O Ses Türkiye’deki performasıyla öne çıkan, bugünlerde ise kendi profesyonel müzik kariyerini yürüten Oğulcan Uslusoy ile keyifli bir röportaj yaptık.
Bizler sizi tanıyoruz. Fakat Think&Glow okuyucularından sizi tanımayan insanlar olabilir. Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?
Aslen İstanbulluyum. Annem Ispartalı olduğu için ‘’Aa, sen de Ispartalısın o zaman’’ sözlerine çok sık maruz kalıyorum. O yüzden artık annemin memleketini kabullendim, soranlara Ispartalıyım diyorum.
Balıkesir’de büyüdüm. Annem de babam da ikinci baharlarını yaşıyorlar şu anda. Yaşları haliyle fazla. Babam o dönemler emekli oluyor, teyzemlerin yazlığı da Balıkesir’de. Annem astım hastası, tatil ve Balıkesir’in havası ona çok iyi geliyor. Daha sonra annemle teyzem kafa kafaya verip istişare yapıyorlar ve annem buraya taşınmamızın daha iyi olacağını düşünüyor. Bir gecede karar veriliyor ve hop, taşınıyoruz. O zamanlar 6 yaşındaydım, Balıkesir’e taşınır taşınmaz da okula başladım. Balıkesir benim iyi kim oldu diyebilirim. Hem tatil beldesi oluşu, hem de kış mevsiminin yaşanması beni çok huzurlu hissettiriyordu, özellikle de denizin soğuk esintisi, tek başıma yürüdüğüm caddeler… Ne zaman sıkışmış hissetsem aklıma hep Balıkesir geliyor, orası benim konfor alanım.
Tam okul çağındayken yalnızlığa alıştığım için sadece okulda sosyalleşilebileceğini düşünüyordum o zamanlar. 2-3 sene bu şekilde geçti. Çok girişken ve sosyaldim, fırıncı amcalarla konuşurdum sürekli. Şimdi biraz daha içime kapandım ama sosyalliğimden ödün vermiyorum. En azından duygularımı içimde yaşamayı öğrendim. Ne kadar belli edersem karşı tarafın o kadar sıkılabileceğini 19 yaşındayken öğrenmiştim.

Müzik hayatınıza nasıl başladınız? Sizi müzisyen olmaya iten sebep neydi?
Bizimkiler 2007 yılında ev almaya karar veriyorlar. Annemin hastalık durumları, babamın emekliliği derken arafta olduğumuz bir dönemdi. Bahadır diye çocukluk bir arkadaşım vardı. O zaman o halk eğitime kursa başlamıştı. Beni de çağırdı. Fakat maddi sebeplerden gidemeyeceğimi fark ettim. Ama çok istiyordum aslında gitmek. Teyzem o zamanlar yeni ev hediyesi olarak hediye alamadığı için para şeklinde yollamış. Annem parasının yarısını kullanarak diğer yarısını kursa gitmem ve gitar almam için bana verdi. Böylece kursa başladım. Kurs 4 aylık bir kurstu. 2 ay sonra birçok kişiden daha iyi çalmaya başladım.Müzik hocam bana “senin iki ay daha gelmene gerek yok, dört ay sonra herkes senin gibi olacak” dedi 🙂
Gönen’de müzik ile ilgilenen bir arkadaş topluluğu vardı. Oraya gidip geldim bir süre. Tabi kafamda müziği profesyonel yapıp yapmama konusunda soru işaretlerim vardı.
Üniversitede daha çok kendimi buldum. Profesyonel olarak müzik yapmaya karar verdim.
Müzisyen olmasaydınız başka hangi mesleği tercih ederdiniz?
Büyük ihtimalle tiyatroya yönelirdim. Nüans Tiyatro topluluğunda 3 sene tiyatro yaptım.
Sizin için kırılma noktası ne zaman oldu?
İstanbul’a geldiğim dönem kırılma noktasıydı benim için. 21 yaşındaydım. Yine bile tam ne yapacağımı bilmiyordum. O dönemde Ahmet Güvenç’ten ders aldım. Kurtalan Express’in kurucusu kendisi. Barış Manço ve Cem Karaca ile çalışmış bir isim.
Bu gelişmelerden sonra müzisyen olarak devam etmeye karar verdim.
O Ses Türkiye serüveninizi biliyoruz. Yarışmacı olarak katılmaya nasıl karar verdiniz? Biraz bu serüvenden bahseder misiniz?
Beni gitmem için ittiler. Arkadaşlarım benim arkamdan başvuru formu doldurmuşlar. Haberim yoktu böyle bir şey yaptıklarından. Daha sonra seçmelere gittim. Ön elemelerden geçtikten sonra Murat Boz’un takımıyla yola çıkmış oldum. Sahneye Athena – Ben Böyleyim şarkısıyla çıktım.
Ne tarz müzik yapıyorsunuz?
Repertuarım Türkçe müzik genelde. Türkçe pop, rock, alternatif müzik tarzlarını yapıyorum.
Dinlemek isteyenleri Kadıköy’deki Kuzen Sahne’ye beklerim.
Çalmaktan en çok keyif aldığınız müzik aleti hangisi?
Hepsi aslında. Ben bu işe gitarla başladım. Şimdiki aklım olsaydı ve eğer maddi düşünseydim klavye derdim. Ama zevkle çalabileceğin bir şey üzerine konuşursak bas gitar derdim. Bas gitara bir ilgim var. Bu konuda bilgiliyim.
Cenk Tevetoğlu’na vokal yaptım. O da bana çok şey kattı.
Şu an haftada iki gün sahne alıyorum.
Son olarak uğurum diyebileceğiniz bir eşyanız veya inancınız var mı merak ettik…
Benimsediğim her şey benim uğurumdur. Örneğin bugün bir bileklik taktım diyelim, bunu benimsediysem o benim uğurumdur.

Sosyal medya yaptığınız işte sizce ne kadar etkili?
İşimin çok büyük bir parçası. %85’i reklam ve pr çalışmaları üzerine artık. Müzik artık ikinci planda. Bu anlamda Gökhan Türkmen ve Bartu Küçükçağlayan güzel bir örnek. Hem müzikal anlamda bana hitap ediyor hem de reklam ile pek işleri yok.
Kendinizi ileride nerede görüyorsunuz?
Elbette kendimi çok iyi sahnelerde görmek istiyorum. Ama onun dışında evde bir stüdyom var. Orada küçük işler yapıyorum ve arkadaşlarımla kendi şarkılarımızı yapmaya çalışıyoruz.
Ayrıca sadece vokalliğe değil diğer tüm müzik aletlerini kontrol etmeyi seviyorum. Bas gitar ne yapıyor, klavye ne yapıyor, gitar ne yapıyor bunlara odaklanıyorum.
İbrahim Çiftçi birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan biri. Gitarist olarak yanımda yer alıyor. Suat zaten her zaman yanımda. İleride bir şirketleşme yaşarsam yanımda çocukluk arkadaşım Suat’ın olmasını istiyorum.







Bir Cevap Yazın