Yazar, şair, öğretmen kimliğiyle bilinen edebiyatçımız yeterli ilgiyi görüyor mu?
Yazılarının mükemmelliği ile bizi büyüleyen Sabahattin Ali’nin, aynı etkileyicilikteki şiirlerini göz ardı ettiğimizi düşünüyorum. Eserleri geniş kitlelere yayılmış, ses getirmiş ve muhtemelen toplumu da yansıtmasından dolayı birçok kişi tarafından okunmuştur. Bu yüzden onun yazılarını bu kadar beğenip okurken, şiirleri hakkında çok az bilgi sahibi olmamız oldukça şaşırtıcıdır.
İlk romanı olan Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna adlı romanlarında süsten arındırılmış, sade anlatımı ile insanı okudukça içine çeken bir dil kullanmıştır. Aynı şekilde hikâyelerinde de bu özelliklerini görürüz. Toplum gerçekleri hakkında yazılar yazan Sabahattin Ali, romantik realizmin etkisinde kalarak eserlerinde sıkça bunu bize hissettirir. Bunu özellikle Kuyucaklı Yusuf romanında işlemiştir. Romanında, gerçek hayattan kopmadan, gelenek ve göreneklerle harmanlayarak kasaba yaşamını betimlemiştir.

Yazılarına bu kadar aşinayken şiirleri hakkında neden yeterli bilgiye sahip değiliz?
Sabahattin Ali, edebiyata şiirle başlasa da daha sonralarında öykü ve romanda ilerlemiştir. O, şiir yazmaya başladığında “hececi şiir” egemendi. Şiirlerinin çoğunda, yazılarında olduğu gibi “halk şiiri” tarzını görmekteyiz. Toplumun acılarını hissedip, yaşamın derinden gelen sesini duyabiliyoruz. Bu şiirlere verebileceğimiz örneklerden bazıları şunlardır:
- Dağlar
- İstek
- Acaba
- Kara Yazı
- Ruhumun Dalgaları

Tabii bunun yanı sıra, eski edebiyattan izlerin olduğu şiirlerini de söyleyebiliriz. Hatta divan edebiyatı etkisinde kalarak farklı türlerde de eserler vermiştir. Bunlar:
- Mesnevi
- Gazel Naziresi
- Terkib-i Bend
Mesnevi’sinde Fuzuli ve Şeyh Galib’in etkisinde kalmıştır. Bu, onun ne kadar toplumcu bir yazar ve şair olsa da eskiden kopmadığını gösterir. Prof. Dr. Hanife Dilek Batislam’ın, Sabahattin Ali’nin eski edebiyat etkisinde kalarak yazdığı Gazel Naziresi ve Mesnevi’sini incelediği “Sabahattin Ali’nin Divan Şiiri Tarzında Yazılmış İki Şiiri” adlı yazısı bulunmaktadır. Tüm bunlara baktığımızda, Sabahattin Ali’nin farklı türlerde eser veren, hazinesi geniş bir sanatçı olduğunu anlıyoruz.

Bestelenmiş Şiirleri Hakkında
Sabahattin Ali’nin şiirlerinden bazıları besteye dönüştürülmüştür. Buna rağmen yeterli ilgiyi görememiştir. Bu durum, şiirlerinin dilinden, yapısından veya kalitesinden değil; aksine şiirleri de yazıları kadar ustalıkla yazılmıştır. Maalesef şiirlerinde mısraları kısa tutup anlaşılır, sade bir üslupla yazmış olup halka daha çok hitap etmek istemesine rağmen amacına ulaşamamıştır.
- Leylim Ley
- Çocuklar Gibi
- Hapishane Şarkısı 1 (Göklerde Kartal Gibiydim)
- Eskisi Gibi
- Dağlar
- Hapishane Şarkısı 2 (Bir Yürek Kaldı Avucumda)
- Hapishane Şarkısı 3 (Geçmiyor Günler)
- Hapishane Şarkısı 5 (Aldırma Gönül)
- Melankoli
- Kara Yazı
- Kıyamadığım
- Çakır
Sabahattin Ali’nin 70’ten fazla şiiri vardır ve 28 tanesini “Dağlar ve Rüzgâr” adlı kitabında yayımlamıştır. Bu kitap seçmeler niteliğindedir. Eleştirmenler tarafından da şiirleri beğenilmiş, hatta Yaşar Nabi Nayır:
“Sabahattin Ali’de iç cevher vardır. Yapmacığa ve gülünce düşmeden halk tarzında şiirler yazabilmesi onun hesabına kaydedilecek büyük bir muvaffakiyettir.”
diyerek onun iyi bir şair olacağını dile getirmiştir.
Sabahattin Ali ilk hapis cezasını, okuduğu taşlamada Atatürk’e hakaret suçundan dolayı almıştır. Hapisten çıktıktan sonra düşüncelerinin değiştiğine dair “Benim Aşkım” şiirini yazmıştır ve bu şiirden sonra şiirden uzaklaşmaya başlamıştır. Bilinen, seçimini öykü-roman yönünde yaptığıdır.
BENİM AŞKIM
Bir kalemin ucundan hislerimiz akınca
Bir ince yol onları sıkıyor, daraltıyor;
Beni anlayamazsan gözlerime bakınca
Göğsümü parçala bak kalbim nasıl atıyor.
Daha pek doymamışken yaşamanın tadına
Gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına…
Gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına.
Senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.
Sensin, kalbim değildir, böyle göğsümde vuran,
Sensin “Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran.
Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.
Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya.
Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye.
Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.
Sonuç
Tüm bunlara baktığımızda, şiirlerinin ön plana çıkamamasının sebepleri olarak şunları söyleyebiliriz:
- Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan gibi yazılarının çok ses getirmesi, onu daha çok yazar olarak tanımamızda büyük etkisi olmuştur.
- Şiirleri bestelenirken, bu şiirlerin Sabahattin Ali’ye ait olduğu bilinmeyip anonimleştirilmiştir.
- Dönemin etkisiyle, o dönemde (1930–1940’lı yıllar) toplumcu gerçekçi öykü ve roman daha ön plandaydı.
- Şiir okuduğu için hapis cezası alması, onu şiirden uzaklaştırmıştır.
Kısaca hem roman ve öyküleriyle büyük yankı uyandırıp yazılarının gölgesinde kalması, hem şiirlerinin bestelenirken halk tarafından yazanın kimliğinin bilinmemesi hem de dönemin edebi anlayışıyla siyasi koşulları, Sabahattin Ali’nin şairlik yönünün görünmez kılınmasına sebep olmuştur.
Kaynakça:
https://siyasihaber10.org/sabahattin-alinin-roman-ve-hikayeleri (Web görünümü)
“Sabahattin ali” sayfasında notlar (Web görünümü)







Bir Cevap Yazın