İçten bir “Merhaba”, küçük bir kalp çarpıntısı, sımsıcak bir gülüş ve kalbini kaplayan rengarenk çiçekler… Ne de güzel başlar tanışmalar ve bazen ilk anda anlarsın karşındaki kişinin hayatında ne denli büyük bir yer kaplayacağını. Sonsuza dek sürecek sanarsın, hele ki birkaç tümsekten beraber atlamışsanız. Çiçekli yollarda, rengarenk bulutların üzerinde, neşeli tüm şarkılardasınızdır artık. Dünyadaki en güzel sevilen kişi sizsiniz ve en bebek kişi de sol tarafınızı gümbür gümbür attıran, yanınızdayken tüm sorunlarınızı unutturan, tek bir gülümsemesiyle güneşin tüm sıcaklığını bedeninizde hissettiren o kişi.

Peki her şey bu kadar güzel ve masalsı devam ederken ne olur da hiçbir şey yaşanmamış gibi yabancılaşır bu aşina iki kalp? Niçin bu denli sessiz olur vedalar? Ya da tam tersi, geride gözyaşlarıyla paramparça bir kalp bırakacak kadar gürültülü? Bazı tümsekler neden bu kadar yüksektir mesela? Ya da bu tümseği de aşmak isteyen, bir taşın üzerine çıkıp zıplamayı deneyemez mi gerçekten? Seksek oynarken düşüp diziniz kanadığı için oyun oynamaktan vazgeçtiniz mi hiç? Ben vazgeçmedim mesela. Evet, ağladığım, nazlandığım çok oldu. Hatta kendime kızdığım, kendimi suçladığım… Ama ne oyun oynamaktan vazgeçtim, ne de oyun arkadaşlarımdan. Farkında olmasak da küçükken öğrenmiştik belki de kolay olanın kaçmak; en değerli şeyin ise, oyuna devam etmek ve yaralarımıza rağmen oyundan daha fazla zevk almaya çalışmak olduğunu.

Geldik “Hoşça kal” kısmına… Peki gerçekten hoşça kalır mı insan canı yanarken? Kafasındaki soru işaretleri birbiriyle yarış halindeyken? Her köşeden gelen birbirinden korkunç seslere mantıklı bir yanıt bulmaya çalışırken? Yaklaşık birkaç sene sonrasının planlarını yaparken yolun yarısında tek başına kalınca hoşça kalır mı insan? Geride bıraktığı tümseklere bakarken, ya da o masalsı hikaye her gece bir film şeridi gibi geçerken gözlerinin önünden?

Soru listesi uzun, cevaplar ise genellikle tek kelimelik kısa mesajlar halinde. İşte böyle “Merhaba” ile “Hoşça kal” arasındaki sancılı yol. Peki bir “Hoşça kal”, güneş yüzlü bir “Merhaba” ile gülümsetebilir mi yaşlı gözleri? Tekrarlanabilir mi bu masalsı hikaye en ihtişamlı haliyle? Cevabı sadece yaralı kalplerimizin içinde. Peki ya sizce?







Bir Cevap Yazın