oldu mu? Gururunuzla arzularınız arasında sıkışıp kaldığınız anlardan bahsediyorum, mutlaka olmuştur. Belki daha iyi hissedeceğinizi düşünüp sıkışıp kaldığınız konuları arkadaşlarınızla, ailenizle paylaşmışsınızdır. Bu zamanlarda kimsenin elinde bir sihirli değnek olmadığını, kimsenin size istediğinizi vermeye gücünün yetemeyeceğini anlıyorsunuz ama farkında olmadan önce onlara kızıyorsunuz, “neden bir şey yapmıyor, neden kendimi daha iyi hissettirmiyor?” diyorsunuz. Bir çözümü olsaydı muhtemelen kendiniz de hallederdiniz, öyle değil mi?

Çaresizlik bende biraz çeneye vuruyor, çözüm ararken bulamayıp farkında olmadan fazla kelime sarf ediyorum, çevremdekilerden de sıklıkla “ne kadar çok söyleniyorsun” eleştirisini alıyorum. Söylenen insanları sevmem, söylenmeyi de sevmem ama bazen ne yapmam gerektiğini bilemiyorum ve söylenmek o an yapabileceğim en kolay, bazen de elimdeki tek şey oluyor. Korkuyorum, kaçmak istiyorum, konuşmak istiyorum ama çoğu zaman ne anlatsam yetmiyormuş gibi hissettiriyor çünkü bunlar bir çözüm değil, hiçbir şeyi değiştiremiyorlar. Çözebilir miyim, çözmek istiyor muyum, gerçekten bir çözümü var mı? Mesela öylece beni sevmeyen birinin kalbine sevgimi koyabilir miyim?
Bir tweet görmüştüm: “Siz birini çok sevmiş olabilirsiniz hatta karşınızdaki insan da sizi çok sevmiş olabilir ama her şeye rağmen yapamamışsınızdır. Bazen olduramazsınız, yazın ortasında yağmur bastırır ve siz o pikniğe gidemezsiniz. Belki zorlarsınız ama bu kez de her yeriniz çamur olur”. O pikniğe gidebilirim, her yerim çamur da olabilir ve bununla baş edebilirim ama o çamurdan tek başıma kurtulamam. Üstümde bir çamur istemiyorum ama o çamura bulanmaya da dünden razıyım, çaresizim. Size “her yerim çamur oldu bana yardım et” desem ne olabilir ki, temizlemeye kalksanız “bırak, ben seviyorum o çamuru” derim. Yanıma gelirken ayakkabılarını bile özenle temizleyen bir adam için çamura da katlanırdım ama o güneşli bir havada başkasıyla pikniğe gitmeyi tercih etti. Yağmurlu havada tek başıma piknik yapıyorum, bana eşlik etmek ister misiniz?

Biraz klasik olacak ama zaman gerçekten her şeyin ilacıymış. Ben, dün durduğum yerde durmuyorum, dün doğru olduğunu düşündüğüm şeyleri bugün bir daha sorguluyorum. Ben kaybettiğiniz çorabın teki değilim, beni nerede bıraktıysanız orada bulamayabilirsiniz. Yolumu bulmak için biraz fazla hareket edebilirim, sesimi susturamayabilirim, kafanızı şişirebilirim ama gerçekliğine inanmadığım, ait hissetmediğim bir yerde duramam. Ben öyle yazılıp okunduğu kadar kolay da unutamam, “unutmayı istiyorum” derken bile kekelerim. Ben o çamura çok alışmışım, başka türlü nasıl yaşanır unutmuşum. Piknik yapmaktan vazgeçtim, yağmurdan kaçıp bir odaya kapattım kendimi. Bir duvarın dibine çökmüş, sırtımdaki ağırlıktan kurtulmayı bekliyorum. Her yerime bulaşan çamur zamanla üzerimde kuruyup toprak olmuş, bir rüzgar eser, savrulur hepsi.

-Aysima Gel







Bir Cevap Yazın