Bozkır 2. Sezon dizi incelemesi

Bozkır’ın 2. sezonu, Başkomiser Seyfiye eşlik eden yeni ve oldukça renkli karakterleriyle aynı kurgusal taşranın başka bir hikayesi üzerine kuruluyor. İlk sezonu izlemeyenler için, dizinin adını aldığı Bozkır, Ankaraya 1-2 saat mesafede, 88 plakalı hayali bir taşra. Bununla birlikte iki sezonunda başrol dışında farklı bir oyuncu kadrosu ve hikayeyle ilerliyor.

Yeni hikayenin önceki sezon gibi, etrafında dolaştığı polisiye üzerinden kapalı kapılar ardında insanın iyisiyle kötüsüyle neler çevirebildiğine dair hem yaratıcı hem gerçekçi noktalar yakaladığını görüyoruz. Bozkır, ton olarak ne bir şehir güzellemesi, ne sanat filmi soslu bir taşra trajedisi aslında. İnsanı da taşrayı da olduğu gibi, sarı ve kurak manzaraları ise en güzel haliyle sunuyor.

Bozkır 2. Sezon Konusu

Sezon, Yiğit Özşener’in canlandırdığı, Bozkır’ın bir parçası olmayan Başkomiser Seyfi ve onunla sıkıntılı bir geçmişi olan, sezonun yeni genç polis kontenjanından Payidar’ın operasyon sahnesiyle başlıyor. İki karakterin limoni ilişkisine ve yeni gizemli hikayeye alışana dek kim nerede kaldı demeye kalmadan, teşkilatın yeni yüzleriyle oldukça hareketli bir giriş izliyoruz. Bu hikayede Bozkır emniyetinde geçen diyaloglar, en az sezonun etrafında döndüğü gizem kadar can alıcı.

İlk sezonda Seyfiyi Bozkır ilçesinin hareketli suç dünyasına “şehirli”, serinkanlı ve belki tarafsız bir akılcılıkla yaklaştığını hatırlayanlar, bu sezonda hatalar yaptığını ve tarafsızlığını bir nebze kaybettiğini görüyor. Dolandırma hikayesi, paralarını kaybeden binlerce insanın öfkesi ve linç ortamı da, yazarı adeta tanrılaştıran fanatik çevresi de son derece gerçekçi anlatılıyor. Daha ilk bölümlerden Yazar ve Hilalin sıradışı bir çift olduğunu anlıyoruz. Yeni karakterlerin arasındaki bağlantılar konusunda ise oldukça ağzı sıkı bir 8 bölüm sunuyor Bozkır.

Bozkır 2. Sezon Oyuncuları

Şafak’ı canlandıran Cemal Toktaş’ı Güneşi Gördüm’de Kado olarak izlemiştim. İnanılmaz bir performanstı. Oyuncunun Şafak’ı bu kadar tiksinti ve korku uyandıran bir sapığa dönüştürmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı. Şafak, “hayvani” yanıyla adeta hikayenin açılmasında oldukça önemli bir rol oynuyor. Sevda, yazar ve karısı dizinin gizem uyandıran tarafıyken, dolandırıcı Aliço her sahnesinde hikayeye renk katmış.

Hilal’in binbir yüzünü, insanı tedirgin eden havasını çok iyi şekilde yansıtan ve cesur sahnelere imza atan Yüsra Geyik’i ve zerre kadar karikatürize edilmemiş, modern bir taşralı genç kadın olan Sevda’yı canlandıran Cemre Baysel’i izlemekten keyif aldım. Sevda’nın final bölümünde geçmişi anlattığı, yeşil tonlarının hakim olduğu sahne sezonun görselliği ve duygu yoğunluğu en yüksek sahnelerinden biriydi. Aynı bölümde Payidar ve Seyfi’nin Bozkır’da kapana kısılmış, yaşadıklarıyla baş etme mücadeleleri özetleyen, Payidarın kardeşinden bahsettiği ve Seyfiyle “silahları gömdüğü” sahneyi de çok samimi buldum. Sezon ilerledikçe gelişmelere ve kurbanlara verdikleri tepkilerin değişimini izlemek ayrıca güzeldi.

Bozkır 2. Sezon dizi incelemesi

Hayaller “ile” Hayatlar

Hikayenin tam ortasında, Game of Thrones’un olaylı bir bölümünü aratmayacak kadar ard arda ani gelişmeler yaşanmış ve nabız yükselmişken, peşine gelen iki bölüm durgun ve tekinsiz bir hal almaya başlıyor. Bu süreç, aslında sezonun sürprizine de uzanan tam gaz bir yolculukta hikayeyi sağa çekiyor. İki başrol polisin gerçeği bir türlü birbirlerine anlatmadığı kısımlar bence fazla uzamıştı ve tahmin edilebilir bir şekilde sonuçlandı. Bir de aklıma şaşırtma unsuru olarak vukuatsız görünen karakterler geldiğinden 5. bölümden itibaren dikkat kesilip hikayedeki her karakterin açığını ararken buldum kendimi.

Son olarak sezonun ilk sahnelerinden birinde, insanı haşlanmış mısırdan soğutan ve koçanla dövme dürtüsü uyandıran Şafak karakteri, kadını varile koyduğunda resmen ürperdim. Çünkü bu varil sahnesi ne yazık ki spesifik bir kadın cinayetini akıllara getiriyor. Gerçeğin kurguya erkek şiddeti gibi bir konuda ilham olması büyük talihsizlik…

Küçük bir yerleşim yerinin sahip olabileceği utanç toplumu ve linç kültürü alışkanlıklarını Bozkır kurgusal bir taşra diye ziyan etmiyor hikaye. Etnik ayrımcılıktan kadına şiddetin her türlüsüne, günümüz dünyasına ait gerçek unsurlara bazı sahnelerde incecik detaylarla ve isabetli sorularla değinmeyi ihmal etmemiş Bozkırın yazarları. Ben bu kasabanın gerçekliğini, insan manzaralarını değil kurgusallığını sorguladım desem yeridir. Bozkır, Şahsiyet ve Behzat Ç. gibi severek izlediğim Türk polisiye yapımlarıyla birlikte yerini alıyor.

Bozkır 2. Sezon fragmanına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin