Savaşın Çocuklarının Masalsı Büyüme Hikayeleri

Başlığı okuduğumuz zaman ister istemez, kendimizce ifade ettiğimiz bir masalsı büyümeyi düşünürken buluyoruz. Masalsı büyüme deyince insanın aklına; mutlu bir aile, oyuncaklar, temel ihtiyaçların kolaylıkla sağlandığı bir ortam ve en önemlisi korkusuz sevgi dolu bir büyüme geliyor. Dünyada yaklaşık 2 milyar 850 milyon çocuk olduğunu varsayarsak 2 milyar 850 milyon tane masalsı büyüme hikayesi vardır. Masallar hep mutlu sonla bitmez mi? Oysa dünyada yaşayan ilk insandan bu yana insanlık ya kendisi dışında gerçekleşen olaylardan ya da bizzat kendi eliyle yaptığı olaylarla hem fiziksel hem psikolojik olarak mücadele etmiştir. Bu mücadeleyi verirken, mücadelenin ortasına hiçbir şeyden haberi olmayan korunmaya ihtiyacı olan çocuklar gelmiştir. Bu çocukların kimi bize okunan ve öğretilen masallardaki gibi hep iyilerin kazandığı, zorluklar yaşansa bile sonunun “mutlu bir şekilde ömür boyu yaşamışlar” ifadesiyle noktalandığı bir ortama doğarken. Kimisi ise “her masal mutlu sonla bitmek zorunda değildir” şeklinde başlayan ve “insanların hırsları uğruna mahvettiği bir ortama doğmuş” ile devam eden kendilerince kurdukları hırslar dünyasını, masal olarak niteleyip onlar içinde; masala doğan çocukların “masalsı büyümesi” şeklinde sonlandırılan cümlenin içine doğmuştur.

Gelin birlikte ele alalım çocuk kelimesiyle aynı cümle içinde kullanılması bile üzücü olan ama bunları yaşayan çocukların sözde masalsı büyümesini.

Savaşın Çocukları

Savaşın Çocuklarının Masalsı Büyüme Hikayeleri

Dünya kurulduğundan beri var olan savaşlar, insanın kendi eliyle oluşturduğu ve ciddi yıkıcı sonuçlarını uzun yıllar boyunca yaşadığı kitlesel travmadır. Yalnızca savaşın içinde olan ülkeleri değil yakın uzak birçok ülkeyi etkilemekte olup siyasal boyutlara sahip olduğu kadar psikolojik boyutlara da sahip olan ve global halk sağlığı sorunu olarak nitelendirilen olaylar bütününe savaş denmektedir. Savaş ortamına doğan çocuklar, dünyaya ilk gözünü açtığı anda güler bir yüzle, tatlı bir telaşla değil de acı bir ifadeyle ve korkuyla karşılanabilmekte ve savaş sırasında ebeveyn kaybı, ayrılık, sürekli kontrol altında tutulma, yoğun korku, savaş nedenli zorunlu göç, göç sürecindeki kayıplar ve şiddet, yaşananların hepsine tanıklık etme, savaşın sonuna dair bilinmezlik ve yoğun anksiyete çocukların en sık karşılaştığı süreçlerdir. Çocuk yaşta karşılaşılan bu olumsuzluklar çocuğun büyüme evrelerine eşlik eden birçok fobiye maruz kalarak büyümeyenlere göre daha fazla topluma yönelik şiddet içeren davranışlara sahip olmasına, dissosiyatif bozukluklara ve alkol-madde bağımlılıkları gibi bir çok olumsuzluğu da beraberinde getirmesine neden olmuştur.

Savaşın Çocuklarının Masalsı Büyüme Hikayeleri

Ne yazık ki tek suçlarının o ortama doğmak olduğu ve nice zorluklarla hayatta kalmaya çalışan savaşın çocuklarının, masalsı büyümesine değindim ama daha nice değinmediğim, savaş olmasa bile en az savaş kadar yıkıma neden olan hayatların içine doğan çocukların sahip olduğu masalsı büyümeler var. Çocukların bulunduğu ortamda ki tüm olumsuzluklar yok edilmese bile aza indirilebilir. Yaşamlarının daha yaşanılır kılınması, onları büyütenlerin elindedir. Ellerinden geldiği kadar olumsuzlukları aza indirmeye çalışıp pes etmemelilerdir.

Umarım her çocuk tüm ihtiyaçlarının karşılandığı, saçı istediği gibi yapılmadığı ya da mavi değil de mor kazak giydiği için ağladığı, masallardaki gibi mutlu başlayıp mutlu biten bir hayata sahip olur.

Kaynakça:

DEMİRKAYA, S. K. (2022). Savaşın çocuklar üzerinde etkisi. Klinik Psikiyatri Dergisi, 25(1), 3-4.

YILMAZ, A. (2012). Çocuk eğitiminde masalın yeri (Binbir gece masalları örneği). Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2012(25), 299-306.

Bir yanıt yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin