
Hepimiz birbirimize bir şeyler katıyoruz hayatta. Varlığımızla veyahut yokluğumuzla. Bazen de eksiltiyoruz birbirimizden. Eksiliyoruz. Keşkeleniyoruz. Hep derim, insanların keşkesi olmayın, iyikisi olun. Olmayışınız bile iyikili olsun. Güzel hatıralar bırakın, iz bırakan hatalar değil. Ne dedi Sezen; tepeden tırnağa herkes yaralı zaten. Derman olmayacaksanız derin yaralar açmayın derim. Sonra dert olur size. Porselen kalpleri küstürmeyin. Sonra kızgın olunur ama kırgın kalınır. Kızgınlık bağırır, seslidir. Kırgınlıksa suskun ve sessizdir. Öfke su üstündedir ve yüzeyseldir. Kırgınlık çöker ve derindir. Kızgınlık gönül alma ister kırgınlık ise affetmek. Kızgınlık geçer belki ama kırgınlık yer edinir ruhta. Yara bırakır. İlle de iz bırakacaksanız tıpkı bi dövme sanatı gibi olsun. İnsanlar anlam çıkarsın, baktıkça sevsinler sizden izleri. Bu hayatta kendimle gurur duyduğum anlarım bir sınav notundan, kazandığım paradan daha fazla, daha farklı oldu hep. “Cümlelerine bayılıyorum!”, “bizim bir Cazyamız vardı nasıl acaba dedik?” “Allah da seni güldürsün”, “şükür ki Cazya!”, “iyi ki benim kardeşimsin”, “gülüyoruz ama yazdıkların duygulandırıyor”, “bayan mantık”, “güzel ruh”, “iyi ki varsın!” ve daha nicesi… Bunları işitmek ve hissetmek öyle eşsiz ki. O yüzden eskilerimiz “insan biriktirin” der bize. Azıyla, çoğuyla içtenlikle. Sevgiyle bulaşın. Kekiniz sizi anımsatsın. Sohbetiniz özlensin. Kahkahanız keyiflendirsin. Sükutunuz huzur versin. Sesiniz alçak, yüreğiniz geniş olsun. Yaptığınız, söylediğiniz, yaşattığınız her şey de güzel izler bırakın. İyi ki olun!
Kıymetli ve kıymetle kalın.
Cazya







Bir Cevap Yazın