“Yalnız: Yanında başkaları bulunmayan, tek başına.”
Peki yalnızlık sadece fiziksel bir kavram mı? Sadece yanında kimseler yokken mi yalnızsın? Yanında tonlarca insan varken de yalnız olabilir misin? Hangisidir canını daha fazla acıtan? Gerçekten yalnız olman mı, “Yalnız değilim.” sanarken yalnız kalman mı?

Etrafında kahkahalar atan, çevresine neşe saçan, gülümsemesiyle baharı anımsatan, aralarında tanıdık simaların da olduğu kalabalık bir grubun ortasında bağdaş kurmuş hüngür hüngür ağlıyorken sesini kimselere duyuramamaktır esasen yalnızlık. Çevrendekiler yağan yağmurun ahengiyle dans ederken, gözyaşlarını saklamak zorunda kalmadığın için şükretmektir. Farkedilmiş olsa da gözyaşların, göz ucuyla yüzüne çevrilen ve anında rotası değişen bakışları kabullenmiş olmaktır. Yani asıl ve en derin yalnızlık; kalabalıklar içinde, belki de “evim” dediğimiz yerde; anlamlandıramadığımız, içimizi huzursuz eden, yerinin asla doldurulamadığı o boşluk hissinin karşılığı olan kelime.

“Ev” kavramı ise bazen bir mekan, çoğu zaman bir insan oluyor hepimiz için. İşte en derin yalnızlık da, kendimizi ait hissettiğimiz bu “ev”lerde yaşanıyor. Çünkü her ne kadar biz kendimizi o evlere ait hissetsek de onlar sahiplenemiyorlar bizi, açamıyorlar kucaklarını, saramıyorlar yaralarımızı. Sırtımızda çanta, kapının önünde, terk edildiğimiz ya da terk etmek zorunda kaldığımız o evlere son kez acı acı bakarken daha çok hissediyoruz yalnız oluşumuzu. Başımıza gelen iyi ya da kötü her olayda biraz daha fazlasını hissediyoruz. Mutlu bir ortamdayken daha fazla ve mutsuzluktan zehirlenmiş bir şekilde kurtarılmayı beklerken çok daha fazla….

Ve yalnızlık, öylesine büyük bir bataklık ki çırpındıkça daha da derinlere inmiş oluyoruz. İşin en acısı o bataklığa ait olmadığımızı biliyor ama yine de çıkamıyoruz yukarıya. Kim bilir, belki de en büyük sebebi bataklıktayken dahi yeni bir ev arıyor oluşumuzdur. O bataklıktan tek başımıza çıkmamız ve hayatımızın geri kalanında da tek başınalığımızı kabul etmiş olmamız gerekiyorken “Bu defa farklı olacak.” hissiyle diğer evlere göz atıyor oluşumuzdur. “Yalnızlığın çaresini bulmuşlar” derken neyi kastetti Gripin bilmem ama ben teorikte olsa da pratikte bulamadım çaresini sanırım. 🙂
Kendinizi ait hissettiğiniz o evlerde hiçbir zaman yalnızlık hissetmemeniz dileğiyle…







Bir Cevap Yazın