
İnsanlar kendi iç dünyalarını ve yaşadıkları dış dünyayı anlamlandırmak için tüm biyolojik varlığı, doğuştan ya da sonradan edinmiş olduğu psikolojik özellikleri ile tarih boyunca mücadeleler vermiştir. Modern psikolojinin felsefeden, modern psikiyatrinin nörolojiden ayrılması 19. yüzyılın sonlarına dayanır. Bu bilim dalları ile insan ve insan davranışları sistematik araştırma konusu olarak karşımıza çıkmaya başlamıştır.
Aldığımız eğitimlerde bize hep ortalamaya ayak uydurmak öğretilmiştir. Örneğin; x-y düzleminde bir verim grafiği eğrisi hayal edelim. Grafikte noktaları uygun düzlemde birleştirdiğinizde verim eğrisi çıkacaktır; ancak düzlem dışında, herhangi bir yerde olan nokta, grafiği bozacak ve verimi düşürecektir. Yani sistemden dışarı atılmalıdır.
Sistem, bizim farklılıklarımızı yok etmek için elinden geleni yapıyor. Sahip olduğumuz psikolojik özellikleri ve davranışlarımızı ortalamaya ayak uydurmak için törpülemek yerine öne çıkarmalıyız. Çünkü pozitif psikoloji diyor ki; “Beyninizi dünyaya baktığınız lensler şekillendiriyor, farklarımız ile gerçekliği etkileme şeklini değiştirebiliriz.”
Başarı formülü bize hep şu şekilde aşılandı; “Daha çok çalışmalısın, çok çalışırsan başarılı olursun, başarılı olursan mutlu olursun.” Yani mutluluk, hep sonuç olarak ele alındı. Formülü tam tersine çevirdiğimizi düşünelim, mutlu olmayı bir sonuç değil de, eylemin başı olarak nitelendirelim. Mutlu bir zihin durumunda olduğumuzda üretklenliğimiz artacaktır. Çok çalışmak yerini verimli çalışmaya bırakacaktır.
Pozitif psikolojinin bize öğrettiği diğer durumlardan biri de, beynin mutlu iken daha çok ve hızlı çalışmasıdır. Pozitif bir zihin tutumunda olduğunuzda dopamin salgılanır ve dopaminin iki işlevi vardır. Birincisi; mutluluk verir, ikincisi dünyayı farklı açılardan ele almanıza yardımcı olur.
Mutluluğu kalıplara sokmak ya da reçetelendirmek çok doğru bir yöntem değildir. Herkes için mutluluk, özel ve farklı bir deneyimdir. Mutluluk düzeyini artırmak için her geçen gün birçok strateji önerilmektedir, ancak herkese uyan tek bir yaklaşım elde etmek mümkün değildir. Mutluluk; genetik ve kalıtsal faktörlere bağlı olduğu kadar eğitim, gelir, sosyal çevre gibi durumlarla da ilişkilidir.
Eğer mutluluğun kişiden kişiye göre değişen bir şans olduğunu düşünüyorsanız, bu konuda son yapılan çalışmaları inceleyerek bu ön yargıyı ortadan kaldırabilirsiniz. Rick Hanson bu konuyu şu şekilde özetliyor; “Negatif duygu ve durumlara odaklanırsanız, olumsuz duyguların sinirsel alt yapılarını hazırlarsınız. Diğer yandan, pozitif duygu ve durumlara odaklanırsanız, çok farklı sinirsel alt yapılar oluşturursunuz.” Buradan da anlaşılabileceği gibi, mutlu olmak öğrenilebilecek bir ruh halidir, hedef değildir.
Tüm bu pozitifliği hayatınızda uyguladığınızda ve mutluluğu hedef olmaktan çıkardığınızda artık her şey bambaşka olacaktır. Bu zihin yapısı, bizi olumlu bir döngünün içine sokacaktır.
Mutlu Bir Zihin Durumuna Ulaştığınızda Hayatınızda Değişecek 24 Durum
- Anın tadını çıkarabilen, anın içinde yaşayan ve yüksek konsantrasyonlu bireylere dönüşürsünüz.
- Sakinlik ve yüksek farkındalık çerçevesinde olayları ele alırsınız.
- Mutluluk söz konusu olduğunda, affetme ve unutma devreye girer. Negatif hissettirecek “kin” gibi duygulardan uzak kalırsınız.
- İş – yaşam dengesini daha rahat kurabilir ve stres seviyesini yükselten durumlarla daha kolay başa çıkabilirsiniz.
- Mutluluk bulaşıcıdır, bunu destekleyen insanlardan kendinize bir çevre oluşturursunuz.
- Enerji ve çabanızı gerçekten önemli olaylara harcarsınız.
- Aktif ve yapıcı olur, başkalarının başarılarını gönülden kutlarsınız.
- Nazik davranışlar sergiler ve genellikle nazik tutumlar ile karşılık alırsınız.
- Kötü olaylar herkesin başına gelir, şikayet etmek yerine sorunlarınızı çözmeye odaklanırsınız.
- İlişkilerinizde narsist ya da kontrolcü olmak yerine öngörülü olursunuz.
- Kaliteli uyku uyuyarak, enerji biriktirirsiniz.
- Dış dünyayı daha iyi gözlemler ve doğa ile etkileşim içinde olursunuz.
- Sorunlara meydan okur ve onları hayatınızı geliştirecek fırsatlara dönüştürürsünüz.
- Kendi kendine yetebilme beceriniz gelişir.
- Daha fazla teşekkür edebilen bir insana dönüşürsünüz.
- Büyük resmi görür, o şekilde düşünmeye başlarsınız.
- Kendiniz ile vakit geçirmek için zaman ayırırsınız.
- Bahane bulmak yerine sorumluluk alırsınız.
- Sabit fikirli olmak yerine gelişime odaklanırsınız.
- Maddi değeri yüksek olanlara değil, kendinizi geliştirecek olanlara daha çok para harcarsınız.
- Kendi çizginize, rutininize ve ilkelere sahip olur, başkalarına karşı sınır çizebilirsiniz.
- Fiziksel sağlığınızı önemser ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanırsınız.
- Güçlü karakteristik özelliklerinizi, hayatınızda daha çok kullanmaya başlarsınız.
- Söylediklerine önem verilen bir insana dönüşürsünüz, çünkü anlamlı konuşmalar yaparsınız.
Kaynakça:
http://193.140.60.133/xmlui/bitstream/handle/20.500.12154/1746/bulut_s.pdf?sequence=1&isAllowed=y)
https://www.youtube.com/watch?v=PQjIUUxg0eQ (Shawn Acor TED Talk)







Bir Cevap Yazın