Yeşermek için Kırılmak

Kırılmak için mi yeşerir dallar yoksa kırıldığı yerden mi yeşermeye başlar? 

Meyvenin kırık bir daldan düştüğü gibi. Bir insan defalarca aynı yerden kırılmaz derler. Yalan. Bir insan aynı yerden, aynı histen bilhassa aynı inançla defalarca kırılabilir. Tekrar ve tekrar. Düşüşler tek değildir çünkü. Zaferler de tek değildir. Umut da öyle. Yoksa insanlar asırlarca kırık bir kalbi nasıl yaşatırdı sanıyorsunuz? Hiç tersten düze baktınız mı? Belki de yeşermek için kırılıyoruzdur?  Eski bir Cazya inanışına göre; acıyı görmeden tatlıyı tanıyamazsınız. 

İnşirah Suresi 5.ayet “Kuşkusuz ki her zorlukla beraber bir kolaylık mutlak vardır.”

Bugün mutsuz uyandıysan yarın uyanacağın güneşli günü bekle. 

Gökkuşağını görmek istiyorsan yağmuru sev. 

Gözyaşlarını sevme, öğrettiklerini sev. 

Acıyı kabullenme, geçeceğini bil. 

Bilmeden öğrenemeyiz. Öğrenmeden sevemeyiz. 

Bir gün dünyadaki bütün kuşlar bir araya gelir ve kendilerini yönetmesi için padişahı olduğunu söyledikleri Simurg adındaki kuşu bulmaya uçarlar. Söylenenlere göre Simurg’u görecek gözün yok ise gönlün ayna gibi aydın değil demektir. Ama Simurg’a giden bu yol; uzun, uzak ve zahmetlidir. Kuşlar aşılması güç bu zahmetli yolda tek tek yorulup hastalanırlar. Pek çoğu çeşitli bahaneler ve mazeretlerle yola devam edemezler. Bu engellerin hepsi de hakikat yolunda gerçek sıkılmalardır. Geriye sadece otuz kuş kalır. Ve Simurg görünür. Ama belirenin bizzat kendileri olduğunu görürler. Yani kendilerini Simurg olarak görürler. Kuşlar Simurg, Simurg da kuşlardır. Ve ses duyulur: “Siz buraya otuz kuş geldiniz, otuz kuş göründünüz. Daha da fazla yahut daha az gelseydiniz o kadar görünürdünüz. Çünkü burası bir aynadır!”

Can Dündar der ki: “Simurg olabilmek ve Simurg’a varmak zordur. Zordur. Aşk, yılgınlık, kıskançlık, inkâr, bencillik, şaşkınlık ve de yokluk vadilerinden geçmek. Uzun ve zorlu engelleri aşmak, Simurg’a varmak zor, çok zordur. Beklenilen, istenilen, ihtiyaç duyulan Simurg’un kendisi olduğunun farkına varmak daha zordur. İnsanlık tarihi bize göstermiştir ki, bu yolculuk çok uzun ve çok zorlu bir yolculuktur. Simurg’a varmak için Simurg olmak gerekir.”

Kendi küllerinden yeniden dirilmek herkesin harcı değildir. Anka kuşunu bilirsiniz. Rivayete göre Anka, ölümüne yakın kendisine ottan çalıdan çırpıdan çok yüksek bir yuva yapar, sonra bunu en dibinden tutuşturur, en tepesine konar ve en güzel şarkısını söyler. Buna Zümrüd-ü Anka’nın son şarkısı derler. Kimi görüşe göre; yaşadığı süre boyunca yere konmamış, ayağı toprağa değmemiş tek kuştur. Sadece bilgeliğinin zirvesine ulaşan kişi Anka kuşunu görebilir. Çünkü Anka bilgeliği temsil eder.  

Anka gücünün de güçsüzlüğünün de kendinde olduğunu bilen bir bilgedir. Her birimiz küllerinden doğabilen bi Anka kuşunun gücünü diler ama yanmayı göze alamayız. Özgürce uçmayı ister, rüzgardan şikayet ederiz. Gökkuşağının renklerini sever ıslanmayı istemeyiz.

Oysa hayat, beyaz gibi tüm renkleri içinde barındırır. 

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin