Hayattaki rolümüz bir bakıma fotoğrafta göründüğü gibidir aslında. Hepimiz farklı, kendine has özellikleriyle bütünün önemli bir parçasıyız. Gel gelelim her zaman bu farkındalıkta olamayabiliyoruz. Bu konuyu bir metaforla ele almak istiyorum.

Aşağıdaki büyük fotoğrafı hayat, akan suyu ise başımıza gelen olumlu-olumsuz olaylar olarak görebiliriz.

Bizi üzen, şaşkına çeviren, kıran bir olaydan sonra hayata hangi bakış açısıyla baktığımız, onu nasıl yorumladığımız rotayı oluşturmamız için önemlidir.

  • Ya ortadaki taş olursun hayatın durulmaz.
  • Ya kenarda durup yön verirsin.
  • Ya da köşede pasif durur izlersin sadece.

Seçim senin, hayat devam ediyor. Sen bu fotoğrafta nerede olmayı seçiyorsun?

Ortada durup öylece kurtarıcı beklersen ki bu beklenen çoğunlukla gelmez. Doğan Cüceloğlu’nun da dediği gibi “sen hüzünlüsün diye dünya durup sana yol vermeyecek.”

Sen, seçimlerinle var olur ya da yok olursun.

Eksik Değil, Eksik Parçasın

En iyisi mi? Değersiz, yetersiz, anlamsız hissettiğinde büyük resme bakmaya çalış. Uzaktan baktığında o manzarayı şekillendiren, güzelleştiren, değer katan bir detayda sensin.

Eksik değil, eksik parçasın. Bütünün değerli ve önemli bir parçası…

Bırak ıslatsınlar, bırak su sıçrasın; temizlenir belki bir güzelliğini daha keşfeder, yenilenirsin.

Bazen dur, bazen üzül, bazen ağla, bazen izle, akışta ol. Ama ol, hayatın içinde direnmeden akışta ol. Sana kattıklarını da al cebine, manzarayı seyret, anın tadını çıkar.

Kızma, küsme, suçlama, şikayet etme. Kendine zaman tanı. Kabul et. Önce sen kendini kabul et ki, insanlarda seni kabul etsin farklılıklarına rağmen. Kendi değerini bir başkasına bırakmadan kendin belirle. Var ol ki görülebilesin, sahneye çık insanlar seni izlerde, alkışlarda. Sen yeter ki sahneyi terk etme.

Nice güzel bugünleriniz, çözümlenmiş dünleriniz, sevgi ve umut dolu yarınlarınız olsun.

Bir yanıt yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin