
Biz sizleri araştırdık. Fakat henüz sizi tanımayan okurlarımız için biraz kendinizden bahseder misiniz? Deniz Yıldız kimdir?
Ana enstrümanı gitar olan, kendi şarkılarını ve projelerini yapan, şu anda da Sena Şener için gitar çalan bir gitarist. Kendime müzisyen demeyi çok tercih etmiyorum. Bunu söylersem Bach, Beethoven, Chopin gibi insanlar oluyor. Ben onlarla aynı ligde değilim. Bu yüzden gitarist demeyi seviyorum.
Kendi iç dünyamdaki tanımım biraz daha farklı. Playstation, tenis, basketbol oynamayı, Sena’yı seven, Efes Pilsen taraftarı olan biriyim.
Biraz geçmişe gidelim. Sizi en başta gitarist olmaya iten durum veya olay neydi? Nasıl böyle bir karar verdiniz?
Gitara başlamam biraz tesadüfen oldu. 8 yaşımda babamın doğum günümde gitar almasıyla oldu. O yaşlarda daha çok playstation ve basketbola ilgim vardı. Gitara pek ilgim yoktu. O sıralarda Mustafa Utku’dan ders almaya başladım. Tek ders aldığım hocadır Mustafa hoca. Bende emeği çok fazladır, ona teşekkür ederim tekrar.
Eve geldiğinde ben ders yapmak istemezdim. Dolabıma saklanırdım hocam gelince. Derse başlayınca da klimanın saatine bakardım kaç dakika kaldı bitmesine diye. Hiç motivasyonum yoktu. 11 yaşına gelince bu durum değişti. Mustafa hoca bir derste birkaç gitarist ismi yazıp verdi bana. Yngwie Malmsteen’in Alcatrazz ile olan canlı performansını dinledim ve çok etkilendim. Böylece gitarist olmaya karar verdim. İlk zamanlar Malmsteen’i taklit etmeye çalıştım. Sonradan özellikle üniversitede aldığım eğitimle kendi yapmak istediğim müziği yaratmaya başladım.
Kendinize ait My Muse isimli bir albümünüz ve çok sayıda single çalışmalarınız var. İlk albümünüz çıktığında ne hissettiniz? İstediğiniz tepkiyi dinleyicilerinizden alabildiniz mi?
İsmini duyunca şu an duygulandım 🙂 Benim için çok özel bir albüm. Çünkü hem baştan sona tüm şarkıları kendim çaldım hem de en sevdiğim parçaları çalmıştım. Bu yüzden özel bir yere sahip.
İstediğim tepkiyi maalesef alamamıştım. O dönem kişisel hayatım ile ilgili bazı sıkıntılarım vardı. Bu yüzden sosyal medyada çok aktif değildim. Aktif olmadığım dönemde bu albümü yayınladığım için çok fazla insana ulaşamadı. Ama geri dönüp bakınca en sevdiğim şarkıları kendi yorumumla dinlemek çok değerli. Hatırası var bende diyebilirim.
Yakında spotify’da bu albümü kaldırabilirim. Düzenlemeleri çok güzel, performans çok güzel ama sound gelişebilir. İleride bu tarz bir işe girişirsem bu albümü kaldırabilirim.
My Muse albümünün yapım aşaması nasıldı? Kimlerle çalıştınız?
11 tane cover var ve hepsini kendim düzenledim. Kayıtların tamamını 3 haftada bitirdim. İlhamın çok yüksek olduğu bir dönemdi. Bende bazı dönemlerde akustik gitar çalma isteği oluyor. Sabah kalkıyorum akustik gitar çalmak istiyorum. O da öyle bir dönemdi. 3 hafta çok büyük yoğunlukla geçmişti o yüzden. Akışın olduğu ve müziği hissedebildiğim bir dönemdi.
3 konuk sanatçı var o albümde. Vesislava Todovora, Bulgar, çok iyi bir çellist ve benim çok iyi bir arkadaşım.
Evan Cole Wicked Game söylemişti.
Ferhatkaya Karamenderes ile de Mariage D’amour’u çalmıştık.
Genelde yabancı isimlerle çalıştığınızı ve bazı şarkılarınızın İngilizce isimlendirildiğini görüyoruz. Bunun özel bir sebebi var mı? Hedefler global mi?
Hedefler global çünkü bir noktada öyle olmak zorunda. Türkiye’de böyle şeyler denendi. Cem Köksal’ın yaptığı set me free albümü inanılmaz bir albüm. Siyah-beyaz aynı şekilde. O dönemde Joe Lynn Turner ile konser verdi. Fakat yeteri kadar ilgi görmedi. Şu an müziği bıraktı zaten.
Diğer bir örnek serhat öztop. En sevdiğim gitar idollerinden. O da iki tane harika albüm yaptı. Fakat o da beklediği karşılığı göremedi. Kendi röportajlarında da söylediği bir durum olduğu için rahatlıkla bunu söylüyorum. Bu yüzden hedefler global ama bu film Türkiye’de oynandı. Bu yüzden sonu belli olan bir şey tekrar oynamaya gerek yok.
Hedefler demişken ileride müzikte “kendimi şurada görüyorum” dediğiniz bir nokta var mı?
Evet var ama bende kalmasını istiyorum şimdilik. Ama uzun vadede olabileceğim en iyi gitarist olmak ve bundan keyif almak istiyorum. Hayatta her şey gelip geçici. bu yüzden iç huzurum olduğu sürece işimi yapmaya devam etmek istiyorum.
Birlikte çalışmaktan en keyif aldığınız isim kimdi? Neden?
Bu zor bir soru. Çünkü son birkaç senede birbirinden değerli isimlerle çalıştım. Bazıları benim müziklerini dinleyerek büyüdüğüm müzisyenler. O yüzden içlerinden birini seçmek çok zor.
Saymak gerekirse Şebnem Ferah’ın bateriste Aykan ilkan ile, Pentagram’ın vokali Murat ilkan ile çalışma şansım oldu. Yine Serhat Öztop ile birlikte çalıştık. Daha birçok çalıştığım müzisyenler oldu. Bu kadar kısa sürede böyle isimlerle çalışmak inanılmazdı.
Sena’yı buraya katmıyorum. Çünkü çalışmak değil ben ona destek olmak ve onunla müzik yapmak istiyorum.
Bu isimlerin hepsi çok değerli. Bu yüzden içinden birini seçemem.
Geçtiğimiz senenin sizin için bir hayli yorucu olduğunu görüyoruz. Sena Şener ile aynı sahneyi paylaşmanın yanı sıra Deniz Yıldız Session Band altında çalışmalar yapmışsınız.
Size ne kazandırdı bu deneyimler? Sena Şener ile çalışmak ve birçok live session yayınlamak nasıl bir süreçti?
Geçtiğimiz sene çok sıradışı bir seneydi. Çok yorucuydu ve zorlandığım anlar oldu. Hem sena şener ile çalışmaya başladım, 3 live session çektim, 10 tane video ve 2 single yayınladım. Online eğitim sitem üzerine yol katettim. Hepsini bir arada ilerletmek çok zordu.
Sena ile çalışmak inanılmazdı. Çünkü ben sena’yı çok seviyorum. Uyandığımda sena için ne yapabilirim?, Sena benden bir şey ister mi? diye düşünüyorum. 2019’da bir sürü konserine gittim. Konser sonrasında tanıştık ve müzik üzerine biraz konuştuk. sonrasında onun için çalmaya başladım. Geriye dönüp bakınca duygulanıyorum.
Sena ile çalmak yorucu değil. Bana terapi gibi geliyor. Sadece seyahatler bazen yorucu gelebiliyor. Benim belli bir düzenim olduğu için arka arkaya konser verdiğimizde 4-5 saat uyku zorluyor. fakat hiçbir şey kusursuz değil. Bu yüzden her şeyi artıları, eksileri var.
Live session bambaşka bir dünya. Başlangıcı 2021 aslında. Baterist arkadaşım Tolga bana Martin Miller’ların yaptığı live sessionları gönderdi. Ben de böyle bir proje yapmaya karar verdim. O dönemde pandemi dönemiydi. Yasaklar vardı. O dönemde çok fedakarlık yaptık, zor bir süreçti. Çalıştığımızda stüdyodaki arkadaşımız o zaman covid oldu ve kayıt alamayacağımızı söylediler. Sırf yapmak için de kayıt almak istemedik. antalya’dan kalkıp istanbul’a glemiştik ekip olarak. Kayıt alamadan geri dönmek zorunda kaldık. Benim için büyük hayal kırıklığı oldu. Sonra yılmadım, tekrar organize ettim. Bu sefer de sokağa çıkma yasağı geldi yine. Ocak’ta, şubatta yapmak istediğimiz projeyi eylül’e kadar ertelemek durumunda kaldık. Sonunda 2022 yılında Ocak ayında yayınladık. Yüklendikten sonra da telif yedik 🙂
Tabi bizim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Fakat yine peşini bırakmadım ve yine organize ettim. Proje hala devam ediyor. Bir sene içerisinde serhat öztop, Tuğçe kaymaz, Deniz sucu, murat ilkan gibi isimlerle çalışma şansımız oldu. Ve bu projenin çok daha iyi yerlere geleceğine ve büyüyeceğine inanıyorum.
Think&Glow okuyucularına ve sizi dinleyenlere buradan ne söylemek istersiniz?
Türkiye maalesef zor bir yer. Bu yüzden ilk olarak herkese sağlık ve huzur diliyorum. Bunun haricinde ben bir efes pilsen hayranıyım. Bu yüzden herkesi efes pilsen maçlarında Efes’i desteklemeye davet ediyorum.
Ayrıca beni röportaja davet ettiğiniz için teşekkür ederim.







Bir Cevap Yazın