
Uçakla seyahat ettiyseniz bilirsiniz. Çocuğunuzla seyahat ediyorsanız, bir problem anında oksijen maskesini önce kendinize sonra çocuğunuza takmanız gerektiği söylenir. Eminim birçoğunuz bunun gerçekliğini sorgulamış hatta anonsu tekrar dinlemiştir. Çünkü bize öğretilen bu değildi. Halbuki biraz düşününce baygın bir ebeveynin, oksijen maskesi takılı bebeğine hiç bir faydası olmayacağını herkes bilir. Öğrendiklerimiz ve bildiklerimiz şaştı. Bize, kendimizi bildik bileli hep önce başkasını sonra kendimizi düşünmeyi öğrettiler çünkü. Sonra öğretilenler de evrimleşti. Önce komşusu açken tok yatan bizden değildir dediler. Sonra önce can sonra canan dediler. Biz de yıllarca seçimlerimizle yargılandık. Kimi zaman fedakar bir komşu kimi zaman bencil bir canan olduk. Biri de çıkıp demedi ki “can da sensin canan da”. Bir şeyin hep ortasında olmak makbuldür. Hep diyorum ya dengede kalmak kafi. Ne olmanız gerekenden fazla fedakar ne de olmamanız gerekenden az bencil. Ne can ne canan yani. Cana olmayı deneyin bir de. Kelime oyunu yapmak gibi olmasın ama cana yakın olun kafi. Bazen ihtiyaç duyulan sadece samimiyet, içtenlik ve cana yakınlık. Kimse sizden fazlasını isteyemez. Kimsenin kimseye borcu da alacağı da yok. Kendinizi, önce kendinizi düşünmenin bir zararı yok. Belki faydası bile olur. Hem size hem karşınızdakine…
Yaptıklarınız bir gün yapmasaydına, değerleriniz bir gün hiçliğe dönüşmeden kendinizi korumayı öğrenin. Bize öğretilenler arasında hep karşılık beklemeden bir şey yapmak da vardı. Oysa her duygu, her değer karşılık ister. Karşılık beklemeden yaptığımız her şey karşılığını istemediğimizden değil, öyle olmasını bildiğimizden. Almanın da vermek kadar olağan olduğunu öğrenin. Tek tarafa çekilen her kürek önünde sonunda her kayığı alabora eder.
İnsan sevmek için bile;
önce aynadakini görmeli ve sevmeli,
sonra iyileşmeli ve iyileştirmeli.







Bir Cevap Yazın