Yaralarımızın Kaynağını Anlayabilmek, İyileşmek

Yaralarımızdır bizi biz yapan. Yaralarımızdan tanırız birbirimizi. O yaraların merhemi de olur. İşte iyileşmek burada başlar. Sertab Erener biyografisinde şöyle bahseder; “İyileşmek anlayabilmek acıların kaynağını, çözmek bilmecesini çocukluğunun. İyileşmek yeniden doğmak, inatla yaşamak, iyileşmek kendinin yenilmez savaşçısı olmak demek.”

Yaralarımızın Kaynağını Anlayabilmek, İyileşmek

Ne zaman yaralı bir kuş görürüz alır onu iyileştirmeye çabalarız da iş kendi yaramıza gelsin kılımız kıpırdamaz. Merhametimiz kendimizi es geçer çoğu zaman. Neden sarmalamayız peki kendimizi? Her şeyi bir noktada anlıyorum ama insanın iyileşmek istememesini anlamıyorum. Kabul etmek istemiyorum çünkü bir insanın kendini bataklığa mahkum etmesini. Zaten boğuluyorum diye kendini akıntıya bırakmasını. Kalın bir halatla çekilecek olmanın o leziz ferahlığını reddetmesini. Sayfalarca neden sayabilirim iyileşmek için. Binlerce neden verebilirim merhem olmak için kendinize. Vakit geçsin diye yaşadığınız o günler size bahşedilmiş tek hayat mesela. Bir gün ölmek için her gün yaşıyoruz. Üstelik başka bir hayatın garantisi bile yokken. Değil bir günü, bir anımı bile kurtarmaya gücüm kalsa, yine de çabalarım kendim için. O halata sımsıkı sarılıp çekerim kendimi var gücümle. Kendim için. Sonra sevdiklerim ve sevgisine inandıklarım için.

Ne zaman iyileşmeye ihtiyacı olan birini görsem elinden tutmak için dolup taşarken buluyorum kendimi. Uzattığınız o el tutulursa anlam kazanır. Aksi mümkün değildir, yaralarından beslenenler iyileşmeyi reddederler çünkü. Yitirilen inançları vardır. Bilmeliler ama her akşamın birde sabahı vardır. Her yaranın merhemi olduğu gibi. Hiç kimse durduk yere kendi kabuğuna çekilmez belki ama, siz kendinizi geri verin lütfen.

Murat Ali Ersan’ın kıymetli alıntısında dediği gibi; ‘’İnsanın en yorgun olduğu an kendini yeniden doğurmaya başladığı andır. Hayati kararlar bu sıra verilir. Yaşam boylu boyunca sorgulanır. Davranışlar değişime uğrar. Yeni bir amaç belirlenir. Ve bu sancılı süreç er ya da geç sona erer. İnsanın en güçlü hissettiği an ise, kendini yeniden doğurmayı başardığı andır. Çünkü tüm zayıflıklarını geride bırakmanın mecburiyetini anlamıştır.‘’

Dün değildi, belki bugün de değil ama yarın mutlaka doğan güneş şafağınız olsun. Zira iyileşince insan güneş gibi olur. Işıl ışıl, sıcacık…

Bir yanıt yazın

Think & Glow sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin