
Sinemaseverleri şöyle bir çağıralım. Bu yazıda sizlere elimden geldiğince bir kısa film seti nasıl oluyor, set içerisinde bir gün nasıl geçiyor ondan bahsetmeye çalışacağım. Filmimizin ismi Şalter. Kendi filmimin reklamını yapıyormuş gibi görünmemek için filme dair başka bir bilgi vermeyeceğim. Yazının bundan sonraki kısımları filmin ortaya çıkışı, yaşanan tatlı anlar, zorluklar ve bitiş hikayesi olarak anlatılacak.
Bu İşe Nasıl Başladık?

Benim asıl mesleğim gazetecilik. Hala devam eden okulumda da İletişim Fakültesi bünyesinde barınan RTS bölümünde öğrenim gören birçok arkadaşım mevcut. Melih isimli arkadaşımla ise büyük Kahramanmaraş Depremi sırasında bir kültür merkezinde yardım toplarken tanıştık. Aynı okulda olmamıza, kendisi benim senaryolarımı hocalar sayesinde okumasına rağmen birbirimizden haberimiz yoktu. Zamanla aynı okulda olduğumuzu, aynı fakültede eğitim gördüğümüzü ve daha önce birbirimizin işlerini gördüğümüzü öğrendik. Bu şekilde aramızda bir arkadaşlık başladı ve bu okul bünyesinde değil de dışarıda olduğundan; okul arkadaşlarımızdan daha farklı bir dinamikle birbirimizin hayatına dahil olduk. Kısa bir süre sonra Melih “Erdem bitirme projem için şöyle bir şey yazdım bunu çekmek istiyorum bana yardım eder misin?” diye bir teklifle geldi. Severek kabul ettim ve senaryo üstünde bir iki düzenleme yaparak filmin yapımcılığına da ortak oldum. Yazının bu kısmı filmin nasıl ortaya çıktığını anlatmak amacıyla yazıldı. Bundan sonraki kısımlar tamamen bir kısa filmin nasıl çekildiğine dair olacaktır.
Yapılan Hazırlıklar
Kısa film çekeceğiz, festivallere yollayacağız iyi güzel fakat bir sorun var. Bütçemiz kısıtlı. Tıpkı her tanınmamış bağımsız sinemacı gibi biz de ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldık. Özellikle öğrenciyseniz bu ekonomik zorluk daha da yukarı tırmanıyor maalesef. Sürekli bir sponsorluk arayışı içine girmemize rağmen istediğimiz gibi bir sonuç elde edemedik. Biz de kendi bütçemiz ile çekmek kararı aldık. Çekim yapılacak mekanlar ücretsiz olarak ayarlansa bile oyuncular, kamera, ekipmanlar, set ekibi gibi birçok farklı alanda ücret ödememiz gerekliydi. Gel gör ki paramız sadece kamera ve birkaç ekipman kiralamaya yetecek kadardı.
Tiyatro oyunculuğu yaptığım için oyunculardan biri bendim. Diğer oyuncuları ise arkadaşlarımızdan seçtik. Anne ve baba rolünü de Melih’in kendi anne babası üstlendi -aramızdaki en iyi oyunculardı-. Filmin introsu gibi birçok detay için farklı farklı insanlarla iletişim kurduk. Kamerayı da, Kadıköy’de çok tanınan ve BaBaLa, Kafa Tv gibi büyük prodüksiyonlu kuruluşların da kullandığı bir dükkandan kiralamaya karar verdik. Öğrenci belgemiz ile öğrenci indiriminden faydalanarak kamera ve ekipmanların bir kısmını sadece tek günlüğüne kiralayabildik. Kalan ekipmanların bir kısmını da okuldan temin ettik. Set ekibi oluşturacak paramız olmadığından çekim konusunda birçok şeyi Melih tek başına üstlendi. Melih’in sınıf arkadaşı olan Emir Aytekin ve benim arkadaşlarım olan Doğukan ile Furkan, bize yardımcı olmayı kabul etti ve görüntü yönetmeni ile ses ekibi olarak yardımımıza geldi. Hazırlıklar böylece tamamlanmış, oyuncular belirlenmiş, kamera ve ekipmanlar listelenmişti. Geriye en korktuğumuz şey olan filmi tek günde çekme işi kalmıştı.
Beklenen Çekim Günü
Önceden belirlenen ve herkesin uygun olduğu güne ayarlanan çekim günü sonunda gelmişti. Gece boyu Melih ile birlikte birçok aksaklıkla uğraşmak zorunda kalıp çok az bir uyku ile geceyi sabah etmiştik. Saat 8.30 gibi ikimiz de evden çıkıp kalan ekipmanları temin etmek için okula gittik. Tahmin ettiğimizden çok daha uzun bir süre okuldaki ekipmanları almakla geçti. Saat 11.30 gibi ihtiyacımız olan ekipmanların bir kısmını temin edip, Melih’in babasının arabasıyla çekim yapacağımız alana götürdük. Bu sırada oyuncular hala gelmemişti. Oyuncuların gelmesi, setin kurulması derken saat öğleni geçiyordu. Her şey hazır olduğunda çekimler başladı.
Çekimler sırasındaki en büyük sorunumuz havanın bir güneş açıp bir bulutlanmasıydı. Tabii ki çevre sesleri de bize oldukça zor anlar yaşattı. Dış mekan çekimi yaptığımız için çevre seslerini engellemekte çok zorluk çekiyorduk. Özellikle iyi giden bir oyunu sık sık gürültü nedeniyle kesmek zorunda kalıyorduk. Her film için aynı mıdır bilmem ama bizim filmimizde oyuncu sadece oyuncu, yönetmen sadece yönetmen değildi. Herkes her şey idi. Oyuncu sahnesi olmadığında boomcu, yönetmen gerektiği yerde sesçi de oluyordu. Gün ışığı kaçana kadar bir şekilde çekimi yetiştirdik. Sadece son sahnemizde bir ton farkı oluştu çünkü akşam olmuş ve hava kararmaya başlamıştı. Tek gün de bir film çekmenin ne kadar zor olduğunu o an anladık.

Mekan Değiştiriyoruz
Bir sonraki çekimimiz iç mekan çekimi olduğu için işimiz daha kolaydı. Işığı istediğimiz gibi ayarlayabilir ve çevre seslerden etkilenmezdik. Öyle de oldu. Çekim yerimiz Melih’lerin eviydi. İki araba halinde Melih’in evine gittik. Evde yaklaşık 10 kişi vardık ekip olarak. Annesi bizim için sofra hazırlamıştı. Sabahtan beri kimsenin bir şey yemediğini hatırladık. Vaktimiz kısıtlı olduğu için herkes tüm enerjisini işe vermişti. Yemekler yendikten sonra herkes biraz dinlenmek istedi. Melih’in abisi, Mutlu abi müzisyenmiş. Herkes salonda toplandı ve Mutlu abi insanları dinlendirmek için yumuşak bir şeyler çalıp söylemeye başladı. Bu sırada setin üç karıncası ben, Melih ve Emir kameraları kuruyor, ışıkları ayarlıyor ve prova alıyorduk. Her şey tamam olduğunda ve herkes biraz dinlendiğinde çekim için tekrar başladık. Dış mekan çekimine göre her şey daha rahat gitti. Işıkları ayarlarken vakit harcamamıza rağmen çok fazla tekrar almak zorunda kalmadık ve işimizi elimizden gelen en iyi şekilde yaptık. Bütün çekim bittiğinde saat sabaha karşı 5’e geliyordu. Evde sadece biz üçümüz, Melih’in ailesi ve bize yardıma gelen iki arkadaşımız kalmıştı.

Filmin Çekiminin Bitmesi
Bütün her şey bitmişti. Geriye filmin müziklerinin yerleştirilmesi ve çokça vakit alacak kurgusu kalmıştı. 5 dakikalık bir kısa film için iki, üç hafta kurgu ile uğraştık. Sonunda filmimizi tamamlayıp yaptığımız işi izledik. Kimimiz memnun kimimiz ise tam olarak memnun olmadan yorumladı filmi.
Bu kısma kadar bir kısa film seti nasıl geçti kendimce anlatmaya çalıştım. Umarım siz değerli okuyucular bu yazıyı okurken tıpkı bizim gibi bir film setini yaşamışsınızdır. Sinemaya gönül veren, kendi filmini çekmek isteyen değerli okuyucularımıza verebileceğim tek tavsiye, bu iş için büyük bir bütçe ayırmaları gerektiğidir. Türkiye’de parasız hiçbir iş yapılamadığı gibi; sinema alanında da para bir filmin iyi olabilmesi için temel unsur sanırım.
Bu kısma kadar yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyor, mutlu günler diliyorum. Umarım başka setlerde, başka hikayelerde bir araya geliriz.







Bir Cevap Yazın