
Sebat önemlidir.
Peki ama her şeye sebat etmeli miyiz?
Sınırlarımız nerede başlamalı?
İş hayatında “sabırlı ol”, “dayan”, “vazgeçme” gibi cümleleri özellikle bir önceki kuşaklardan sık duyarız.
Sanki ne kadar tahammül edersek o kadar güçlü, ne kadar sessiz kalırsak o kadar olgun olurmuşuz gibi.
Doğru, iş hayatında başarının temelidir sabır; başarı çoğu zaman istikrar ve kararlılıkla gelir.
Ama bazen de bu “sabır” bizi olgunlaştırmaz, yıpratır.
Sebat ettiğimizi sanırken aslında psikolojik sağlığımızı uçurumdan aşağı yuvarlıyor da olabiliriz.
Çünkü bazı durumlarda bu kelime, farkında olmadan mobbing davranışlarını tolere etmeye dönüşebilir.
Oysa sebat, saygı gördüğün bir ortamda anlamlıdır; saygısızlığın normalleştiği yerde değil.
Sebat mı, Sessizlik mi?
Sebat etmek; bir hedef için azimle çabalamaktır, hedefler uğruna zorluklara göğüs germektir.
Ama o dokunulmaz kişi artık seni sistematik biçimde küçümsüyorsa, emeğini görmezden geliyorsa, sesini bastırıyorsa, taciz uyguluyorsa…
Bu durumda “sebat” artık “azim” değil, kendine haksızlık etmenin başka bir biçimi haline gelir.
Kültürümüzde sabır çoğu zaman yüceltilir. “Bekle, geçer.”, “Biraz dişini sık.”, “Herkes zorlanıyor.” denir.
Oysa bazen sabretmek değil, “dur” demek gerekir.
Çünkü sınır koymak da bir olgunluk göstergesidir.
İş Hayatında Mobbing: “Sebat Et” Tuzakları
Kendine yapılan saygısızlığı “sabır testi” gibi görüp, “iş hayatı böyle” diyerek sessiz kalma.
Bu noktada şu farkı hatırlamak gerekir: Sebat, işe karşı gösterilen bir dirençtir. Mobbing karşısındaki sessizlik ise kendine haksızlıktır.
Mobbing her zaman yüksek sesle olmaz.
Bazen sessizdir, bazen “şaka” adı altında, bazen “profesyonellik” maskesiyle gelebilir.
Ve sen, başta önemsemezsen sebat seni korumaz.
Bu davranışlara maruz kalan kişi “sabırlı olmalıyım” diyerek durumu kabullenmeye başladığında, sebat artık gelişimin değil, tükenişin aracı olur.
Sebatın Sınırı Nerede Başlar?
Bir çalışan olarak en kritik becerilerden biri, dayanıklılık ile sınır koyma arasındaki farkı fark edebilmektir.
- Saygının bittiği yerde: Kim olursa olsun; patronun, yöneticin veya bir ekip arkadaşın sana sürekli küçümseyici, kırıcı veya manipülatif davranıyorsa, “bir çalışan” olarak değil de “dişi” olarak konumlandırılıyorsan yaşadığın şeyin adı artık “sebat” değil, sömürüdür.
- Adalet duygusunun zedelendiği yerde: Emeğin görülmüyorsa, topluluk içinde asla takdir edilmiyor; tam tersi, her zaman yeriliyorsan ve sen hâlâ “sabırlı olayım” diyorsan… Bu sabır seni ileri değil, geri götürür.
- Kendini sorgulamaya başladığın yerde: “Acaba ben mi bu duruma prim verdim?”, “Belki benim yüzümden?” diye düşünüyorsan, mobbingci seni etkisi altına almış olabilir.
Sınır Koymak Neden Güçlü Olmaktır?
Birçok kişi sınır koymayı “pes etmek” zannedebilir.
Oysa sınır koymak, kendini korumayı seçmektir.
Bir çalışma ortamında huzur, saygı ve güven yoksa; orada kalmak seni geliştiriyor değil, yavaş yavaş içini susturuyor olabilir.
Kendine şunu sor:
“Burada kalmak beni büyütüyor mu, yoksa küçültüyor mu?”
Bu sorunun cevabı, sebatın mı yoksa kendi sınırlarının mı seni yönlendirdiğini gösterir.
Profesyonelce Sınır Koymak ya da Gitmeyi Bilmek
Sınır koymak çatışma yaratmak değildir; aksine iş hayatında kendini korumanın olgun bir yoludur.
Aşağıdaki adımlar, mobbing karşısında profesyonel bir tutum geliştirmeni sağlayabilir:
Durumu tanımla:
- Yaşadığın davranış bir “zorluk” mu, yoksa “sistematik yıldırma” mı?
- Bu ayrımı yapabilmek, doğru tepki için ilk adımdır.
Kayıt tut:
- Tarih, saat ve olay detaylarını not al. Yaşandığı an çevrenle yazılı iletişim araçları üzerinden paylaş ve bu kayıtları sakla.
- Eğer mümkünse KVKK’ya aykırı olmayacak şekilde video kayıtları ve mesajlaşmalar işe yarayacaktır.
- Gerektiğinde İnsan Kaynakları birimi veya hukuk danışmanına somut bilgi sunabilmen önemli.
Profesyonel destek al:
- Güvendiğin bir İK uzmanı, mentor veya kurum içi danışmanla durumu paylaş.
- Bazen dış göz, olayın büyüklüğünü daha net görmeni sağlar.
Sınırını net ifade et:
- Kırıcı bir davranışla karşılaştığında açık ama sakin bir dille belirt: “Bu şekilde konuşulduğunda kendimi rahatsız hissediyorum, lütfen konuyu bu tonda devam ettirmeyelim.”
Gerekirse resmî süreçleri başlat:
- Kurumun mobbing veya etik hatları varsa, yazılı bildirim yapmaktan çekinme.
Bazen de en büyük cesaret, kalmak değil gitmektir.
Sana iyi gelmeyen bir ortamdan uzaklaşmak, “pes etmek” değil; kendini seçmektir.
Sebat etmek güzeldir ama sadece saygı gördüğün, değer verildiğin ve gelişebildiğin bir yerde.
Onun dışındaki sebat, sadece sessiz bir tükenişe dönüşebilir.
Anlatacaklarım şimdilik bu kadar; umarım bir farkındalık sağlayabilmişimdir. 🙂
Değinmemi istediğin konular için LinkedIn üzerinden iletişim kurabiliriz.
👉🏻 www.linkedin.com/in/irem-aktay-39022b1a0







Bir Cevap Yazın