
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Kaburga James kimdir?
Merhabalar. Kaburga James, 2019 yılında Özgür Dorak tarafından Eskişehir’de kuruldu. Uzun yıllardır süregelen sahne hayatından sonra bestelerimi dinleyiciyle buluşturmak için bu projeyi kurma ihtiyacı hissettim. Projede söz, müzik, vokal, gitar ve tuşlu çalgılarda Özgür Dorak; elektro gitarlarda ise Rıdvan Doğan yer alıyor. Bunun dışında şarkıların durumuna göre konuk müzisyenler de yer alıyor.
İsmini ilk duyduğumda çok farklı ve ilginç gelmişti. Neden “Kaburga James” ismi? Bu ismi seçmenizde ne etkili oldu?
Bu soru, projeyle ilgili en çok duyduğum sorulardan biri. Bu ismin hikayesi projenin kurulmasından çok daha önceye dayanıyor. Yıllar önce yeni bir grup kurma fikri üzerine hummalı bir isim bulma arayışına girdiğimi hatırlıyorum, sanıyorum 2016 yılıydı. İsim üzerinde birkaç ay çalıştığımı hatırlıyorum. Kendime fazla yüklenmiş olacağım, Kaburga James ismini bir gece rüyamda gördüm. Grup, spot ışıkları altında bu isimle sahne alıyordu. Sonrasında ismi çok beğenip o grupta değil de ileride yapacağım beste projesinde kullanmaya karar verdim.
Müzik tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
Müzik tarzımı kolay bir şekilde tanımlayamıyorum. Bu projeye başlarken belli bir sound ve tarz üzerinde karar verip yola koyulmadığım için, geçen 4 yılda birbirinden farklı tarzlarda şarkılar ürettik. Delinin Köyünde için country, Aç Kalbini, Geldim için pop rock, Anlatsam Anlamazsın Zaten için synth pop denebilir. Bunların dışında da yine farklı sound ve tarzlara uğradığım şarkılar var.
2019 yılından beri “”Kaburga James” ismi ile single çalışmaları yaptığınızı biliyoruz. Yakında albüm çıkacak mı? Yoksa single olarak mı ilerlemeyi düşünüyorsunuz?
Albüm konusu ara ara aklıma gelen, fakat kendimi %100 hazır hissedene kadar ertelediğim bir konu. Bir gün kendimi tam olarak hazır hissedince tabii ki albüm yapma planım var. Üzerine çok fazla düşünüp çok fazla emek vereceğim için doğru zamanı bekliyorum şimdilik. Yakın-orta vadede single’larla devam edilecek gibi görünüyor. Bir önceki soruda bahsettiğim farklı sound ve tarz denemelerini artık sonlandırıp, sıradaki şarkılarda belirli bir sound üzerinden devam edeceğiz. Son iki şarkımız Anlatsam Anlamazsın Zaten ve Gözlerini N’apim Ben gibi, synth pop öğeleri barındıran şarkılar gelecek.
Şarkılarınızı yaparken mutlaka ilham aldığınız bir sanatçı veya durum, duygu vardır. Sizin için ilham kaynağı nedir?
Müziği sevmemde, anlamamda, müzisyen olmaya karar vermemde ve en nihayetinde kendi bestelerimi yapabileceğime inanmamda en büyük pay sahibi The Beatles. Onun dışında Bob Dylan ve ülkemizde de MFÖ ve Bülent Ortaçgil, çok fazla dinlediğim ve etkilendiğim müzisyenlerden. Bu saydığım isimler için müziğimde direkt olarak etkili diyemem, ancak şöyle dolaylı yoldan bir etki var. Bu isimleri uzun yıllardır çok fazla dinlediğim için, bilinçaltıma çok fazla müzikal nüans ve sözler için de duygu durumu alıyorum. Bunun sonucunda da duyumsal olarak bu isimlerle hiç benzemeyen, ancak derinlerde belki okyanusta bir damla kadar, ancak şarkıya da doğru tadı veren küçük hareketler kullanıyorum. Bunları bazen ben de çok sonradan fark ediyorum.
Şarkılarınızı genel olarak nasıl yapıyorsunuz? Üretim sürecinden biraz bahseder misiniz? Çalıştığınız belirli kişiler var mı?
Şarkı yapmada tabii ki birçok farklı yol kullanıyorum. Ancak en çok kullandığım, kendimi en iyi hissettiğim ve artık ritüel haline getirdiğim yöntem yürüyüş yapmak. Tek başıma uzun yürüyüşler yaptığım zamanlarda üretken hissediyorum ve o yürüyüşlerde halihazırda şarkıya dönüşmüş ve dönüşmeyi bekleyen birçok melodi üretiyorum. Onları telefonuma kaydedip evde enstrüman üzerinde düzenliyorum ve son olarak sözleri yazıyorum. Küçük bir melodiden yeni bir şarkıya dönüşme sürecinde tamamen yalnız olmayı seviyorum, ortak çalışmalar içerisinde bulunmadım hiç ve kendimi konforlu hissettiğim bir durum değil bu.
“Delinin Köyünde” parçanız Spotify dinlenmesine göre baktığımızda diğer çalışmalarınıza göre daha ön planı çıkmış görünüyor. Nasıl tepkiler aldınız?
Delinin Köyünde, ilk şarkılarımdan biri. Kaburga James projesinde henüz bir şarkı yayınlamıştım ve açıkçası şarkının bu kadar kişiye ulaşacağını tahmin etmiyordum. Spotify’ın editör listelerine girmesiyle bir sürü farklı şehirden birçok insan ulaştı ve güzel şeyler söylediler. Bu heralde beste yapan bir müzisyen için tüm bu sürecin en mutlu hissettiren anı.
Şarkılarınız genelde yavaş ilerliyor. Hüzünlendirmeyi seviyor gibisiniz🙂Arada sizin tarzınıza göre kısmen hareketli şarkılar yapıyorsunuz ama ileride daha hareketli parçalar duyar mıyız sizden?
Müzikte kontrast, beni hep cezbeden bir şey oldu. Dinleyici tarafımda da öyleyim. Biraz bilinçli biraz refleksif olarak kullanıyorum bunu. Hareketli bir bestede görece daha melankolik veya daha durağan bestelerde görece daha neşeli bir hava yaratmaya çalışıyorum. Daha hareketli şarkılar gelir mi? Elbette gelir, ama dediğim gibi, bir şarkıyı bestelerken hareketli olsun veya melankolik bir havada olsun diye çıkmıyorum yola. O anki duygu durumum, belki havanın güneşli ya da kapalı olması, belki bir gece önceki uykum veya onlarca başka dış faktör birleşiyor ve o an çıkan şeyi besliyorlar.
Think & Glow okuyucularına ve sizi dinleyenlere buradan ne söylemek istersiniz?
Think & Glow ekibine bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum. Okuyuculara ve dinleyicilere de sevgilerimi gönderiyorum, yeni şarkılarda çok yakında görüşmek üzere. 😊







Bir Cevap Yazın